Halef-
Bir gün Rabbin meleklere: “Yeryüzünde bir halef-selef oluşturmaktayım”
dedi. “Orada karıştırıcılık yapacak ve kan dökecek birilerini mi
oluşturuyorsun? Ama neylersen, güzel eylersin; biz bu sebeple
sana boyun eğeriz. Sen en temizini yaparsın.” dediler. Dedi ki:
“Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.”
(Bakara 2/ 30)
Başkasının yerine geçene halife
veya halef denir. Her insan, öncelikle, kendi atasının yerine
geçer. Hayatı boyunca, bir çok kimsenin malını, makamını ve
imkanlarını ele geçirebileceği gibi elinde olanları da başkasına
kaptırabilir. Bu, başkasının malına, makamına, işine ve aşına
göz dikmeye yol açar. Bu yüzden kavga çıkar ve kan dökülür.
Peygamberlere karşı gelenler de ellerindekini kaybetme korkusu
ile hareket etmişlerdir. Onlardan bu korkuyu gidermek için
peygamberler şunu söylemişlerdir: “Ben sizden bunun bir
karşılığını beklemiyorum. Alacağım karşılığı alemlerin Rabbi
verecektir.” (Şuarâ 26/127) Her
halifenin yerine geçtiği kişi, onun selefi olur. Böylece bir
halef-selef sistemi oluşur. Melekler; “Orada
karıştırıcılık yapacak ve kan dökecek birilerini mi
oluşturuyorsun?” derken bu
sistemden duydukları endişeyi aktarmışlardır. Allah Teâlâ bunun
olmayacağını söylememiş ama meleklerin bilmediği şeyler olduğunu
belirtmiştir.
Bu âyete dayanılarak insanın,
Allah’ın halifesi olduğu iddia edilir. Halife, birinin
bulunmaması, acizliği veya ölümü sebebiyle yerine geçen kişidir.
Öyle ise insan Allah’a değil, ancak, bir başka insana halife
olabilir. İlgili bütün âyetler kelimenin bu anlamını destekler.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Bak Davud! Biz seni bu toprağa halife yaptık. İnsanlar arasında
gerçekçi kararlar ver. Arzuna uyma, bu seni Allah’ın yolundan
saptırır.” (Sad 38/26)
Çünkü Davud, kendinden önce o
toprağa hakim olan Talut’un yerine geçmişti. Konu ile ilgili
âyetlerin tamamı insanların birbirlerine halife olmasını anlatır.
Onlardan ikisi şöyledir:
“Kavmi, Nuh’u yalancı yerine koydu. Biz de onu ve gemide
kendisiyle beraber olanları kurtardık. Onları ötekilere
halifeler yaptık. Âyetlerimizi yalan sayanları da suda boğduk.
Bak bakalım, o uyarılanların sonu nasıl olmuş.
(Yunus 10/73)
Musa’ya dediler ki: "Sen gelmeden önce de işkence gördük,
geldikten sonra da." Dedi ki: "Belki Rabbiniz düşmanlarınızı yok
eder de bu toprakta sizi onların halifesi yapar. Sonra da nasıl
davranacağınıza bakar." (Araf
7/129)
Bir alimle aramızda şu konuşma geçti:
Sordum: İnsan Allah’ın vekili
olabilir mi?
Dedi ki: Hayır, Allah,
peygamberini vekil etmemiştir, bizi eder mi? Peygamberine şöyle
demiştir:
"Allah dileseydi şirke düşmezlerdi. Biz seni onların üzerinde
bir koruyucu yapmadık. Sen onların üzerinde bir vekil de
değilsin." (En'am 6/107)
"Sen sadece bir uyarıcısın. Her şeye vekil olan Allah'tır."
(Hud 11/12)
Sordum: İnsan Allah’ın halifesi
olabilir mi?
Dedi ki: “Evet, çünkü Allah
meleklere, “Yeryüzünde bir halife var edeceğim” buyurmuştur.
Sordum: Halifelik mi üst
görevdir, yoksa vekillik mi?
Dedi ki: “Halifelik. Vekil bazı
konularda temsile yetkili olur ama halifenin yetkisi fazladır.
Sordum: Allah’ın vekili
olamayan, halifesi olabilir mi?
Dedi ki: Peki sen o âyeti nasıl
anlıyorsun?
Dedim ki: Kur’ân’da her âyeti
açıklayan bir başka âyet mutlaka vardır. Allah Teâlâ şöyle
buyurur: Elif, Lam, Ra. Bu öyle bir kitaptır ki, âyetleri
muhkem kılınmış, sonra hakîm olan ve her şeyden haberi olan
Allah tarafından ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
(Hûd 11/1)
İlgili âyetlere bakınca Bakara
30. âyette, bir kişinin diğerinin yerine geçeceği, halef-selef
sisteminden bahsedildiği ortaya çıkar. Yoksa insan Allah’a
halife olamaz. İnsanın Allah’a halife olması, hem kelimenin
sözlük anlamına aykırıdır; hem de çok çirkin bir durumun ortaya
çıkmasına yol açar. Çünkü Melekler; Allah’ın yerine geçecek
birinin karıştırıcı ve kan dökücü olacağını söylemekle, Allah’ın
karıştırıcı ve kan dökücü olduğunu söylemiş olurlar. Allah Teâlâ
da Melekler de böyle şeylerden uzaktır.
Dedi ki; “Beni susturdun.