KUR'AN-I KERİM ve AÇIKLAMALI MEALİ

   Fatiha Suresi
   Bakara Suresi
   
Hamd
   Kafirlik
   Alışkanlılar
   Kalp-İşitme- Görme
   Münafık Körlüğü
   Dinler
   Aracılık
   Halef-Selef
   Tesbih-Takdis
   Şefaat
   Tarım Toplumu
   Cennet Kimler Girer
   
Sabiîler
   Cumartesi Yasağı
   Kurbanlık Boğa Olayı
   Ölünün Diriltilmesi
   Kitabı Tarhrîf
   Sıkı Tutma / Isyan
   İsteyen/İstediği

    Nesih ve Zina Cezası
   İbrahim Aleyhisselam
   Soru Cümleleri
   Aklını Kullanmayanın Hali
   Adeti Kadının Oruç ve   Namazı
   Oruç Fidyesi
   Rüşvet
   Başarının Sırları
   Talak
   İftida
   Nikah'în Denetlenmesi
   Faiz
   Kadınların Şahitliği
   İçinde Olandan Sorumlu Olma
   Kur'an'ı Açıklama Usulü

           ALLAH'A KARŞI ARACILIK

 

 

 

 

Kulumuza indirdiğimiz şey hakkında şüpheye düştüyseniz, ona denk bir sure getirin. Allah’ın dûnundan, bütün bilginlerinizi çağırın. Haklıysanız yaparsınız. (Bakara 2/23)

Dûn sözlükte; üstün zıddı, en üst merte­beden beri, ondan aşağıca, başka ve en yakın anlamlarına gelir[1].”

Gökleri, yeri, Güneş’i, Ay’ı, yıldızları ve bizi yaratan, yağmuru yağdırıp bitkiyi bitiren Allah , göklerin ve yerin tek kralıdır. Bize şah da­marımızdan yakındır. Kimi insanlar onu, ülkelerinin kralı gibi kendilerinden uzak sanır, aracılık  yapsın diye Allah’a yakın bildiklerine baş bururlar. Hıristiyanlar , aracı  saydıkları İsa ’ya Allah’ın oğlu, Mekkeli müşrikler putlarına, Al­la h’ın kızları[2], büyüklerinin ruhlarından yardım umanlar da onlara, Allah’ın evliyası, yani dostları derler.

Allah ’a karşı aracı  konan varlığa, Allah’a ait özellikler yakıştırılır. Onlar ölümsüzleştirilirler. Olağanüstü duyma, görme, anlama ve yardım etme özelliklerine sahip sayılırlar. Bunlar Allah’a ait özelliklerdir. Üstelik bu özellikleri onlara, Allah’ın verdiğine de inanırlar. Mekkeli müşrikler Kabe’yi tavaf ederken şöyle der­lerdi:

“Lebbeyk  lâ şerîke lek illâ şerikin huve lek temlikuhu ve mâ me­lek”

“Emret Allah’ım, senin ortağın yoktur. Yalnız bir ortağın[3] var ki, onun da yetki­le­rinin de sahibi sensin.”

Abbas diyor ki, onlar: “Lebbeyk  lâ şerîke lek. Emret, senin hiçbir ortağın yoktur” dediklerinde,  Muham­med sallallahu aleyhi ve sellem şöyle derdi: “Yazık size! Burada kesin, burada ke­sin![4].

Şirkin yapısı aşağıdaki şekilde gösterilebilir:

Her müşrik  Allah ’ı var ve bir bilir ama kendinden uzak sanır. Tanrılar, ata ruhları  ve din adamları aracılığı ile Allah’a ulaşmaya çalışır. Bunlar Allah’ın dûnundan çağrılan ilahlar olurlar. Allah’a yönelen her insanın önüne böyle tuzaklar çıkar. Çünkü sırat-ı müstakim , yani doğru yol, Şeytanın tuzak kurma sahasıdır. O Allah’tan yetki alınca şöyle demişti:

“Ne olursa olsun, onlar için doğru yolunun üstünde oturacağım. Sonra onlara sağlarından sollarından, üstlerinden altlarından geleceğim. Göreceksin, onların çoğu, elinde olanın kıymetini bilmeyecektir” (Araf 7/17)

Şeytan , bütün ustalığını, doğru yola girenleri saptırmak için kullanır.

Aracılara inananlar, Allah ’ın onları kırmayacağına da inanırlar. Allah Teâlâ şöyle bu­yurur:

“De ki, baksanıza, Allah’ın dûnundan neyi çağırıyorsunuz? Gösterin bana, onların yeryü­zünde yaratmış oldukları ne vardır? Yoksa onla­rın göklerde bir payı mı bulunuyor? Bu konuda bana, bundan önce gelmiş bir kitap veya bir bilgi kalıntısı getirin bakalım. Doğru sözlü kimseler iseniz.” (Ahkaf 46/4)

Aracılara inananlar onları, Allah ’ı sever gibi severler. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“İnsanlardan kimi, Allah'ın dûnundan ona benzer saydığı şeylere tutulur. Onları Allah'ı sever gibi severler.” (Bakara 2/165)

Allah ’tan istenmesi gereken şeyler onlardan istenir. Onları razı etmek, Allah’ı razı etmenin önüne geçer. Allah’ı razı etme işi onlara bırakılır. Dara düşünce aracıyı unutur ve doğrudan Allah’a yal­varır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Gemiye bindiklerinde, şirkten uzak bir şe­kilde, yalnız ona boyun eğerek Allah ’a yalvarırlar. Onları karaya çıkardı mı, bir de bakarsın ona eş koşmaya kalkışıyorlar.” (Ankebut 29/65) Çünkü tehlike geçince eski hallerine döner, kendilerini aracıların kurtardığını anlatmaya başlarlar.

“Darda kalmış kişi dua ettiği za­man onun yar­dımına kim yetişiyor da sıkıntıyı gideriyor ve sizi yeryüzü­nün hakimleri ya­pıyor? Allah ile be­raber başka tanrı mı var? Ne kadar az düşünüyor­sunuz!“ (Neml 27/62)

“De ki: “Sizi karanın ve denizin ka­ranlıkla­rın­dan kurtaran kim­dir? Bundan bizi kurtarırsan şük­reden­lerden olacağız diye ona gizli gizli yalvarır yakarır­sınız.”

De ki: “Sizi ondan ve her sı­kıntıdan Allah  kur­tarır, sonra da ona ortak koşarsınız.” (En’am  6/63-64)

İşte Rabbiniz olan Allah... Hakimiyet onundur. Ondan başka çağırdıklarınız bir çekirdek zarına bile hükmedemezler. 

Onları çağırsanız, çağrınızı işitmezler; işitmiş olsalar bile size karşılık veremezler; kıyâmet günü de sizin ortak  saymanızı tanımazlar. Hiç kimse sana, her şeyi bilen Allah  gibi, haber ver­mez.  (Fatır 35/13-14)

 

A - Katoliklerde Aracılık İnancı

Ebu Saîd el-Hudrî’nin bildirdiğine göre, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir:

Sizden öncekilerin izlerini, kuşkusuz karış ka­rış, arşın arşın takip edeceksiniz. Onlar ker­tenkele deliğine girmiş olsalar, siz arkalarından gideceksiniz.

Dedik ki; “Yahudi  ve Hıristiyanlar  mı?”

-Ya kim olabilir? dedi[5].

Hadise göre, günümüz müslümanlarını tanımak için ehl-i kitaba bakmak gerekir. Hıristiyan  dünyasında en çok mensubu bulunan Katolikler ; İsa , Kutsal Ruh , Meryem  Ana, Petrus , Kilise  ve Rûhânî liderleri aracı  sayarlar. Bunlar arasında İsa’nın özel bir yeri vardır. Bu konuda şöyle derler: “İsa, bizim için bizim yerimize ve bizim lehimize dua eder. Baba’nın yanında, durmadan bizim için arabuluculuk yapar. Duamız kararlı biçimde İsa’nınki ile evlada yaraşır gü­venle ve yüreklilikle birleşmişse, onun adına dile­diğimiz her şeyi elde ederiz[6].”

Katoliklerin Allah  ve aracılarla ilgili inançları şöyledir:

1- Allah (Baba)

Allah  birdir. Ondan başka Tanrı  yoktur[7]. O, gerçeğin kendisidir. Yeri ve göğü tek başına yaratmıştır. Yaratılış düzenini ayarlayan ve dünyayı yöneten odur[8]. O, peygamberleri aracılığı ile tüm ulusları tek olan kendisine dönmeye çağırır ve şöyle der: “Ey dünyanın en uzak köşelerinde olanlar, hepiniz bana yöneliniz ki kurtulasınız, zira ben Tanrı’yım, başkası da yoktur. (...) Evet, her diz benim önümde çökecek, her dil, güç ve hak Allah’tadır diyerek benimle ant içecektir[9].

İsa  da Allah ’ın tek Rab olduğunu, onu insanın tüm yüreğiyle, tüm canıyla, tüm aklıyla ve tüm gücüyle sevmesi gerektiğini söyler[10].

O insanlara yakındır[11], her şeyi bilir[12]. Onda ne bir değişme, ne de gölge salan bir dönüş vardır. O, her zaman için var olandır[13]. Varlığının başı ve sonu yoktur. Her şey varlığını ona borçludur. O, kendiliğinden var olandır[14]. Sahip olduğumuz her şey ondan gelmektedir[15].

“Tanrım ve Rabbim, seni benden uzaklaştıracak her şeyi benden al.

Tanrım ve Rabbim, seni bana yaklaştıracak her şeyi bana ver.

Tanrım ve Rabbim, beni benden kurtar ki, kendimi sana verebileyim[16].

Allah ’ın Baba  olarak adlandırılması, her şeyin başlangıcı ve aşkın otorite sahibi olmasından ve tüm çocuklarının üstüne titreyen sevgi  dolu iyiliğinden dolayıdır. Allah ne erkektir, ne kadın; Allah, Allah’tır[17].

2- İsa (Oğul)

Katoliklere göre Allah ’ın oğlu unvanı Allah ile yaratığı arasında özel bir yakınlığı gösterir. Bu unvan meleklere, İsrail  oğullarına ve onların krallarına da verilir[18].

İsa , Baba ’nın kutsal ruhla meshettiği ve onu rahip, peygamber ve kral  yaptığı kişidir[19]. O, Baba’nın elçisidir. Göreve başladığı andan itibaren istediği kişileri yanına çağırdı, onlardan on kişiyi yanında bulundurmak, Allah ’ın sözünü duyurmaya göndermek üzere seçti[20].

İsa  kendiliğinden bir şey yapamaz. Her şeyi kendisini gönderen Baba ’dan alır, İsa’nın elçileri de kendiliklerinden bir şey yapamazlar[21].

Havariler  zamanında İsa ’nın gerçek anlamda insan olması üzerinde durulurdu. Ama üçüncü yüzyıldan sonra Antakya ’da toplanan konsil onun, Allah ’ın oğlu olduğunu savunmak zorunda kaldı. 325’teki Ökümenik  İznik Konsili  ise Allah’ın oğlunun yaratılmış olmadığını, Baba’dan doğduğunu ve onunla aynı özde olduğunu kabul etti[22]

431’de Efes’te toplanan üçüncü ökümenik konsil  şu karara vardı: “İsa , kendi kişiliğini, akıllı ruhla canlandırılmış bir bedenle birleştirerek insan olmuştur. Meryem  Ana ise, gerçek anlamda Tanrı ’nın Anasıdır.”

451’de Kadıköy’de toplanan dördüncü ökümenik konsil  şunu ilan etti: “Rabbimiz Mesih  İsa ’nın mükemmel Tanrılığa ve mükemmel insanlığa sahip, gerçek Tanrı  ve gerçek insan olduğunu, akıllı bir ruhtan ve bedenden oluştuğunu, Tanrılık açısından Baba  ile, insanlık açısından da bizimle aynı özde olduğunu, günah dışında hepimize her şeyde benzer olduğunu, Tanrılık açısından yüzyıllar öncesinden Baba’dan doğduğunu, insanlık açısından bizim esenliğimiz için bakire Meryem ’den doğduğunu oybirliği ile kabul ettiğimizi resmen beyan ederiz[23].

Allah ’ın Oğlunun insan oğlu olması, insanın onunla birlik içine girip Allah’a oğul olma niteliği kazanması içindir. Çünkü o, bizler (Katolikler ) Tanrı  olalım diye insan oldu[24]

Doğası gereği görünmeyen Allah , İsa ’nın bedeninde görünür olmuştur[25].

Mesih  İsa , gerçek Tanrı  ve gerçek insandır. İşte bu nedenle insanlarla Allah  arasında tek aracıdır[26].

Şimdi o, Baba ’nın yanında Hıristiyanların avukatlığını yapıyor. Onlar lehine aracılık  etmek için hep canlıdır. Allah ’ın huzurunda daima hazır bulunmaktadır[27]. Kendisi aracılığı ile Allah’a yaklaşanları tamamen kurtarmaya gücü yeter[28].

Hıristiyanlarda insanın konumu şöyledir:

 

 

Kutsal Tanrı  yani Allah  ile günahlı insan arasında büyük bir boşluk göze çarpar. Oklar günahlı insanın Allah’a ve onun sunduğu bol ya­şama ulaşmak için gösterdiği çabayı simgele­r. Bu çaba, Allah’tan karşılık beklenerek yapı­lan iyilikler, arayış içinde felsefeden felsefeye koşma ya da dinsel inanç  biçiminde kendini gösterir.

Aşağıdaki resim aradaki ayrılığı kapata­cak tek yolu açıklar[29].  

 

Allah  ile insan arasındaki kuzu İsa ’dır. O kendini, insanlığın kurtuluşu için kurban  etmiştir.

Pavlus ’un[30] Timoteos ’a mektubunda şu söz yer alır: “Tek bir Allah  ve Allah ile insanlar arasında tek bir Aracı vardır. Bu da in­san olan ve kendisini herkes için fidye  olarak sunmuş bulunan Mesih  İsa ’dır[31].”

 

3- Kutsal Ruh

Pavlus ’un Romalılara mektubunda şu ifadeler yer alır: “Kutsal Ruh , bizim zayıflığımıza yardım eder, çünkü nasıl dua etmemiz gerektiğini bilmiyoruz; ama Ruh ’un kendisi sözle anlatılama­yan iniltilerle bizim için şefaat  eder. İnsanların yüreklerini araştıran Allah, Ruh’un düşüncesinin ne olduğunu bilir. Çünkü Ruh, Allah’ın isteğine göre kutsallar için şefaat eder. 

Katoliklere göre Allah ’ın işlerinin etkeni olan Kutsal Ruh , duanın da efendisidir[32].

4- Meryem Ana

Meryem  Ananın analığı bitmemiştir. Yinelenen arabu­luculuğu ile ebedi esenliklerini sağlayan arma­ğanları garanti altına almaya devam etmektedir. Onun içindir ki, Meryem Anaya Kilise ’de avukat, yardımcı, yardıma koşan, arabuluculuk yapan derler[33].”

5- Petrus

İsa ’nın Petrus ’a çok özel bir yetki vererek şunları söylediğine inanılır: “Göklerin egemenliğinin anahtarını sana vereceğim. Yeryüzünde bağlayacağın her şey göklerde de bağlanmış olacak. Yeryüzünde çözeceğin her şey, göklerde de çözülmüş olacak.”

Anahtarlara sahip olmak, Kilise  olan Allah ’ın evini idare etme yetkisine sahip olmak demektir. Bağlama ve çözme demek, topluluğa alacağınız veya topluluktan atacağınız kişiler, Allah  tarafından kabul görecek ya da reddedilecek demektir. Birliğinize yeniden alacağınız kişiyi Allah da kendi birliğine kabul edecektir. Kiliseyle barışma, Allah ile barışma demektir[34].

Mesih  İsa  on ikileri seçerken onlardan oluşan bir kurul kurdu ve başına içlerinden Petrus’a getirdi. Tıpkı bunun gibi Papa da Petrus’un halefi olarak ve havariler kurulunun halefleri olan öteki episkoposlarda kendi aralarında bir kurul oluştururlar[35]. İsa Petrus’a cennetin anahtarlarını verdi[36].

6- Kilise ve Rûhânî Liderler

Kilise , hiyerarşik organlardan ve Mesih ’in mistik bedeninden oluşmuş bir topluluktur. Göksel armağanlarla donatılmıştır. Kilisenin, biri insani diğeri ilahi olan iki farklı yapısı vardır[37].”“Kilise insanlıkla Allah  arasındaki birleşmenin işareti ve aracıdır[38].”

İman  ve vaftiz  ile Allah ’ın halkından olunur. İnsanlar Mesih ’te tek aile ve Allah’ın tek halkını oluştursunlar diye herkes Allah’ın halkına katılmaya çağrılmıştır[39].

Kilise  kutsal ruhun tapınağıdır. Kutsal ruh  mistik bedenin yani kilisenin ruhu gibidir. Hayatın kaynağıdır, armağan ve karizmalarının zenginliği ve çeşitliliğidir[40].

7- Havariler ve Din Adamları

Elimizdeki İncil ’e göre İsa  çarmıha gerilip defnedildikten üç gün sonra kabrinden çıkmış, Celile 'de 11 havarisine gö­rünmüş ve şöyle demiştir: «Gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi. 19Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin. Onları Baba , Oğul ve Kutsal Ruh 'un adıyla vaftiz  edin. 20Size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim.» (Matta 28/16-20).

Episkoposlar  ilahi kurum olarak havarilerin yerlerini almışlardır. Onları dinleyen Mesih ’i dinlemiş olur. Onları reddeden Mesih’i ve Mesih’in gönderdiği kişiyi reddetmiş olur[41].

Papazlığın kaynağı Mesih ’in bizzat kendisidir. Papazlığı o kurdu; ona yetki, misyon, yönelim ve güç verdi[42].

Mesih ’e benzeyen kilise görevlileri gerçekten Mesih’in kullarıdır. Çünkü söyledikleri sözler ve verdikleri ihsan kendilerinin değil, başkalarına verilmek üzere kendilerine emanet edilen Mesih’in sözü ve ihsanıdır[43].

Her episkopos görevini episkoposlar kurulu içinde Petrus ’un halefi ve episkoposlar kurulunun önderi olan Roma episkoposu ile birlik içinde yerine getirir. Papazlar  da görevlerini episkoposlarının yönetimi altındaki episkoposluk  bölgesinde yerine getirirler[44].

Papaz kişisel yetkisiyle insanlara; “seni Baba ’nın adına vaftiz  ediyorum, seni bağışlıyorum diyebilir[45].

İsa  petrus’a cennetin anahtarlarını verdi. Petrus ’a verilmiş olan bağlama ve çözme yetkisi[46] kilisenin temelini oluşturur ve Papa’nın önderliği altındaki episkoposlar tarafından sürdürülür.

B- Kur’ân’ın Konuya Bakışı

 Kur’ân  bunları kâfirlik  sayar. Allah  Teâlâ şöyle buyurur:

 "Allah  Meryem ’in oğlu Mesih 'tir" diyenler tam kafir oldular. Oysa Mesih şöyle demiştir: "Ey İsrail  oğulları! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kul  olun. Şurası bir gerçek ki; kim Allah'a ortak  koşarsa Allah ona cenneti haram eder, varacağı yer o ateştir. Zalimlerin yardımcıları da olmaz".

"Allah üçün üçüncüsüdür” diyenler de tam kafir oldular. Oysa Tek Tanrı ’dan başka tanrı yoktur. Eğer bu dediklerinden vazgeçmezlerse, onlardan kafir olanları, elem verici bir azap elbette çarpacaktır.” (Maide 5/72-73)

İsa , vefatından sonra ümme­tinden haber­siz hale gelecektir. O, ahirette şöyle diyecektir:

“ ... içlerinde olduğum sü­rece onlara ta­nıktım. Beni vefat ettirince artık onlar üze­rine gö­zetle­yici yalnız sen oldun. Sen her şeyi görüp gözetirsin.” (Mâide 5/117)

Kendinden habersiz birini aracı  koymak ve ondan yardım istemek olur mu? Allah  Teâlâ şöyle buyurur:

“Allah’ın dûnundan çağırdıklarınız da, sizin gibi kullardır. Eğer haklıysanız onları çağırın da size cevap versinler bakalım.

Onların yürüyecek ayakları mı var, yoksa tu­tacak elleri mi var, ya da görecek gözleri mi var, veya işitecek kulakları mı var? De ki: “Ortakları­nızı çağırın sonra bana tuzak kurun, hiç göz  aç­tırma­yın.”

“Çünkü benim velim Kitap’ı indiren Allah ’tır.  O, iyilere velilik eder.”

“Onun dûnundan çağırdıklarınız kendilerine yardım edemezler ki size yardım etsinler.” (Araf 7/191-197)

“Belki kendilerine yardımları do­ku­nur diye Al­la ­h’ın dûnundan tanrı­lar edindi­ler. Ama onların yar­dıma güçleri yetmez. Oysaki kendi­leri onlar için hazır as­kerdirler.“ (Yasin 36/74-75)

C- Taoizm’de Aracılık İnancı

Taoizm , Çin dini geleneğine ait temel inançlardandır. Kurucusu sayılan Lao-Tzu ’nun, Konfüçyüs ile çağdaş olduğuna ve ondan 53 yaş büyük olduğuna inanılır. Lao-Tzu, hayatının sonuna doğru Çin’den çıkıp batıya göç etmiş ve orada Budda ’ya dönüşmüştür. Bunun sonucu olarak Tao ; Buddizm , Konfüçyüsçülük ve Hint  dinlerinin ortak  değeri olmuştur.

1- Tao

Tao  ile kastedilen Allah ’tır. Çünkü O, yüce varlıktır. Tabiat düzeninin idarecisi, her şeyin üstündeki varlık, yaratıcı kudrettir. Yüce hükümdardır. Hürmet ve ibadet edilmesi gereken varlıktır. Kainatın düzenini kuran odur. Sabah Tao’yu zikreden akşam rahat ölür[47].

O uludur, yücedir. Yerdeki insanlara hükmeder, kötü olanlar çoğalınca da hükmü amansızdır. Ölmek ve dirilmek, şeref ve zenginlik, onun takdirindedir. O her şeyi açıkça görür. Bütün işlerde insanlarla beraberdir[48].O, ezelidir, ebedidir, her yerde vardır, nasıl olduğu bilinmez[49]. Onu zihninde resmetmeye kalkan kaybeder[50]. Yaratılmamıştır. Her şeyi yaratan[51] ve evreni yöneten odur[52]. Değişmez[53], her zaman vardır ve her zaman hazırdır[54].”

2- Te

Te, Tao ’nun gerçek varlığının ortaya çıkışıdır[55]. İnsanda ve öteki varlıklarda görünen halidir. Bütün varlıkları Tao meydana getirir; ‘‘Te’’ besler, büyütür, şekil verir ve kuvvetini tamamlar. Bütün varlıklar TAO ’yu yükseltir, Te’ye değer verirler[56].

3- Yin- Yang

Bunlar kainat düzeninin yönlendirici ve yönetici iki büyük gücünün evrensel simgesidir. Bu iki güç birbirinden bağımsız olarak varlıklarını sürdüremezler[57]. Her şey Yin  ve Yang ’ın gizemli ilişkisi sonucu latif alemden zahir olan dünyaya çıkartılır.

TAO  bu prensibi yaratmıştır. Ancak bu yaratma işleminden sonra TAO’nun yaratma gücü Yin -Yang