06 Aralık 2011

Naziat Suresi

İyiliği sonsuz ikramı bol Allah’ın adıyla

1)      Söke söke alanlara[1],

2)      Kolayca iş başaranlara,

3)      İçten boyun eğenlere[2],

4)      Aynı zamanda yarıştıkça yarışanlara,

5)      İşleri çekip çevirenlere yemin olsun ki,

6)      Bir gün şiddetli sarsıntı her kesi sarsacak;

7)      Bunu diğeri izleyecektir.

8)      O gün, kimi yürekler yerinden oynayacak,

9)      Gözleri yere inmiş olacaktır.

10)    Derler ki: “Kabir çukurunda iken tekrar hayata mı döndürüleceğiz?

11)    Çürümüş kemikler haline geldikten sonra; öyle mi?”

12)    Derler ki, “Öyleyse, bu dönüş bir hüsran olur!”

13)    Aslında o, bir tek emre[3] bakar.

14)    Sonra hepsi birden yeryüzüne çıkar.

15)    Sana Musa’nın haberi ulaştı değil mi?

16)    Hani Rabbi ona kutsal Tuva vadisinde şöyle seslenmişti:

17)    “Firavun’a git; o, azgınlaştı.

18)    De ki: Kendini geliştirmek hakkındır, değil mi?

19)    Sana, Rabbine giden yolu göstermem de hakkındır. Sonra kendine çeki düzen verirsin.”

20)    Ardından ona en büyük mucizeyi gösterdi.

21)    Ama Firavun yalana sarıldı ve isyan etti.

22)    Sırt çevirdi ve işe girişti.

23)    Herkesi topladı ve haykırdı:

24)    “Sizin en yüce efendiniz[4] benim” dedi.

25)    Allah da onu yakaladı, çağdaşlarına ve sonrakilere ibretlik yaptı.

26)    Kendine çeki düzen verecek kimseler için bunda tam bir ibret vardır.

27)    Size göre, sizleri yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı[5]? Onu da Allah bina etti.

28)    Tavanını yükseltti ve onu düzenledi.

29)    Göğün gecesini karanlıklaştırdı ve gündüzünde ışığını çıkardı.

30)    Yeri, bundan sonra döşedi[6].

31)    Suyunu, otlağını çıkardı.

32)    Dağlarını sabitleştirdi.

33)    Hem siz geçinesiniz, hem küçük ve büyük baş hayvanlarınız geçinsin diye.

34)    O en büyük toplantının vakti gelince[7],

35)    Kişi, yapıp ettiklerini bir bir hatırlayacak.

36)    Gören için o alevli ateş gösterilecektir.

37)    Kim azgınlaşırsa,

38)    Ve dünya yaşayışını tercih ederse,

39)    O alevli ateş olacak onun konağı.

40)    Kim de Rabbinin makamından korkar, arzularını dizginlerse[8]

41)    Cennet olacak onun konağı.

42)    Sana bunun vaktini soruyorlar, ne zaman gelip kalacak diye.

43)    Sen nerede, onu bilmek nerede!

44)    Onun tam bilgisi Rabbinin katındadır.

45)    Sen sadece böyle bir günden korkanı uyarırsın.

46)    Onu gördükleri gün bu dünyada, sanki sadece bir akşamüstü ya da o günün kuşluk vakti kadar kalmış gibi olurlar.




[1] İlk beş âyetteki kelimeler, orada var sayılan (mahzuf) نفوس = kimseler kelimesinin sıfatı sayılmıştır.

[2]Yedi gök, yeryüzü ve bunların içindeki herkes Allah’a içten boyun eğer. Her şeyi güzel yapmasına karşılık ona içten boyun eğmeyen tek varlık yoktur ama onların bu boyun eğişlerini siz kavrayamazsınız. O yumuşak davranır ve çok bağışlar.” (İsra 17/44)

[3] Bir kez daha topraktan yaratılan insanlara verilen kalkma emridir. Bu emir, sura üflenerek duyurulur. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Sura üflenmiştir. İşte o zaman kabirlerinden Rablerine doğru koşup giderler. Yazık oldu bize! Bizi uyuduğumuz yerden kim kaldırdı? derler.” (Yasin 36/51-52)

[4] Efendi diye tercüme edilen kelime “Rab”dir. Biz kölenin sahibine efendi deriz, Araplar rab derler. Firavun halkını kendine köle yaptığı için "Bizim gibi iki insana mı inanacağız? Kavimleri zaten bizim kölelerimizdir." (Müminûn 23/47) diyerek Musa ve Harun Peygamberlere karşı çıkıyorlardı. Onların, insanları Allah’tan başkasına köle olmamaya çağırması, Firavun’un düzenini temelden sarstığı için böyle bir girişimde bulunmuştu.

[5] “Gökleri ve Yeri yaratmak elbette insanları yaratmaktan daha büyük bir şeydir ama insanların çoğu bunu bilmez.” (Mümin 40/57)

[6] Ayete göre, bitkilerin ve hayvanların yaratılması, göklerin ve yerin yaratılmasından, gecenin ve gündüzün oluşumundan sonradır. Yedi âyette, göklerin ve yerin altı günde yaratıldığı bildirilmiştir. Şu âyetlerde ise yerin iki günde yaratıldığı, gıda ölçülerinin toprağa yerleştirmesinin iki gün daha devam ettiği, kalan iki günde de göklerin yaratıldığı bildirilmiştir.

De ki; yeri iki günde yaratana benzer nitelikte varlıklar oluşturarak onu tanımazlık eden siz misiniz? O, tüm varlıkların Rabbi ve sahibidir. Üstten içe sabit dağlar yerleştirip yeri bereketlendiren ve arayanlara eşit uzaklıktaki gıdaların ölçüsünü dört günde oluşturan odur. Bir de duman halindeki göğe yönelmiş; ona ve yere; “İsteyerek veya istemeyerek gelin” demişti; ikisi de; “İsteyerek geldik” demişlerdi.” Bir de onları, iki günde yedi gök halinde tamamlamış ve her gökte ona ait emri vahyetmişti. En yakın (birinci) göğü de kandillerle (yıldızlarla) süsledik ve koruduk. İşte bu, işini başaran ve bilgili olan Allah’ın onlara güç vermesidir. (Fussilet 41/9–12)

[7] (الطامة) nin kökü olan (طم), bir şeyi ağzına kadar doldurmak demektir. (esssıhah fil-lüğa c.1s.431) Kıyamet günü insanlar, melekler ve hayvanlar, mahşer yerini ağzına kadar dolduracağı için o toplantı, en büyük toplantı olacaktır.

[8] Büyük günah işlememiş olanlar güzel yaşamış sayılır ve daha güzeli ile karşılanırlar. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Bu, kötü davrananları yaptıklarına karşılık cezalandırsın ve güzel davrananları da daha güzeli ile karşılasın diyedir. Onlar, günahların büyüklerinden ve fuhuş çeşitlerinden kaçınanlardır; diğer günahlar başka. Rabbinin affı kapsamlıdır…” (Necm 53/31–32)

Onlar sıkıntı çekmeden cennete girerler. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Önceden en güzeli ile karşılayacağımızı bildirdiklerimiz Cehennemden uzak tutulacaklardır. Onun uğultusunu bile duymayacaklar ve sürekli canlarının çektiği şeyler içinde olacaklardır. Melekler, “bu sizin gününüz, size söz verilen gündür” diyerek onları karşılayacaklardır.” (Enbiya 21/101-103)

Büyük günah işlediği halde tevbe edip kendini düzeltenler de bu kesime girerler. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Rahman’ın kulları Allah ile beraber başka bir tanrıyı yardıma çağırmazlar. Haklı bir sebep yoksa Allahın dokunulmaz kıldığı canı öldürmezler; zina etmezler. Kim bunları yaparsa günaha girer. Kıyâmet günü onun azâbı katlanır ve orada itibarsız olarak sürekli kalır. Ama tevbe eden, inanan ve iyi iş yapan başka. Allah onların kötülüklerini iyiliğe çevirir. Allah bağışlar, ikram eder.” (Furkan 25/68-70)

Yazar :

Bu yazı 7298 defa okunmuştur.


YORUMLAR (0)

Henüz yeni yorum eklenmemiş.

Tüm hakları saklıdır. | http://www.suleymaniyevakfi.org