İman etmiş olanlar;
Yahudi, Hıristiyan ve Sabiî olanlar... Bunlardan kim Allah'a ve Ahiret
gününe inanır ve iyi iş
yaparsa, onların ödülleri Rableri katındadır. Üstlerinde ne bir
korku olacak, ne de üzüleceklerdir.
(Bakara 2/62)
Sabiî kelimesi üç âyette
geçer. İkisi birbirinin tekrarı gibidir. Üçüncüsü farklı
hükümler taşır.
1- İman etmiş olanlar; Yahudi,
Hıristiyan ve Sabiî olanlar... Bunlardan kim Allah'a ve Ahiret
gününe inanır ve iyi iş
yaparsa, onların ödülleri Rableri katındadır. Üstlerinde ne bir
korku olacak, ne de üzüleceklerdir.
(Bakara 2/62)
2- İman etmiş olanlar; Yahudi, Sabiî ve Hıristiyan
olanlar... Bunlardan her kim Allah'a ve Ahiret
gününe inanır ve iyi iş yaparsa üstlerinde ne bir korku olacak,
ne de üzüleceklerdir. (Maide
5/69)
3- “İman etmiş olanlar, Yahudi, Sabiî, Hıristiyan ve Mecusi
olanlar bir de müşrik olanlar... Allah Kıyamet günü onları biri birinden ayıracaktır.
Allah her şeye tanıktır.” (Hac
22/17)
Birinci ve ikinci âyette
insanlar iki gruba ayrılmaktadır:
a-
İman etmiş olanlar.
b-
Yahudi
, Sabiî ve Hıristiyan
olanlar.
Bunlarla ilgili şu ortak karar
verilmektedir:
“Bunlardan her kim Allah'a ve Ahiret
gününe inanır ve iyi iş
yaparsa üstlerinde ne bir korku olacak, ne de üzüleceklerdir.”
Üçüncü âyet insanları üç
gruba ayırmaktadır:
a-
İman etmiş olanlar.
b-
Yahudi
, Sabiî, Hıristiyan
ve Mecusi olanlar.
c-
Müşrik
olanlar.
Bunlarla ilgili şu farklı
karar verilmektedir:
“Allah Kıyamet günü
onları biri birinden ayıracaktır.”
İlk iki âyet Sabiîleri ehli
kitap ile aynı saymaktadır. Şu âyet de Sabiîlere indirilmiş bir
kitabın işareti sayılabilir:
Allah
sana bu
Kitab’ı, gerçekleri içeren ve kendinden öncekileri kabul eden
bir kitap olarak indirdi. Tevrat
’ı ve İncil
’i de o
indirdi.
Onlar daha
önce, insanlar için birer rehberdi. Allah hep doğruyu yanlıştan
ayıran kitaplar indirmiştir. Allah
'ın
âyetlerini görmezlik edenler… İşte onlar için ağır bir ceza
vardır.
Allah güçlüdür, öç alması da vardır.
(Al-i İmran 3/3-4)
Tevrat
Yahudilere, İncil Hıristiyanlara
indirildiğine göre Furkan, Sabiîlere indirilmiş olabilir. Buhârî
Ebu’l-Âliye’den şunu nakletmiştir: “Sabiîler
ehl-i kitaptan bir fırkadır,
Zebur okurlar.”
Bu deliller Sabiîlerin de
ehl-i kitaptan olduğu konusunda birleşmektedir.
Üçüncü âyette geçen
Mecusilerle ilgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor: Onlara, ehli
kitaba davrandığınız gibi davranın.
Araştırmacılar Sabiîlerin
bugün Irak
’ta Fırat ve Dicle ırmaklarının
birleştiği bölge ile İran
’ın Irak’a yakın kısmında,
Karun ırmağı boylarında ve dağınık olarak da Bağdat
ve Basra şehirlerinde
yaşadığını tespit etmişlerdir. Bunların toplam sayısının yirmi
bin civarında olduğu tahmin edilmektedir.
Onlara göre Sabiîlik
Işık Elçisi
(Cebrail
?) tarafından ilk insana
(Adem’e) öğretilmiş ve ondan sonra nesilden nesile aktarılarak
günümüze kadar ulaşmıştır. Yahya aleyhisselam doğruluğun
peygamberi ve ilahi elçidir. O, İlahi mesajı getiren, bazı
ibadetleri uygulayan ve öğreten bir rehber, bir öğretmen ve kötü
güçleri yenebilmek gayesiyle ışık yolunu izleyenlere kutsal
metinleri tebliğ eden bir tebliğcidir.
En önemli kutsal kitapları
Ginza
’dır. Bundan sonra Draşia d
Yahya
(Yahya’nın Öğretileri) gelir.
Bir diğer kitapları da Qolasta’dır.
Bütün varlıkları var eden
Yüce Varlık inancı Sabiîliğin temelini oluşturur.
Onlara göre bir ışık alemi,
bir de karanlık alemi vardır. Bunlar biri diğerinin ayrılmaz
parçası ve varlığının şartıdır. Işık aleminin başında Yüce
Varlık, yani Işık Kralı
vardır. O, en üstün
özelliklere sahiptir ve bütün noksanlıklardan uzaktır.
Işık Kralı
’nın altında, ona karşı savaş
içinde olan Karanlık Kralı
bulunur. Şeytanlar
, devler
, kötü ruhlar
, vampirler
, canavarlar
, erkek ve dişi bütün kötü
varlıklar bu kralın emri altındadırlar. Işık Kralı ahirette
bunların hesabını görecektir.
Ölüm, yeni bir hayatın
başlangıcı, beden hapishanesinden kurtulup ışık alemine
yükselişin ilk adımıdır. Dünyada ilahi mesaja uygun yaşamış,
kötü şeylerden yüz çevirmiş ruh, yükseliş
yolculuğuna başlar. Dünyayı kuşatan yedi gezegeni şimşek
hızıyla geçer ve Abatur’un terazisine ulaşır. Orada tartılıp
yoluna devam eder ve Işık Alemi’ne ulaşır.
Günahkar kötü ruhlar
ise dünyayı kuşatan yedi
gezegenden geçerken işlediği günah ölçüsünde, Kıyametten sonraki
hesap gününe kadar işkence görürler.
Kıyametten sonra, günahkar
ve kötü ruhlar
için genel bir hesap dönemi
başlar. Hesap verdikten sonra Suf Denizi
adı verilen cehenneme
atılacaklardır. Burada günahları oranında kalan ruhlar, Işık
Elçisi
Hibil Ziva
tarafından vaftiz
edilecek ve sırayla Işık
Alemi’ne alınacaklardır.
Sabiîler
, müslümanların abdestine ve
boy abdestine benzer uygulamalarda bulunurlar. Bütün hayatlarını
kuşatan duaları, koç ve güvercin kesmek suretiyle yaptıkları
kurban ibadetleri
, oruçları ve kutsal gün ve
bayramları vardır. Din adamları ve mabetleri bulunmaktadır.
Dua, Yüce Tanrı’ya, onun emrindeki
Işık Elçisi
’ne, ışık varlıklara ve ata
ruhlarına yöneliktir. Bunlar dışındaki varlıklara dua yasaktır.
Sarhoş
eden içkiler, kendiliğinden
ölmüş veya bir başkası tarafından öldürülmüş hayvanların eti,
dini kurallara göre kesilmeyen veya Sabiî olmayan biri
tarafından kesilen hayvanın eti haramdır.