KUR'AN-I KERİM ve AÇIKLAMALI MEALİ
   Fatiha Suresi
   Bakara Suresi
   
Hamd
   Kafirlik
   Alışkanlılar
   Kalp-İşitme- Görme
   Münafık Körlüğü
   Dinler
   Aracılık
   Halef-Selef
   Tesbih-Takdis
   Şefaat
   Tarım Toplumu
   Cennet Kimler Girer
   
Sabiîler
   Cumartesi Yasağı
   Kurbanlık Boğa Olayı
   Ölünün Diriltilmesi
   Kitabı Tarhrîf
   Sıkı Tutma / Isyan
   İsteyen/İstediği

    Nesih ve Zina Cezası
   İbrahim Aleyhisselam
   Soru Cümleleri
   Aklını Kullanmayanın Hali
   Adeti Kadının Oruç ve   Namazı
   Oruç Fidyesi
   Rüşvet
   Başarının Sırları
   Talak
   İftida
   Nikah'în Denetlenmesi
   Faiz
   Kadınların Şahitliği
   İçinde Olandan Sorumlu Olma
   Kur'an'ı Açıklama Usulü

                               CENNETE KİMLER GİRER

 
 

İman etmiş olanlar; Yahudi, Hıristiyan ve Sabiî olanlar... Bunlardan kim Allah'a ve Ahiret  gününe inanır ve iyi iş yaparsa, onların ödülleri Rableri katındadır. Üstlerinde ne bir korku olacak, ne de üzüleceklerdir. (Bakara 2/62)

 

Kendine peygamber tebliği ulaşmayan kişi, sadece şirkten ve bildiği doğrulardan sorumlu olur. Peygamber tebliği ulaşan ise o peygambere inanmak ve onun gösterdiği gibi yaşamak zorundadır. Tebliğin ulaşması, peygamberin mucizesini, yani peygamberlik belgesini görmekle olur. Muhammed aleyhisselamın belgesi Kur’ân’dır. Kur’ân âyetlerini, kendi anlayacağı dille okumamış veya dinlememiş kişiler ona inanmak zorunda değillerdir. (Bakara 121’e bkz.)

Yukarıdaki âyetin bir benzeri Maide suresinde geçer. O âyet, öncesi ve sonrasıyla şöyledir:

“De ki: "Ey kitap ehli! Tevrat'ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirilmiş olanı uygulamadıkça bir değeriniz olmaz. Rabbinden sana indirilenler, onların çoğunun azgınlık ve inkârını iyice artıracaktır. Onun için bu kâfirler topluluğuna üzülme.

İman etmiş olanlar; Yahudi, Sabiî veya Hıristiyan  olanlar... Bunlardan her kim Allah'a ve Ahiret  gününe iman eder ve iyi iş yaparsa üstlerinde ne bir korku olacak, ne de üzüleceklerdir.

Doğrusu biz, İsrail oğullarından kesin söz aldık ve onlara elçiler gönderdik. Kendilerine, canlarının istemediği bir şeyle gelen ne kadar elçi varsa, onlardan kimini yalanlamışlar, kimini de öldürmüşlerdir. (Maide 5/67/70)

Konu ile ilgili bir âyet de şöyledir:

“Yanlarındaki Tevrat ’ta ve İncil’de yazılı bulacakları ümmi peygambere uyanlar... O onlara, iyiliği emreder, kötülükten men eder. Onlara iyi şeyleri helal, kötü şeyleri haram kılar. Sırtlarından ağır yükleri, boyunlarından demir halkaları kaldırır atar. İşte ona inananlar, onu saygıyla destekleyenler, ona yardım edenler, onunla birlikte gönderilen o Nur’a uyanlar;  onlar umduklarına kavuşacaklardır.” (Araf 7/157)

Bu üç dinde; Yahudi , Sabiî ve Hıristiyanlarda Allah ’ın varlığı ve birliği inancı ile Ahiret  inancı vardır[1]. İyi işlerin ne olduğunu da bilirler. Onlar bunlardan sorumlu olurlar. Yukarıdaki âyetlerin açıkça gösterdiği gibi onlardan kim, son peygamberin tebliği ile karşılaşırsa ona inanmak zorundadır. Çünkü Allah, bu konuda peygamberlerden kesin söz almıştır:

"Size kitap ve hikmet verdim de, sonra sizdekini doğru sayan bir elçi geldi mi, ona muhakkak inanacaksınız ve yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?" demişti. Onlar: "Kabul ettik" demişlerdi. "Öyleyse şahit olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım" demişti.” (Al-i İmran 3/81)

Sonuç olarak Bakara 62. âyet, Kur’ân  tebliği ulaşmamış Yahudi , Hıristiyan  ve Sabilerle ilgilidir. Kur’ân tebliği ulaşanlarla ilgisi yoktur.


 


[1]- Hıristiyanlardaki Allah  inancı ile ilgili olarak Açıklamalar böl. "Dûn" başlıklı yazıya bkz.