<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Süleymaniye Vakfı &#187; Kuran&#8217;da Peygamberler</title>
	<atom:link href="http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.suleymaniyevakfi.org</link>
	<description>Din ve Fıtrat Araştırmaları Merkezi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 11:16:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Lut Aleyhisselam</title>
		<link>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/lut-aleyhisselam.html</link>
		<comments>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/lut-aleyhisselam.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 07:54:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kuran'da Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Firavun'un karısı]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Lut'un karısı]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Nuh'un karısı]]></category>
		<category><![CDATA[İmran kızı Meryem]]></category>
		<category><![CDATA[Lut kavmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.suleymaniyevakfi.net/yeni/kuranda-peygamberler/lut-aleyhisselam.html</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Lut eçilerden biridir.&#8221; (Saffât 37/133) &#8220;Lut milleti de elçileri yalanlamıştır.&#8221; (Şuarâ 26/160) 1- Lut İbrahim&#8217;e İnanmıştı &#8220;Lut İbrahim&#8217;e inandı.&#8221; (Ankebût 29/26) &#8220;Onu da, Lut&#8217;u da, herkes için kutsal kıldığımız o yere ulaştırıp kurtardık.&#8221; (Enbiya 21/71) 2- Görevi &#8220;Lut milleti elçileri yalanladı. Kardeşleri Lut, onlara şöyle demişti: &#8220;Siz korunmak istemez misiniz? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Lut eçilerden biridir.&#8221; (Saffât 37/133)</p>
<p>&#8220;Lut milleti de elçileri yalanlamıştır.&#8221; (Şuarâ 26/160)</p>
<p><strong>1- Lut İbrahim&#8217;e İnanmıştı</strong></p>
<p>&#8220;Lut İbrahim&#8217;e inandı.&#8221; (Ankebût 29/26)</p>
<p>&#8220;Onu da, Lut&#8217;u da, herkes için kutsal kıldığımız o yere ulaştırıp kurtardık.&#8221; (Enbiya 21/71)</p>
<p><strong>2- Görevi</strong></p>
<p>&#8220;Lut milleti elçileri yalanladı.</p>
<p>Kardeşleri Lut, onlara şöyle demişti: &#8220;Siz korunmak istemez misiniz?</p>
<p>Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.</p>
<p>Artık Allah&#8217;tan sakının ve bana boyun eğin.</p>
<p>Ben sizden buna bir karşılık istemem.</p>
<p>Benim karşılığımı başkası değil, yalnız varlıkların sahibi verir.&#8221; (Şuarâ 26/160-164)</p>
<p><strong>3- Kavminin Çirkin Davranışları</strong></p>
<p>&#8220;Lut dedi ki; &#8220;Siz alemin erkeklerine gelirsiniz öyle mi?</p>
<p>Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri de bırakırsınız ha? Yok, siz çizgiden çıkmış bir topluluksunuz.&#8221;</p>
<p>&#8220;Bak Lut!&#8221; dediler. &#8220;Hele bundan vazgeçme, çaresi yok, sürgün edilmişlerden biri olursun.&#8221;</p>
<p>Lut dedi ki: &#8220;Sizin bu ettiğinize gerçekten hınç besleyenlerden biriyim.&#8221;</p>
<p>&#8220;Rabbim! Beni ve ailemi bunların yapmakta oldukları şeyden kurtar.&#8221;</p>
<p>Biz de onu ve bütün ailesini kurtardık.</p>
<p>Yalnız bir kocakarı geridekiler içindeydi.</p>
<p>Diğerlerini yerle bir ettik.</p>
<p>Üzerlerine de bir yağmur yağdırdık. O uyarılanların yağmuru ne kötü idi!</p>
<p>Bunda iyi bir ibret vardır, ama yine de çokları inanmaz.</p>
<p>Senin Rabbin gerçekten güçlüdür, merhametlidir.&#8221; (Şuarâ 26/160-175)</p>
<p>&#8220;Lut&#8217;u da elçi göndermiştik. Kavmine şöyle demişti: &#8220;Siz bile bile bu çirkinliğe mi geliyorsunuz?&#8221;</p>
<p>Yani kadınları bırakıp erkeklere geliyorsunuz, öyle mi? Yok, siz kendini bilmez bir toplumsunuz.&#8221;</p>
<p>Kavminin cevabı sadece şu oldu: &#8220;Lut ailesini kentinizden çıkarın. Çünkü onlar iyice temizlenecek insanlardır.&#8221;</p>
<p>Biz de onu ve ailesini kurtardık, ama karısını değil. Çünkü onun geri kalanlardan olmasını uygun bulmuştuk.</p>
<p>Onların üstüne bir yağmur yağdırdık. O uyarılanların yağmuru ne kötü idi!&#8221; (Neml 27/54-58)</p>
<p>Lut, kavmine şöyle demişti: &#8220;Siz o çirkinliğe gerçekten geliyorsunuz. Sizden önce alemde hiç kimse onu yapmamıştır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Demek ki şimdi siz gerçekten erkeklere geliyor, yol kesiyor ve toplantılarınızda o fenalığı yapıyorsunuz?&#8221; Kavminin cevabı sadece şu oldu: &#8220;Doğrulardan isen haydi Allah&#8217;ın azabını bize getir.&#8221;</p>
<p>Lut dedi ki, &#8220;Rabbim! Şu bozguncular topluluğuna karşı bana yardım et.&#8221;</p>
<p>Elçilerimiz İbrahim&#8217;e o müjdeyi getirdiklerinde: &#8220;Biz şu kentin halkını yok edeceğiz, çünkü oranın halkı zalim kimselerdir&#8221; dediler.</p>
<p>İbrahim: &#8220;Ama orada Lut var&#8221; dedi. &#8220;Biz orada kimin olduğunu çok iyi biliyoruz, dediler. Onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Fakat karısı geride kalacak olanlardandır. &#8221;</p>
<p>Elçilerimiz Lut&#8217;un yanına gelince o, fenalaştı. Onlara karşı içi daraldı. &#8220;Korkma, üzülme, dediler. Çünkü biz seni ve aileni kurtaracağız. Fakat karın geride kalacak olanlardandır.</p>
<p>Biz, yoldan çıkmalarına karşılık bu kentin halkına gökten bir pislik indireceğiz&#8221; dediler.</p>
<p>Biz, düşünecek bir toplum için gerçekten onların açık bir belgesini bırakmışızdır.&#8221; (Ankebût 29/28-35)</p>
<p><strong>4- Aldığı Vahiy</strong></p>
<p>&#8220;Lut&#8217;a hüküm ve ilim verdik. Onu, o pis işleri yapan kentten kurtardık. Doğrusu onlar kötü bir kavmdi; yoldan çıkmışlardı.</p>
<p>Onu rahmetimizin içine aldık. Çünkü o iyilerdendi.&#8221; (Enbiya 21/74-75)</p>
<p><strong>5-Kavmin yeri</strong></p>
<p>&#8220;Siz sabahları, onların yerleri üzerinden geçersiniz.</p>
<p>Akşamları da&#8230; Hiç aklınızı kullanmaz mısınız? (Saffât 37/137-138)</p>
<p><strong>6- Lut&#8217;un Karısı</strong></p>
<p>&#8220;Allah, inkar edenlere, Nuh&#8217;un karısıyla Lut&#8217;un karısını örnek gösterir: Onlar, kullarımızdan iki iyi kulun nikahı altında idiler. Onlara karşı hainlik ettiler. Bu ikisi onları Allah&#8217;a karşı hiç bir şekilde kurtaramadı. Onlara: &#8220;Girenlerle beraber siz de o ateşe girin&#8221; dendi.</p>
<p>Allah, inananlara da Firavun&#8217;un karısını örnek gösterir. O şöyle demişti: &#8220;Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap; beni Firavun&#8217;dan ve onun işlediklerinden kurtar; beni bu zalimler topluluğundan kurtar.&#8221;</p>
<p>Namusunu korumuş olan İmran kızı Meryem de örnektir. Ona ruhumuzdan üflemiştik. Rabbinin sözlerini ve kitaplarını gerçek bilmişti. O, içten boyun eğenlerdendi.&#8221; (Tahrim 66/10-12)</p>
<p><strong>7- İnkarcıların Genel Tavrı</strong></p>
<p>&#8220;Bunlar seni yalalıyorlarsa, onlardan önce Nuh kavmi, Ad ve Semud da yalanlamıştı.</p>
<p>İbrahim&#8217;in kavmi, Lut&#8217;un kavmi,</p>
<p>Bir de Medyen halkı. Musa da yalanlanmıştı. Ama ben, elçilerimi tanımayanlara önce süre verdim, sonra da yakalarına yapıştım. Beni yok saymak neymiş?</p>
<p>Öyle kentler vardır ki, biz onları haksızlık yaparken yoketmişizdir. Artık oraları bomboş, tavanları çökmüştür. Bir tarafta kullanılamaz bir kuyu, bir tarafta dimdik bir köşk.</p>
<p>Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı? Hem onların düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları da vardır. İşte gözler kör olmuyor ama göğüslerdeki kalpler körleşiyor. (Hac 22/42-46)</p>
<p><strong>8- Ceza</strong></p>
<p>&#8220;Lut&#8217;u da gönderdik. Kavmine dedi ki; &#8220;Sizden önce alemde hiç kimsenin yapmadığı o çirkinliğe mi geliyorsunuz?</p>
<p>Siz kadınları bırakıp erkeklere geliyorsunuz ha? Yok, siz bir azgınlar topluluğusunuz.&#8221;</p>
<p>Kavminin cevabı sadece şu oldu: &#8220;Onları kentinizden çıkarın. Çünkü onlar iyice temizlenecek insanlardır.&#8221;</p>
<p>Biz de onu ve ailesini kurtardık, ama karısını değil. Çünkü o, geride kalanlardan olmuştu.</p>
<p>Onların üzerine bir yağmur yağdırdık. Bak işte, günaha dalanların sonu nasılmış.&#8221; (Araf 7/80-84)</p>
<p>&#8220;İbrahim, (Lut&#8217;a gelen elçilere): &#8220;Elçiler! Asıl göreviniz nedir?&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Biz suçlu bir kavme gönderildik.&#8221; dediler.</p>
<p>Üzerlerine çamurdan taşlar salıvermek için;</p>
<p>Rabbinin katından aşırı gidenlere mahsus işaretli taşlar.&#8221;</p>
<p>Sonra orada müminlerden kim varsa çıkardık.</p>
<p>Zaten orada, bir ev dışında müslüman bulamadık.</p>
<p>Can yakıcı azaptan korkanlar için, orada bir belge bıraktık.&#8221; (Zariyat 51/31-37)</p>
<p>&#8220;Elçilerimiz Lut&#8217;a gelince o fenalaştı. Onlara karşı içi daraldı. &#8220;Bu çetin bir gündür&#8221; dedi.</p>
<p>Kavmi ona doğru üşüşerek geldi. Bundan önce o kötü işleri yapıyorlardı. O şöyle dedi :&#8221;Ey kavmim! İşte kızlarım. Sizin için bunlar daha temizdir. Allah&#8217;tan korkun, konuklarımın içinde beni rezil etmeyin. Aranızda aklı başında bir adam yok mu?&#8221;</p>
<p>İyi bilirsin ki, bizim senin kızlarınla bir işimiz yok. Ne istediğimizi pekâla bilirsin&#8221; dediler.</p>
<p>&#8220;Ah keşke size karşı bir gücüm olsaydı, veya sağlam bir yere sığınabilseydim.&#8221; dedi.</p>
<p>(O gelenler) Dediler ki; &#8220;Bak Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz, onlar sana hiç ilişemiyeceklerdir. Geceleyin bir ara, ailenle birlikte yola çık. Sizden kimse dönüp geri bakmasın. Karın kalsın. Çünkü ötekilerin başına ne geldiyse ona da gelecektir. Sabaha kadar süreleri vardır. Sabah da yakın değil mi?&#8221;</p>
<p>Ne zaman ki emrimiz geldi, oranın üstünü altına getirdik. Üzerine, pişmiş çamurdan yığınla taş yağdırdık.</p>
<p>Rabbin katında damgalanmış olarak&#8230; Onlar bu zalimlerden de uzak değildir.&#8221; (Hud 11/77-82)</p>
<p>&#8220;Elçiler Lut&#8217;un ailesine gelince,</p>
<p>&#8220;Doğrusu siz tanınmayan kimselersiniz&#8221; demişti.</p>
<p>Dediler ki; &#8220;Yok; biz sana onların şüphe edip durdukları şeyle birlikte geldik.</p>
<p>Sana o gerçeği getirdik. Biz elbette doğru kimseleriz.</p>
<p>Geceleyin bir ara, aileni hemen yola çıkar; sen de arkalarından git. Sizden hiç kimse geriye bakmasın. Size emredilen yere doğru geçin gidin.&#8221;</p>
<p>Ona bu konudaki kararı bildirdik: Sabaha girdiklerinde bunların sonu kesilmiş olacaktır.</p>
<p>O şehrin halkı, birbirlerine müjde vererek gelmişlerdi.</p>
<p>Dedi ki; &#8220;Bunlar benim konuklarımdır, beni utandırmayın.</p>
<p>Allah&#8217;tan korkun, beni rezil etmeyin.&#8221;</p>
<p>&#8220;Biz sana, başkalarının işine karışma dememiş miydik?&#8221; dediler.</p>
<p>&#8220;Yapacaksanız, işte kızlarım.&#8221; dedi.</p>
<p>Senin hayatın hakkı için, onlar sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.</p>
<p>Güneş ışınları yayılırken o ses onları yakalayıverdi.</p>
<p>Oranın üstünü altına getirdik. Üzerlerine çamurdan pişmiş taş yağdırdık.</p>
<p>Bunda, etkilenenler için belgeler vardır.</p>
<p>Onlar hala bir yol üzerinde durmaktadır.</p>
<p>Bunda inananlar için bir belge vardır.&#8221; (Hicr 15/61-77)</p>
<p>&#8220;Allah altüst olan o kenti düşürdü.</p>
<p>Onu neye gömdü ise gömdü.&#8221; (Necm 53/53-54)</p>
<p><strong>9- İnananların Mükafatlandırılmaları</strong></p>
<p>&#8220;Lut kavmi o uyarıları yalan saydı.</p>
<p>Biz de üzerlerine taş yağdıran bir fırtına gönderdik. Ama Lut ailesine değil.</p>
<p>Bir seher vakti onları kurtardık.</p>
<p>Katımızdan bir iyilik olarak&#8230; Şükreden kimseyi işte böyle ödüllendiririz.</p>
<p>Lut, pençemizden kurtulamayacaklarına dair onları uyarmıştı. Ama onlar bu uyarıları şüphe ile karşılamışlardı.</p>
<p>Lut&#8217;un konuklarını gerçekten elde etmeye kalkışmışlardı. Hemen gözlerini bozduk&#8230; &#8220;Azabımı ve uyarmalarımı şimdi tadın.&#8221;</p>
<p>Sabahleyin erkenden, kalıcı bir azab onları yakaladı.</p>
<p>&#8220;Azabımı ve uyarmalarımı işte şimdi tadın.&#8221; (Kamer 54/33-39)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/lut-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İbrahim Aleyhisselam</title>
		<link>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/ibrahim-aleyhisselam.html</link>
		<comments>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/ibrahim-aleyhisselam.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 07:49:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kuran'da Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. İbrahim'in duası]]></category>
		<category><![CDATA[Kabe]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.suleymaniyevakfi.net/yeni/kuranda-peygamberler/ibrahim-aleyhisselam.html</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Bir zaman Rabbi İbrahim&#8217;i bir takım emirlerle imtihana sokmuş, o bunları yerine getirmişti. Rabbi, &#8220;Ben seni insanlara önder yapacağım&#8221; demişti. &#8220;Soyumdan da olsun.&#8221; deyince o, &#8220;Onların zalim olanları için bir sözüm olmaz&#8221; buyurmuştu.&#8221; (Bakara 2/124) &#8220;İbrahim&#8217;i elçi gönderdik. Kavmine dedi ki: &#8220;Allah&#8217;a kulluk edin, O&#8217;ndan sakının. Eğer bilmiş olsanız, sizin için hayırlısı budur.&#8221; (Ankebut 29/16) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Bir zaman Rabbi İbrahim&#8217;i bir takım emirlerle imtihana sokmuş, o bunları yerine getirmişti. Rabbi, &#8220;Ben seni insanlara önder yapacağım&#8221; demişti. &#8220;Soyumdan da olsun.&#8221; deyince o, &#8220;Onların zalim olanları için bir sözüm olmaz&#8221; buyurmuştu.&#8221; (Bakara 2/124)</p>
<p>&#8220;İbrahim&#8217;i elçi gönderdik. Kavmine dedi ki: &#8220;Allah&#8217;a kulluk edin, O&#8217;ndan sakının. Eğer bilmiş olsanız, sizin için hayırlısı budur.&#8221; (Ankebut 29/16)</p>
<p>&#8220;İbrahim&#8217;de ve onunla beraber olanlarda, sizin için güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: &#8220;Biz hem sizden hem de Allah&#8217;ın berisinde neye kulluk ediyorsanız ondan uzağız. Biz sizi tanımıyoruz. Bir tek Allah&#8217;a inanmanıza kadar bizimle sizin aranızda ebedi düşmanlık ve hınç baş göstermiştir.&#8221; İbrahim&#8217;in, babasına söylediği şu söz bunun dışındadır: &#8220;Seni cezadan korumasını mutlaka isteyeceğim ama sana Allah&#8217;tan gelecek her hangi bir şeyi savmaya benim gücüm yetmez&#8221; Rabbimiz! Sana güvendik, sana yöneldik; dönüş sanadır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Rabbimiz! O tanımazlık edenleri bizimle deneme (bizi onların eline düşürme); bizi cezalandırma, doğrusu güçlü olan, kararını yerli yerinde veren sensin sen.&#8221;</p>
<p>Onlarda sizin için, Allah&#8217;ı ve ahiret gününü dileyen herkes için gerçekten güzel bir örnek vardır. Kim yüz çevirirse çevirsin. Allah varya, işte kimseye ihtiyacı olmayan ve en güzelini yapan odur.&#8221; (Mümtehine 60/4-6)</p>
<p>&#8220;İbrahim Nuh&#8217;un yolunda olanlardandı.</p>
<p>Nitekim Rabbine temiz bir kalple geldi.&#8221; (Saffat 37/83-84)</p>
<p><strong>1- Göklerin ve Yerin Hâkimiyeti</strong></p>
<p>&#8220;Bir gün İbrahim, babası Azer&#8217;e şöyle demişti: &#8220;Şimdi sen putları tanrılar olarak mı algılıyorsun? Gerçekten hem seni hem de kavmini açıkca yoldan çıkmış görüyorum.&#8221;</p>
<p>İşte böyle. İbrahim&#8217;e göklerin ve yerin hâkimiyetini gösteriyoruz ki, kesin bilgisi olanlardan olsun.</p>
<p>Gecenin karanlığı üzerine çökünce bir yıldız gördü, &#8220;Bu benim Rabbimdir.&#8221; dedi; Gözden kaybolunca, &#8220;Ben kaybolanları sevmem.&#8221; dedi.</p>
<p>Ayı ortaya çıkarken gördü, &#8220;Bu benim Rabbimdir.&#8221; dedi. O da gözden kaybolunca &#8220;Rabbim bana doğru yolu göstermezse gerçekten ben de yoldan çıkmış olan bu kavimden biri olurum&#8221; dedi.</p>
<p>Güneşi ortaya çıkarken gördü &#8220;İşte bu benim Rabbimdir. Bu daha büyük&#8221; dedi; O da kaybolunca dedi ki; &#8220;Ey kavmim! ortak saydığınız ne varsa ben ondan uzağım.&#8221;</p>
<p>&#8220;Ben yüzümü dosdoğru, gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ben ortak koşanlardan biri değilim.&#8221;</p>
<p>Kavmi onunla tartışmaya girdi. Dedi ki, &#8220;Siz benimle Allah hakkında mı tartışıyorsunuz? Hem de o beni tam yola sokmuşken. O&#8217;na ortak saydığınız ne ise ben ondan korkmam. Ama Rabbim bir şeyi dilemişse o başka. Rabbim her şeyi bilgisiyle kuşatmıştır. Aklınızı başınıza almaz mısınız?&#8221;</p>
<p>&#8220;Ona ortak saydığınız her ne ise, ben ondan nasıl korkarım? Oysa size delil olarak indirdiği bir şey yokken, siz Allah&#8217;a ortak koşmuş olmaktan korkmuyorsunuz. Eğer bilginiz varsa, bu İki taraftan hangisi güvende olma hakkına daha çok sahiptir?&#8221;</p>
<p>O kimseler ki, inanmışlardır ve imanlarına bir haksızlık da karıştırmamışlardır; İşte güven onların hakkıdır. Onlar doğru yola girmişlerdir.</p>
<p>Bu, kavmine karşı İbrahim&#8217;e verdiğimiz delilimizdir. Kimi dilersek onu kat kat yükseltiriz. Senin Rabbin yerinde karar verir ve her şeyi bilir.&#8221; (En&#8217;am 6/74-83)</p>
<p><strong>2- İbrahim&#8217;in Dini</strong></p>
<p>&#8220;De ki, &#8220;Beni Rabbim gerçekten doğru yola sokmuştur. Dimdik ayakta duran, sapıklıktan uzak İbrahim&#8217;in dinine.&#8221; O, ortak koşanlardan biri değildi.</p>
<p>De ki: &#8220;Benim namazım, kestiğim kurban, hayatım ve ölümüm, hep varlıkların sahibi Allah içindir.</p>
<p>O&#8217;nun ortağı olmaz; bana böyle emredildi. Ben müslümanların ilkiyim.&#8221; (En&#8217;am 6/161-163)</p>
<p>&#8220;Yoksa İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunları yahudi veya hıristiyan idiler mi diyorsunuz? De ki, &#8220;Siz mi daha iyi bilirsiniz yoksa Allah mı? Allah&#8217;ın gün gibi açıkladığı bir şey kendinde iken onu gizleyenden daha zalim kim olabilir? Ne yapsanız Allah ondan habersiz olmaz.&#8221; (Bakara 2/140)</p>
<p>&#8220;Ey Kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışırsınız? Tevrat ve İncil&#8217;in indirilmesi onun zamanında değil, daha sonradır. Aklınızı kullanmaz mısınız?</p>
<p>İşte siz busunuz. Hadi bilginiz olan şey hakkında tartıştınız; peki ya bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışırsınız? Allah bilir ama sizler bilmiyorsunuz.</p>
<p>İbrahim, ne yahudidir, ne de hıristiyandır. Ama o dosdoğru, hakka teslim olmuş biridir. Allah&#8217;a ortak koşmuş olanlardan değildir.</p>
<p>İnsanların İbrahim&#8217;e en yakını, ona uyanlar, bu peygamber ve müminlerdir. Allah müminlerin dostudur.</p>
<p>Kitap ehlinden bir takımı bir yolunu bulup sizi saptırmak istedi. Onlar başkalarını değil, yalnız kendilerini saptırırlar ama bunu kavrayamazlar.</p>
<p>Ey Kitap ehli! Nasıl olar da Allah&#8217;ın ayetlerini görüp anladığınız halde tanımazlık edersiniz?</p>
<p>Ey Kitap ehli! Nasıl olur da hakkı batıl ile örter ve bile bile hakkı gizlersiniz?&#8221; (Ali İmran 3/65-71)</p>
<p>&#8220;De ki: &#8220;Allah doğruyu söylemiştir; siz İbrahim&#8217;in dosdoğru dinine uyun. O müşriklerden değildir&#8221;. (Ali İmran 3/95)</p>
<p>&#8220;Allah uğrunda, cihadın hakkını vererek cihad edin. Sizi, o seçmiştir. Bu dinde size bir güçlük yüklememiştir. Tıpkı, babanız İbrahim&#8217;in dini gibi. O, hem bundan önce hem de bu Kuran&#8217;da sizi müslümanlar diye adlandırmıştır. Bu, elçinin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız içindir. Artık, şu namazı kılın, zekatı da verin. Allah&#8217;a sımsıkı sarılın. O sizin sahibinizdir. Ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!&#8221; (Hac 22/78)</p>
<p><strong>3- Aldığı Vahiy</strong></p>
<p>&#8220;Biz İbrahim ailesine Kitap ve hikmet verdik. Onlara büyük bir hâkimiyet de verdik.&#8221; (Nisa 4/54)</p>
<p>&#8220;Yahudi veya hıristiyan olun ki yola gelesiniz.&#8221; dediler. De ki; &#8220;Yok, bizimkisi İbrahim&#8217;in dosdoğru dinidir. O müşriklerden değildi.&#8221;</p>
<p>Deyin ki, &#8220;Biz Allah&#8217;a inandık; bize ne indirildi, İbrahim&#8217;e, İsmail&#8217;e, İshak&#8217;a, Yakup&#8217;a ve torunlarına ne indirildi ise, Musa&#8217;ya ve İsa&#8217;ya ne verildi, peygamberlere Rableri tarafından her ne verildi ise ona inandık. Onlardan hiç birini ayırt etmeyiz. Biz ona teslim olmuş kimseleriz.&#8221; (Bakara 2/135-136)</p>
<p>&#8220;Şu döneklik edeni gördün mü?</p>
<p>Malından biraz verdi de sonra kaskatı kesildi.</p>
<p>Gaybın ilmi onun yanında mı ki o görebiliyor?</p>
<p>Yoksa onun haberi olmadı mı? Musa&#8217;nın sahifelerinde olan,</p>
<p>Vefalı İbrahim&#8217;in sahifelerinde olan şu şeylerden:</p>
<p>Hiçbir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez;</p>
<p>İnsanın eline, ne kazanmışsa o geçer, başkası değil.</p>
<p>Kazancı da yakında görülecektir.</p>
<p>Sonra ona karşılığı eksiksiz verilecektir.</p>
<p>Her şeyin sonu Rabbine varır.</p>
<p>Güldürmüş olan da odur, ağlatmış olan da.</p>
<p>Öldürmüş olan da odur, diriltmiş olan da.</p>
<p>O yarattı eşleri, o erkeği, o dişiyi;</p>
<p>atıldığı zaman nutfeden.</p>
<p>O tekrar oluşturma onun işidir.</p>
<p>Kimsenin eline baktırmayan da odur, varlıklı kılan da.&#8221; (Necm 53/33-48)</p>
<p>&#8220;Yok sizler dünya hayatını tercih ediyorsunuz.</p>
<p>Oysa ahiret daha iyi ve daha kalıcıdır.</p>
<p>Bunlar ilk sahifelerde elbette vardır.</p>
<p>İbrahim&#8217;in ve Musa&#8217;nın sahifelerinde.&#8221; (Ala 87/16-19)</p>
<p><strong>4- Mekke ve Kabe</strong></p>
<p>&#8220;İnsanlar için kurulan ilk mabed gerçekten Mekke&#8217;dekidir. Varlıklar için bir bereket ve doğru yol rehberi olarak kurulmuştur.</p>
<p>Orada apaçık belgeler ve İbrahim&#8217;in makamı vardır. Kim oraya girerse, güven içinde olur. İnsanların, yani oraya bir yol bulabilen her kimsenin o Mabed&#8217;de hac yapması Allah için bir borçtur. Kim tanımazlık ederse etsin. Çünkü Allah varlıkların hiç birine ihtiyaç duymaz.&#8221; (Ali İmran 3/96-97)</p>
<p>&#8220;O Mabedi, insanlar için bir toplanma ve bir güven yeri yaptık. Siz de İbrahim&#8217;in makamını namaz yeri edinin. İbrahim&#8217;e ve İsmail&#8217;e sorumluluk da yüklemiştik; tavaf edenler, oraya kapananlar, rüku ve secde edenler için Mabedimi temiz tutun, demiştik.</p>
<p>İbrahim şöyle demişti: &#8220;Rabbim! Burasını güvenli bir şehir kıl. Buranın halkını, yani bunlardan Allah&#8217;a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır.&#8221; Allah da şöyle demişti: &#8220;İnkar edeni bile az bir müddet geçindirir, sonra da ateşin azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü bir sondur o!&#8221;</p>
<p>İbrahim ile İsmail, Mabedin temellerini yükseltiyor ve şöyle diyorlardı: &#8220;Rabbimiz! Yaptığımızı kabul eyle. Kuşkusuz sen hem işitir, hem bilirsin.&#8221;</p>
<p>&#8220;Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş iki kişi say. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir topluluk meydana getir. Bize ibadet yerlerimizi göster ve tevbemizi kabul eyle. Çünkü tevbeleri daima kabul eden, çok merhametli olan sensin.&#8221;</p>
<p>&#8220;Rabbimiz! İçlerinden onlara Senin ayetlerini okuyan, Kitabı ve hikmeti öğreten, onları her kötülükten arıtan bir peygamber gönder. Çünkü güçlü ve hakim olan ancak sensin&#8221;. (Bakara 2/125-129)</p>
<p>&#8220;O Mabedin yerini İbrahim için hazırladık ve ona şöyle dedik: &#8220;Bana hiçbir şeyi ortak sayma; tavaf edenler, orada kıyama duranlar, rüku edenler ve secdeye varanlar için Mabedimi temiz tut.&#8221;</p>
<p>İnsanları hacca çağır da yaya olarak veya bitkin develer üstünde uzak yollardan sana gelsinler.</p>
<p>Gelsinler de kendi menfaatlerini gözleriyle görsünler. Allah&#8217;ın onlara rızık olarak verdiği dört ayaklı hayvanlar üzerine belli günlerde Allah&#8217;ın adını ansınlar. Siz de bunlardan yiyin, darlık içindeki yoksulu da doyurun.</p>
<p>Sonra kirlerini gidersinler. Adaklarını yerine getirsinler ve o eski Mabedi tavaf etsinler.</p>
<p>İşte böyle. Kim Allah&#8217;ın yasaklarına saygı gösterirse, bu Rabbinin katında kendisi için iyi olur. (Haram olduğu) okunanlar bir yana, deve sığır ve davarlar size helal kılınmıştır. O halde hem o pis putlardan sakının; hem de yalan sözden sakının.</p>
<p>Allah için yola gelmişlerden olun, ona ortak koşanlardan değil. Kim Allah&#8217;a ortak koşarsa sanki gökten düşmüş de onu kuşlar kapıyor veya rüzgar onu pek uzak bir yere sürüklüyor gibidir.</p>
<p>İşte böyle. Kim Allah&#8217;ın koyduğu işaretlere sagı gösterirse bu, o kalplerin takvasından ileri gelir.</p>
<p>Belli bir süreye kadar onlarda sizin için yararlar vardır. O süre eski Mabedde biter.&#8221; (Hac 22/26-33)</p>
<p><strong>5- İbrahim&#8217;in Duası</strong></p>
<p>&#8220;Bir gün İbrahim şöyle demişti: &#8220;Rabbim! Bu şehri güvenli kıl; beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut.&#8221;</p>
<p>&#8220;Rabbim! Onlar insanların çoğunu yoldan çıkarmıştır. Artık kim bana uyarsa o bendendir. Her kim de bana karşı gelirse&#8230; Şüphesiz sen cezadan koruryan, merhamet edensin.&#8221;</p>
<p>&#8220;Rabbimiz! Ben soyumdan kimini senin kutsal Mabedinin yanında tarıma elverişsiz bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz, bu onların namaz kılmaları içindir.</p>
<p>İnsanlardan kimilerinin gönlünü onlara yönlendir. Onları ürünlerle azıklandır. Belki şükrederler.&#8221;</p>
<p>&#8220;Rabbimiz! Biz neyi gizler, neyi açığa vurursak sen onu bilirsin. Allah&#8217;a karşı zaten, ne yerde bir şey gizli kalabilir ne de gökte.&#8221; (İbrahim 14/35-38)</p>
<p>&#8220;Rabbim! Bana doğrunun bilgisini ver ve beni iyiler arasına kat.</p>
<p>Bundan sonra gelenler içinde doğruların dilinde olmamı nasip eyle.</p>
<p>Beni o nimetli cennete varis olanlardan kıl.</p>
<p>Babamı da cezdan koru. O gerçekten yoldan çıkmışlardan biridir.</p>
<p>Diriltilecekleri günde beni rezil etme.</p>
<p>O gün ne mal bir işe yarayacak, ne de oğullar.</p>
<p>Kim Allah&#8217;a temiz bir kalple gelmiş olursa o başka.&#8221; (Şuara 26/83-89)</p>
<p><strong>6-Teslimiyeti</strong></p>
<p>&#8220;Kimin dini, kendini Allah&#8217;a verip iyilik yapan ve İbrahim&#8217;in dosdoğru dinine uyan kimsenin dinden güzel olabilir? Allah İbrahim&#8217;i dost edinmişti.&#8221; (Nisa 4/125)</p>
<p>&#8220;Ve kim İbrahim&#8217;in dininden yüz çevirir? Kendi kendini alçaltmış biri olursa o başka. Gerçekten biz onu dünyada iken seçmişizdir. O ahirette de elbette iyiler arasındadır.</p>
<p>Ne zaman ki, Rabbi &#8220;Teslim ol&#8221; dedi, o da &#8220;Alemlerin Rabbine teslim oldum&#8221; diye cevap verdi.</p>
<p>İbrahim bunu oğullarına vasiyet etmişti. Yakup da şöyle demişti: &#8220;Oğullarım! Allah bu dini sizin için seçmiştir. Siz de başka değil, sadece kendini ona vermiş olarak can verin.&#8221;</p>
<p>Yakub&#8217;a ölüm hali geldiği zaman, yoksa siz orada mı idiniz? O gün oğullarına şöyle demişti: &#8220;Siz benden sonra neye kulluk edeceksiniz?&#8221; Onlar demişlerdi ki: &#8220;Senin Tanrına, ataların İbrahim, İsmail ve İshak&#8217;ın Tanrısı olan tek Tanrıya kulluk ederiz, bizler kendini ona verenlerdeniz.&#8221;</p>
<p>Onlar bir ümmetti geldi geçti. Ne kazanmışlarsa kendilerine. Siz ne kazandıysanız o da sizedir. Onların yaptığı şeyden size soru sorulacak değildir.&#8221; (Bakara 2/130-134)</p>
<p>&#8220;İbrahim bir gün dedi ki: &#8220;Rabbim, bana bir göstersene, sen ölüleri nasıl diriltirsin?&#8221; &#8220;Yoksa İnanmadın mı? Dedi. &#8220;Yok, ama kalbim iyice yatışsın diye.&#8221; dedi. Allah buyurdu ki; &#8220;Öyleyse o kuşlardan dört tane tut, sonra onları kendine alıştır, sonra her dağın üzerine onlardan bir parça koy, sonra çağır; koşarak sana geleceklerdir. Bil ki, Allah güçlüdür ve yerinde karar verir.&#8221; (Bakara 2/260)</p>
<p>&#8220;İbrahim tek başına bir ümmetti. Allah&#8217;a boyun eğmiş ve dosdoğru idi. O müşriklerden değildi.</p>
<p>Nimetlerine şükrederdi. O da onu seçmiş ve doğru yola yönlendirmişti.<br />
Sonra sana şöyle vahyettik, &#8220;Doğruya yönelmiş olan İbrahim&#8217;in dinine uy&#8221;. O müşriklerden değildir.&#8221; (Nahl 16/120-122)</p>
<p><strong>7- İleri Gelenlerin Tavrı</strong></p>
<p>&#8220;Allah ona, o iktidarı vermiş diye İbrahim ile Rabbi hakkında tartışanı görmedin mi? İbrahim: &#8220;Rabbim öyledir ki, hem diriltir hem öldürür&#8221; dedi. O, &#8220;Ben de diriltir ve öldürürüm&#8221; dedi; İbrahim, &#8220;İşte Allah güneşi doğudan getiriyor, haydi sen de batıdan getir.&#8221; dedi. O tanımaz şaşırıp kaldı. Allah o zalimler topluluğunu doğru yola sokmaz.&#8221; (Bakara 2/258)</p>
<p><strong>8-Tanrıları </strong></p>
<p>&#8220;İbrahim kavmine demişti ki; &#8220;Allah&#8217;a kulluk edin, ondan sakının; bilseniz sizin için hayırlısı budur.</p>
<p>Siz Allah&#8217;ın berisinden bir takım putlara kulluk ediyor ve yalan uyduruyorsunuz. Allah&#8217;ın berisinden kulluk ettiklerinizin size rızık vermeye güçleri yetmez. Siz rızkı Allah katında arayın. Ona kulluk edin ve ona şükredin. Ona döndürüleceksiniz.&#8221; (Ankebut 29/16-17)</p>
<p>&#8220;Kavminin buna cevabı sadece şu oldu: &#8220;Öldürün onu; yahut yakın.&#8221; Ama Allah onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, inanan kimseler için gerçekten belgeler vardır.</p>
<p>İbrahim şöyle demişti: &#8220;Aranızda kaynaşma olsun diye bu dünya hayatında, Allah&#8217;ın berisinden bir takım putlara tutundunuz. Sonra kıyamet günü, biriniz diğerini tanımayacak ve biriniz diğerine lanet okuyacaktır. Varacağınız yer ateştir; yardımcılarınız da yoktur.&#8221; (Ankebut 29/24-25)</p>
<p>&#8220;Onlara İbrahim&#8217;in haberini oku.</p>
<p>Bir gün babasına ve kavmine dedi ki: &#8220;Siz neye kulluk edersiniz?&#8221;</p>
<p>Onlar, &#8220;Putlara kulluk ederiz; bütün gün onlara bağlı kalırız.&#8221; dediler.</p>
<p>İbrahim: &#8220;Çağırdığınız zaman sizi duyarlar mı?&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Yahut size bir fayda sağlayabilirler mi, veya zararları olur mu?&#8221;</p>
<p>&#8220;Yok.&#8221; dediler. &#8220;Ama biz bildik bileli, babalarımız böyle yaparlar.&#8221;</p>
<p>Dedi ki, &#8220;Gördünüz mü neye kulluk ediyormuşsunuz?</p>
<p>Hem siz, hem en eski atalarınız.</p>
<p>İşte onlar benim düşmanımdır, ama varlıkların sahibi öyle değildir.</p>
<p>Beni yaratan odur. Yolumu o gösterir.</p>
<p>Beni yediren de odur, içiren de.</p>
<p>Hasta olunca bana o şifa verir.</p>
<p>Beni öldürecek, sonra da diriltecek olan odur.</p>
<p>Yargı gününde hatamdan dolayı beni cezadan korumasını beklediğim de odur.</p>
<p>Rabbim! Bana doğrunun bilgisini ver ve beni iyiler arasına kat.&#8221; (Şuara 26/69-83)</p>
<p>&#8220;Biz daha önce İbrahim&#8217;in olgunluğunu sağlamıştık. Biz onu zaten biliyorduk.</p>
<p>Bir gün İbrahim, babasına ve kavmine şöyle dedi: &#8220;Nedir bu heykeller ki onlara bağlanıp duruyorsunuz?&#8221;</p>
<p>&#8220;Biz bildik bileli atalarımızı onlara kulluk eder.&#8221; dediler.</p>
<p>&#8220;And olsun ki hem sizler hem de babalarınız açıkca yoldan çıkmışsınız&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Sen bize gerçek bir iddia ile mi geldin yoksa şakacılardan biri misin?&#8221; dediler.</p>
<p>&#8220;Hayır dedi; Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir, onları yaratan odur. Ben de buna tanık olanlardan biriyim.&#8221;</p>
<p>&#8220;Siz dönüp gittikten sonra, vallahi putlarınıza bir oyun oynayacağım.&#8221;</p>
<p>Derken onları parça parça etti, sadece büyüğünü bıraktı. Olur ki, ona başvururlar.</p>
<p>&#8220;Tanrılarımıza karşı bunu kim yaptı? O muhakkak zalimlerden biridir&#8221; dediler.</p>
<p>&#8220;Bir gencin onlara dil uzattğını duymuştuk. Ona İbrahim denir.&#8221; dediler.</p>
<p>&#8220;Getirin onu herkesin gözü önüne. Belki bir gören olmuştur.&#8221; dediler.</p>
<p>&#8220;İbrahim! dediler. Bu işi tanrılarımıza karşı sen mi yaptın?&#8221;</p>
<p>&#8220;Belki şu büyükleri yapmıştır, dedi. Onlara bir sorun. Eğer konuşurlarsa.&#8221;</p>
<p>Hemen kendilerine geldiler ve &#8220;O zalim, asıl sizsiniz&#8221; dediler.</p>
<p>Sonra başları yere döndürüldü de şöyle dediler: &#8220;İbrahim! Sen de çok iyi bilirsin. işte bunlar konuşamazlar.&#8221;</p>
<p>&#8220;Yani şimdi siz, Allah&#8217;ın berisinden, size ne bir fayda sağlayacak ne de zarar verebilcek bir şeye kulluk ediyorsunuz, öyle mi?</p>
<p>İşte hem size hem de, Allah&#8217;ın berisinden neye kulluk ediyorsanız ona yuh olsun! Siz aklınızı kullanmaz mısınız?&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Eğer bir şey yapacaksanız, yakın şunu da tanrılarınıza yardım edin.&#8221; dediler.</p>
<p>Biz de: &#8220;Ey ateş! İbrahim&#8217;e karşı bir serinlik ve bir esenlik ol.&#8221; dedik.</p>
<p>Ona bir düzen kurmak istediler, ama biz onları çok zararlı çıkardık.</p>
<p>Onu da, Lut&#8217;u da, herkes için kutsal kıldığımız o yere ulaştırıp kurtardık.</p>
<p>İbrahim&#8217;e, İshak&#8217;ı ona ilaveten de Yakub&#8217;u verdik. Her birini iyi kimseler yaptık.</p>
<p>Onları, buyruğumuz altında doğru yolu gösteren önderler kıldık. Onlara, iyi işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar, bize kulluk ederlerdi.&#8221; (Enbiya 21/51-73)</p>
<p>&#8220;İbrahim babasına ve kavmine şöyle demişti: &#8220;Şu kulluk ettiğiniz de nedir?&#8221;</p>
<p>Allah&#8217;ın berisinde uydurma tanrılar istiyorsunuz, öyle mi?&#8221;</p>
<p>Varlıkların sahibine karşı kanaatiniz nedir?&#8221;</p>
<p>Yıldızlara şöyle bir göz attı.</p>
<p>&#8220;Ben rahatsızım&#8221; dedi.</p>
<p>Arkalarını dönüp hemen gittiler.</p>
<p>Sonra onların tanrılarına gizlice sokuldu: &#8220;Siz yemek yemez misiniz?</p>
<p>Sizin neyiniz var? Konuşmazsınız.&#8221; dedi.</p>
<p>Derken, üzerlerine sokuldu ve olanca kuvvetiyle vurdu.</p>
<p>Sonra süratle gelip önüne dikildiler.</p>
<p>İbrahim onlara şöyle söyledi: &#8220;Yonttuğunuz şeye mi kulluk edersiniz?</p>
<p>Oysa sizi ve ne yapıyorsanız onu yaratmış olan Allah&#8217;tır.&#8221;</p>
<p>Dediler ki, &#8220;Onun için bir yer yapın da onu o ateşin içine atın.&#8221;</p>
<p>Ona karşı bir düzen kurmak istediler, ama biz onları en alçak bir duruma getirdik.</p>
<p>İbrahim: &#8220;İşte ben Rabbime doğru gidiyorum. O beni yola sokacaktır.</p>
<p>Rabbim bana iyilerden birini nasibet&#8221; dedi.</p>
<p>Biz de ona yumuşak huylu bir erkek çocuk müjdeledik.&#8221; (Saffat 37/85-99)</p>
<p><strong>9- İnkarcıların Genel Tavrı</strong></p>
<p>&#8220;Bir gün İbrahim, babasına ve kavmine demişti ki: &#8220;Siz neye kulluk ediyorsanız ben ondan uzağım.</p>
<p>Ama beni yaratmış olan farklı. O, yolumu gösterecektir.&#8221;</p>
<p>İbrahim bunu, ardından gelecekler içinde kalıcı bir söz olarak bırakmıştır. Belki o tarafa dönerler.</p>
<p>İşte ben hem bunları hem de babalarını geçindirdim durdum. Derken o gerçek ve onu açıklayan bir elçi geldi.</p>
<p>Ne zaman ki onlara o gerçek geldi, şöyle dediler: &#8220;Bu bir büyüdür. İşte biz onu tanımayız.&#8221;</p>
<p>Bir de şunu dediler: &#8220;Şimdi bu Kur&#8217;an, iki şehrin birinden bir büyük adama indirilmeli değil miydi yani?&#8221;</p>
<p>Rabbinin rahmetini paylaştırma işi onlara mı kaldı? Onların dünya hayatındaki geçimliklerini aralarında biz paylaştırmışızdır. Birini birinden basamak basamak üstün kılıdık ki, biri diğerini bir hizmet için tutabilsin. Onlar ne biriktirseler, Rabbinin rahmeti ondan daha iyi olur.</p>
<p>Eğer insanlar tek bir topluluğa dönüşecek olmasalardı, Rahman&#8217;a karşı tanımazlık edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık.</p>
<p>Evlerinin kapılarını ve üzerine yaslanacakları divanları da öyle olurdu.</p>
<p>Bir de onları altına boğardık. Bütün bunlar dünya hayatının geçici menfaatinden başka bir şey değildir. Rabbinin katında olan Ahiret ise korunanlar içindir.&#8221; (Zuhruf 43/26-35)</p>
<p><strong>10-Babası İçin İstiğfarı</strong></p>
<p>&#8220;Kitapta İbrahim&#8217;den de söz et. Çünkü o, dosdoğru bir peygamberdi.</p>
<p>Babasına şöyle demişti: &#8220;Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve bir işine yaramayan şeye ne diye kulluk edersin?&#8221;</p>
<p>&#8220;Babacığım! Bak, sana gelmeyecek bir bilgi işte bana gelmiştir. Sen bana uy, ben sana düzgün bir yol göstereyim.&#8221;</p>
<p>&#8220;Babacığım! Şeytana boyun eğme. Çünkü şeytan Rahman&#8217;a baş kaldırmıştır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Babacığım! Ben asıl, Rahman&#8217;ın azabının seni çarpmasından korkarım. O zaman şeytanın yardakçısı olup çıkarsın.&#8221;</p>
<p>Babası dedi ki: &#8220;Şimdi sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun, İbrahim?</p>
<p>Hele buna bir son verme, seni mutlaka taşlarım. Artık beni yanlız bırak.&#8221;</p>
<p>İbrahim, &#8220;Hoşca kal.&#8221; dedi. Seni azaptan korumasını Rabbim&#8217;den isteyeceğim. Çünkü o beni çok kayırır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Sizden de Allah&#8217;ın berisinden neye yalvarıyorsanız ondan da ayrılıyorum. Ben Rabbime yalvarırım. Umarım, Rabbime yalvarmam sonuçsuz kalmaz.&#8221; (Meryem 19/41-48)</p>
<p>&#8220;Cehennemlik oldukları ortaya çıktıktan sonra, yakınları bile olsa, ne o Peygamber müşriklerin azaptan korunmasını isteme hakkına sahiptir, ne de müminler.</p>
<p>İbrahim&#8217;in, babasının azaptan korunmasını istemesi, sadece ona verdiği bir sözden ötürü idi.&#8221; (Tevbe 9/113-114)</p>
<p><strong>11-Çocuk Müjdesi</strong></p>
<p>&#8220;İbrahim&#8217;in ağırlanan konuklarının hikayesi sana ulaştı mı?</p>
<p>Bir gün onun yanına girdiler de &#8220;Selam&#8221; dediler. O da: &#8220;Selam&#8221; dedi.. Huylanacak bir topluluk&#8230;&#8221;</p>
<p>Hemen gizlice ailesine gitti ve semiz bir buzağı getirdi.</p>
<p>Önlerine doğru sürdü: &#8220;Yemeyecek misiniz?&#8221; dedi.</p>
<p>Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti. &#8220;Korkma&#8221; dediler ve ona bilgin bir oğul sahibi olacağını müjdelediler.</p>
<p>Karısı hemen çığlık içinde önlerine dikildi. Elleriyle yüzünü kapadı ve &#8220;Kısır bir ihtiyarım.&#8221; dedi.</p>
<p>Dediler ki; &#8220;Bu böyle. Rabbin dedi. O, yerinde karar verir ve her şeyi bilir.&#8221; (Zariyat 51/31-37)</p>
<p>&#8220;Elçilerimiz İbrahim&#8217;e o müjdeyi getirmişti. &#8220;Selam&#8221; demişlerdi. O da &#8220;Selam&#8221; demiş, çok geçmeden kızartılmış bir buzağı getirmişti.</p>
<p>Ne zaman ki, ellerini ona sürmediklerini gördü, huylandı. Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti. &#8220;Korkma, biz Lut kavmine gönderildik&#8221; dediler.</p>
<p>Karısı ayakta idi güldü. &#8220;Biz de ona İshak&#8217;ı müjdeledik. İshak&#8217;ın ardından da Yakub&#8217;u.</p>
<p>&#8220;Vay başıma! dedi. Doğum mu yapacağım? Ben bir kocakarıyım. Kocam da bu; bir ihtiyar! Bu şaşılacak bir şey doğrusu.&#8221;</p>
<p>&#8220;Allah&#8217;ın işine mi şaşıyorsun? dediler. Allah&#8217;ın rahmeti ve bol vergisi üzerinizdedir, ey hane halkı! O en güzelini yapar, yücelerin yücesidir.&#8221;</p>
<p>Ne zaman İbrahim&#8217;in korkusu gitti ve kendine o müjde de geldi bu defa elçilerimizle Lut kavmi hakkında tartışmaya başladı.</p>
<p>İbrahim gerçekten yumuşak huylu, yufka yürekli ve kendini Allah&#8217;a vermiş biridir.</p>
<p>&#8220;İbrahim! Vazgeç bundan, dediler. Çünkü Rabbinin emri zaten verilmiştir. Artık onlara, geri çevrilemeyecek bir azap geliyor.&#8221; (Hud 11/69-76)</p>
<p>&#8220;Onlara İbrahim&#8217;in konuklarından haber ver.</p>
<p>O gün İbrahim&#8217;in yanına girmişlerdi de &#8220;Selam.&#8221; demişlerdi. O da &#8220;Doğrusu biz sizden korku duyuyoruz&#8221; demişti.</p>
<p>&#8220;Korkma, demişlerdi. Biz sana, bilgin bir oğlun olacağını müjdeliyoruz.&#8221;</p>
<p>&#8220;Bana yaşlılık gelip çatmasına rağmen mi müjdelediniz? Neyin müjdesini veriyorsunuz?&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Sana gerçeği müjdeledik, umudunu kesenlerden olma&#8221; dediler.</p>
<p>&#8220;Yoldan çıkmışlardan başka kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser ki?&#8221; dedi.&#8221; (Hicr 15/51-56)</p>
<p>&#8220;Allah&#8217;a hamdolsun, yaşlılığıma rağmen bana İsmail ve İshak&#8217;ı verdi. Benim Rabbim duayı gerçekten işitir.&#8221;</p>
<p>&#8220;Rabbim! Beni o namazı kılan biri eyle; çocuklarımı da. Rabbimiz! Duamı kabul buyur.</p>
<p>&#8220;Rabbimiz! O hesabın kurulduğu gün beni, anamı babamı ve müminleri bağışla.&#8221; (İbrahim 14/39-41)</p>
<p><strong>12- Oğlunu Kurban Etmesi</strong></p>
<p>&#8220;İbrahim, &#8220;Rabbim! Bana iyilerden birini ver.&#8221; diye yalvarmıştı.</p>
<p>Biz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdelemiştik.</p>
<p>Çocuk yanısıra koşma çağına gelince: &#8220;Yavrucuğum! dedi. Ben uykuda görüyorum ki, işte ben seni kesiyorum. Bir düşün, ne dersin?&#8221; Dedi ki; &#8220;Babacığım! Sana ne buyuruluyorsa yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın.&#8221;</p>
<p>Ne zaman ki ikisi de teslimiyet gösterdi ve babası oğlunu alnı üzerine yatırdı;</p>
<p>&#8220;Ey İbrahim! diye seslendik. Sen rüyayı gerçekten doğru yorumladın. Biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.&#8221;</p>
<p>Çünkü bu apaçık bir deneme idi.</p>
<p>Ona kan bedeli olarak büyük bir kurbanlık verdik.</p>
<p>Sonra gelenlerin içinde onu bu teslimiyetiyle bıraktık.</p>
<p>Selam olsun İbrahim&#8217;e.</p>
<p>Güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.</p>
<p>O, gerçekten inanmış kullarımızdandır.</p>
<p>Ona, iyilerden biri olan İshak&#8217;ı peygamber olarak müjdeledik.</p>
<p>Hem onu hem de İshak&#8217;ı uğurlu kıldık. Her ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıkca kendi kendine kötülük eden de.&#8221; (Saffat 37/100-113)</p>
<p><strong>13-İbrahim&#8217;in Soyu</strong></p>
<p>&#8220;Allah, Adem&#8217;i, Nuh&#8217;u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini başkalarına tercih etti.</p>
<p>Bir tek soydan, biri diğerindendir. Allah işitir, bilir.&#8221; (Ali İmran 3/33-34)</p>
<p>&#8220;Ne zaman İbrahim kavminden ve Allah&#8217;ın berisinden neye kulluk ediyorlarsa ondan ayrıldı, biz de ona İshak&#8217;ı ve Yakub&#8217;u bağışladık. Her birini bir peygamber yaptık.</p>
<p>Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onların, doğruların dilinde üstün bir şekilde anılmalarını sağladık.&#8221; (Meryem 19/49-50)</p>
<p>&#8220;Ona İshak&#8217;ı ve Yakub&#8217;u bağışladık, her birini doğru yola eriştirdik. Daha önce de Nuh&#8217;u doğru yola eriştirmiştik. İbrahim&#8217;in soyundan Davud&#8217;u, Süleyman&#8217;ı, Eyyub&#8217;u, Yusuf&#8217;u, Musa&#8217;yı ve Harun&#8217;u da. İşlerini iyi yapanları işte böyle ödüllendiririz.</p>
<p>Zekeriyâ, Yahyâ, İsa ve İlyas; hepsi de iyilerdendir.</p>
<p>İsmail, Elyesa, Yunus ve Lut; hepsini başkalarından üstün kıldık.</p>
<p>Babalarından, soylarından ve kardeşlerinden kimilerini de. Onları tek tek seçtik ve doğru yola eriştirdik.</p>
<p>Bu, Alah&#8217;ın yoludur. Orayı kullarından dilediğine gösterir. Eğer onlar ortak koşmuş olsalardı yaptıkları ne varsa boşa çıkardı.</p>
<p>Kendilerine kitap, hüküm ve peygamberlik verdiklerimiz işte onlardır. Bunlar eğer onları tanımazlık ederlerse, bunu, onları tanımazlık etmemiş olan bir topluma veririz.</p>
<p>Onlar Allah&#8217;ın doğru yola eriştirdiği kimselerdir. Sen onların izinden git. De ki &#8220;Sizden buna bir karşılık istemem. Bu herkes için sadece bir hatırlatmadır.&#8221; (En&#8217;am 6/84-90)</p>
<p><strong>14- İnananların Mükafatlandırılmaları</strong></p>
<p>&#8220;Kullarımız İbrahim, İshak ve Yakup&#8217;tan söz et. Güçlü ve gönülgözü açık olanlardan.</p>
<p>Yalnız o yurdu düşünmelerine karşılık biz onları arındırmışızdır.</p>
<p>Onlar katımızda gerçekten seçkin ve iyi kimselerdendirler.</p>
<p>İsmail&#8217;den, Elyesa&#8217;dan, Zülkifl&#8217;den de söz et. Hepsi de iyi kimselerdendir.</p>
<p>İşte bu bir anmadır. Korunanlar için gerçekten güzel bir gelecek vardır.</p>
<p>Kapıları onlar için açılmış Adn cennetleri.</p>
<p>Orada geriye yaslanarak bol meyve ve içecek isteyeceklerdir.</p>
<p>Yanlarında, gözlerini üstlerinden ayırmayan dilberler vardır.</p>
<p>Hesap günü için, size söz verilen budur.</p>
<p>İşte bu bizim rızkımızdır. Onun tükenmesi diye bir şey yoktur.&#8221; (Sad 38/45-54)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/ibrahim-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Salih Aleyhisselam</title>
		<link>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/salih-aleyhisselam.html</link>
		<comments>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/salih-aleyhisselam.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 07:46:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kuran'da Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[deve mucizesi]]></category>
		<category><![CDATA[semud kavmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.suleymaniyevakfi.net/yeni/kuranda-peygamberler/salih-aleyhisselam.html</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Semud&#8217;a kardeşleri Salih&#8217;i gönderdik. Onlara dedi ki; &#8220;Ey kavmim! Allah&#8217;a kulluk edin; O&#8217;ndan başka tanrınız yoktur. O, sizin oluşumunuzu toprakta başlatmış ve orada bir ömür sürmenizi istemiştir. Öyleyse sizi cezadan korumasını isteyin ve ona yönelin. Doğrusu Rabbim yakındır, kabul eder.&#8221; (Hud 11/61) 1- Görevi &#8220;Semud, gönderilen elçileri yalancı saymıştı. Kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: &#8220;Siz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Semud&#8217;a kardeşleri Salih&#8217;i gönderdik. Onlara dedi ki; &#8220;Ey kavmim! Allah&#8217;a kulluk edin; O&#8217;ndan başka tanrınız yoktur. O, sizin oluşumunuzu toprakta başlatmış ve orada bir ömür sürmenizi istemiştir. Öyleyse sizi cezadan korumasını isteyin ve ona yönelin. Doğrusu Rabbim yakındır, kabul eder.&#8221; (Hud 11/61)</p>
<p><strong>1- Görevi</strong></p>
<p>&#8220;Semud, gönderilen elçileri yalancı saymıştı.</p>
<p>Kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: &#8220;Siz korunmak istemez misiniz?</p>
<p>Bakın ben sizin için güvenilir bir elçiyim;</p>
<p>Artık Allah&#8217;tan sakının ve bana itaat edin.</p>
<p>Ben sizden buna bir ücret istemem. Benim ücretim kimseye değil, varlıkların<br />
sahibine aittir.</p>
<p>Siz, buradaki şeyler içinde güvenli olarak bırakılacak mısınız sanki?</p>
<p>Bahçelerde ve pınar başlarında.</p>
<p>Ekinler ve dolgun tomurcuklu hurmalıklar arasında?</p>
<p>Dağları da ustalıkla yontarak evler yapmaya devam mı edeceksiniz yani?</p>
<p>Siz Allah&#8217;tan sakının ve bana itaat edin.</p>
<p>O aşırılık yapanların isteklerine de boyun eğmeyin.</p>
<p>Onlar bu topraklarda karışıklık çıkarır da düzeltmezler&#8221; (Şuara 26/141-152)</p>
<p><strong>2- Aldığı Vahiy</strong></p>
<p>&#8220;Onlar, &#8220;Zikir, içimizden ona mı bırakıldı? Yok, o yalancı şımarığın tekidir&#8221; dediler.</p>
<p>Yalancı şımarık kimmiş, onu yarın öğreneceklerdir.&#8221; (Kamer 54/25-26)</p>
<p><strong>3-Deve Mucizesi</strong></p>
<p>&#8220;Bizi mucize göndermekten alıkoyan, sadece öncekilerin onlar karşısında yalan söylemiş olmalarıdır. Semud&#8217;a gözle görülen bir dişi deve vermiştik de ona karşı zalimlik etmişlerdi. Oysa biz mucizeleri yalnız korkutmak için göndeririz.&#8221; (İsra 17/59)</p>
<p>&#8220;Semud&#8217;a kardeşleri Salih&#8217;i elçi göndermiştik. Onlara demişti ki; &#8220;Ey kavmim! Allah&#8217;a kulluk edin; sizin ondan başka tanrınız yoktur. Size Rabbinizden bir mucize de gelmiştir. İşte Allah&#8217;ın dişi devesi, bu sizin için bir mucizedir. Bırakın onu Allah&#8217;ın toprağında otlasın; ona bir kötülük dokundurmayın, yoksa sizi acı bir azab yakalar.&#8221; (Araf 7/73)</p>
<p>&#8220;Onlar Salih&#8217;e &#8220;Sen zaten büyülenmişin tekisin;</p>
<p>Tıpkı bizim gibi bir insandan başka nesin ki. Eğer doğru biri isen bir mucize getir bakalım.&#8221; demişlerdi de,</p>
<p>Salih onlara: &#8220;İşte bu bir dişi devedir. Onun su içme hakkı vardır. Sizin su içme hakkınız da belli bir gündür.</p>
<p>Ona bir kötülük dokundurmayın, yoksa sizi büyük günün azabı yakalar&#8221; demişti.</p>
<p>Onlar onu kesmişlerdi; ama pişman da olmuşlardı.</p>
<p>Hemen onları azap yakaladı. Bunda esaslı bir belge vardır. Onların çoğu<br />
inanacak değillerdir.</p>
<p>Senin Rabbin varya işte o gerçekten üstündür, merhametlidir.&#8221; (Şuara 26/153-159)</p>
<p><strong>4- Semud Kavmine Gelmiş Başka Elçiler</strong></p>
<p>&#8220;Ad ve Semud kavimlerine önlerinden ve artlarından elçiler gelmiş, &#8220;Başkasına değil, yalnız Allah&#8217;a kulluk edin&#8221; demişlerdi. Onlar da şöyle demişti: &#8220;Eğer Rabbimiz isteseydi kuşkusuz melekler indirirdi. Sizin elçilik yaptığınız ne ise işte biz onu tanımıyoruz.&#8221; (Fussilet 41/14)</p>
<p>&#8220;Semud, kendini uyaranlar karşısında yalan söylemişti.&#8221; (Kamer 54/23)</p>
<p><strong>5- İleri Gelenlerin Tavrı</strong></p>
<p>&#8220;Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, zayıf gördüklerine, onlardan iman etmiş olanlara dediler ki, &#8220;Şimdi siz, Salih&#8217;i, gerçekten Rabbi tarafından elçi gönderilmiş biri biliyorsunuz değil mi?&#8221; Onlar da :&#8221;Evet, onunla ne gönderilmişse biz ona inanan kimseleriz.&#8221; dediler.</p>
<p>Büyüklük taslayanlar, &#8220;İşte biz de sizin inandığınız şeyi tanımıyoruz.&#8221; dediler.&#8221; (Araf 7/75-76)</p>
<p><strong>6-Tanrıları</strong></p>
<p>&#8220;Dediler ki, &#8220;Hey gidi Salih! Sen bundan önce, içimizde bir umuttun. Şimdi kalkmış, atalarımız neye kulluk ediyorsa bizim ona kulluk etmemizi yasak ediyorsun öyle mi? Sen bizi neye çağırsan biz ondan dolayı gerçekten şüphe içindeyiz, kuşkuluyuz.</p>
<p>O buna şöyle cevap verdi: &#8220;Ey kavmim, bakmaz mısınız? Ya ben Rabbimden bir belge üzerinde bulunuyorsam ve o bana kendinden bir rahmet sunmuşsa; sonra tutar ona baş kaldırırsam, o zaman Allah&#8217;a karşı bana kim yardım eder? Sizin, zararımı artırmaktan başka, bana ne katkınız olur?&#8221; (Hud 11/62-63)</p>
<p><strong>7- Kavminin Özelliği</strong></p>
<p>&#8220;Hicr halkı da elçileri gerçekten yalancı saymıştı.</p>
<p>Onlara belgelerimizi vermiştik ama onlar bundan yüzçeviren kimselerdi.</p>
<p>Dağlardan, güvenli evler yontarlardı.</p>
<p>O ses onları, sabaha girerlerken yakalamıştı.</p>
<p>Yapıp ettikleri şeyler şimdi onların neyini kurtarmış oldu?&#8221; (Hicr 15/80-84)</p>
<p>&#8220;Salih onlara demişti ki; hatırlasanıza, hani Allah Ad kavminden sonra sizi onların yerine getirmiş ve bu toprağa yerleştirmişti. Şimdi bunun ovalarında köşkler kurar dağlarını ev şeklinde yontarsınız. Artık Allah&#8217;ın nimetlerini hatırlayın da bozguncular olarak bu toprakta karışıklık çıkarmayın.&#8221; (Araf 7/74)</p>
<p>&#8220;Şehirde dokuz kişi vardı. O toprakta karışıklık çıkarır, düzeltmezlerdi.</p>
<p>Dediler ki; &#8220;Allah&#8217;a and için; ona ve ailesine muhakkak bir gece baskını yapacağız; sonra onun hakkını arayana şöyle diyeceğiz: Onun ocağının sönmesine biz tanık olmadık. Biz gerçekten doğru söylüyoruz.&#8221;</p>
<p>Bir tuzak kurmuşlardı. Biz de bir tuzak kurduk, onlar bunu kavrayamıyorlardı.</p>
<p>Baksana, tuzaklarının sonu nasıl oldu? Biz onları da kavimlerini de hep birden yok ettik.</p>
<p>İşte, zalimliklerine karşılık yıkılmış yuvaları! Bunda, bilen bir kavim için gerçek bir belge vardır.</p>
<p>İnananları da kurtardık. Onlar sakınırlardı.&#8221; (Neml 27/48-53)</p>
<p>&#8220;Semud&#8217;un başına gelende bir ibret vardır: Onlara, &#8220;Bir süreye kadar safa sürün.&#8221; denmişti.</p>
<p>Ama Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı. Derken onları yıldırım çarpmıştı. Onlar da bakıyorlardı.</p>
<p>Artık ayakta duramaz oldular. Yardım görecek durumda da olmadılar.&#8221; (Zariyat 51/43-45)</p>
<p><strong>8- Meydan Okumalar</strong></p>
<p>&#8220;O dişi deveyi kestiler. Rablerinin buyruğuna baş kaldırdılar. Dediler ki, &#8220;Bak Salih, bizi tehdit ettiğin ne ise onu başımıza getir de görelim. Tabii eğer elçi gönderilmiş olanlardan biri isen.&#8221;</p>
<p>Onları o sarsıntı bir tuttu. Oldukları yerde hemen diz üstü çökmüş hale geldiler.</p>
<p>Salih onlardan öteye döndü ve şöyle dedi: &#8220;Hey gidi kavmim! Gerçekten ben Rabbimin elçiliğini tebliğ etmiştim ve size öğüt vermiştim. Ama siz öğüt verenleri sevmezsiniz&#8221; (Araf 7/77-79)</p>
<p><strong>9- İnkarcıların Genel Tavrı</strong></p>
<p>&#8220;O orduların haberi sana geldi mi?</p>
<p>Firavun ve Semud ordularının.</p>
<p>O kimseler ki, tanımazlık ederler, aslında onlar hep yalan içindediler.</p>
<p>Oysa Allah onları arkalarından çevirmiştir.&#8221; (Buruc 85/17-20)</p>
<p>&#8220;Ehl-i kitaptan ve müşriklerden tanımazlık edenler, kendilerine o açık belge gelinceye kadar çözülecek değillerdir.</p>
<p>O Allah&#8217;ın bir elçisidir, kendilerine tertemiz sahifeler okur.&#8221; (Beyyine 98/1-2)</p>
<p>&#8220;Kardeşleri Salih&#8217;i &#8220;Allah&#8217;a kulluk edin&#8221; diye Semud&#8217;a gerçekten elçi göndermiştik. Onlar birden bire iki bölük olmuş, birbiriyle çekişiyorlardı.</p>
<p>Salih dedi ki: &#8220;Ey kavmim! İyilik dururken, kötülüğe hemen ne diye abanıyorsunuz? Allah&#8217;ın sizi cezadan korumasını isteseniz olmaz mı? Belki de size acınır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Sen ve beraberinde kim varsa bize uğursuzluk getirdiniz&#8221; dediler.</p>
<p>Salih: &#8220;Uğursuzluğunuz Allah katındandır. Aslında siz imtihana çekillmekte olan bir toplumsunuz.&#8221; dedi.&#8221; (Neml 27/45-47)</p>
<p><strong>10- Ceza</strong></p>
<p>&#8220;Ad&#8217;a ve Semud&#8217;a bak. Onlara ne olduğu oturdukları yerlerden bellidir. Şeytan, yaptıklarını güzel göstermişti de onları yoldan çıkarmıştı. Oysa onlar ilerisini görebilen kimselerdi.&#8221; (Ankebut 29/38)</p>
<p>&#8220;Semud, azgınlığı yüzünden yalana düşmüştü.</p>
<p>Onların en haydutu ileri atılınca,</p>
<p>Allah&#8217;ın elçisi onlara şöyle demişti: &#8220;Aman Allah&#8217;ın bu devesine ve onun su hakkına dokunmayın&#8221;.</p>
<p>Onu yalancı saydılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, günahları yüzünden onlara gazaplandı ve onları yerle bir etti.</p>
<p>O, bunun sonucundan korkmaz.&#8221; (Şems 91/1115)</p>
<p>(Allah şöyle dedi: Bak Salih,) &#8220;Onları sınamak için dişi deveyi gönderen biziz.</p>
<p>Onları izle ve sabırlı ol.</p>
<p>Onlara bildir ki, su aralarında pay edilmiştir. Sırası gelen başında bulunur.&#8221;</p>
<p>Derken bir arkadaşlarını çağırdılar, ayak parmakları üzerinde yükseldi ve deveyi kesti.</p>
<p>(Şimdi bak bakalım) Benim azabım ve uyarılarım nasılmış?</p>
<p>Biz üzerlerine bir tek ses gönderdik, hemen ağılcının kurumuş otu gibi oldular.&#8221; (Kamer 54/27-31)</p>
<p>&#8220;Deveyi kesip devirdiler. O zaman Salih dedi ki: &#8220;Yurdunuzda üç gün daha yiyip içebilirsiniz. Bu, yalan çıkmayacak bir sözdür.&#8221;</p>
<p>Ne zaman ki emrimiz geldi o zaman Salih&#8217;i ve beraberindeki inananları katımızdan bir rahmet ile o günün rezilliğinden kurtardık. İşte senin Rabbin, o pek kuvvetli ve güçlüdür.</p>
<p>Zalimlik yapmış olanları da o ses yakladı; kendi yuvalarında dizüstü çökmüş bir hale geldiler.</p>
<p>Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Bilin ki Semud Rablerini tanımamıştı. Bilin ki, Semud defolup gitmiştir.&#8221; (Hud 11/65-68)</p>
<p>&#8220;Semud kavmi sınırı aşan (bir ses) ile yok edilmiştir.&#8221; (Hakka 69/5)</p>
<p><strong>11- İnananların Mükafatlandırılmaları</strong></p>
<p>&#8220;Semud var ya, işte ona doğru yolu göstermiştik, ama onlar körlüğü, doğru yoldan daha çok sevmişlerdi. Ettikleri şeylere karşılık olarak onları alçaltıcı azabın yıldırımı çarpmıştı.</p>
<p>İnananmış olanları da kurtarmıştık. Onlar sakınırlardı.&#8221; (Fussilet 41/17-18)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/salih-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hud Aleyhisselam</title>
		<link>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/hud-aleyhisselam.html</link>
		<comments>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/hud-aleyhisselam.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 07:42:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kuran'da Peygamberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.suleymaniyevakfi.net/yeni/kuranda-peygamberler/hud-aleyhisselam.html</guid>
		<description><![CDATA[1- Görevi &#8220;Ad kavmine kardeşleri Hud&#8217;u gönderdik. Şöyle dedi: &#8220;Ey kavmim! Allah&#8217;a kulluk edin. O&#8217;ndan başka tanrınız yoktur. Siz sadece uyduruyorsunuz.&#8221; (Hud 11/50) &#8220;Kardeşleri Hud, onlara: &#8220;Siz korunmak istemez misiniz?&#8221; demişti. Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah&#8217;tan sakının ve bana itaat edin. &#8220;Ben sizden buna bir karşılık istemiyorum. Benim karşılığım yalnız varlıkların sahibine aittir.&#8221;(Şuara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1- Görevi</strong></p>
<p>&#8220;Ad kavmine kardeşleri Hud&#8217;u gönderdik. Şöyle dedi: &#8220;Ey kavmim! Allah&#8217;a kulluk edin. O&#8217;ndan başka tanrınız yoktur. Siz sadece uyduruyorsunuz.&#8221; (Hud 11/50)</p>
<p>&#8220;Kardeşleri Hud, onlara: &#8220;Siz korunmak istemez misiniz?&#8221; demişti.</p>
<p>Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim;</p>
<p>Allah&#8217;tan sakının ve bana itaat edin.<br />
&#8220;Ben sizden buna bir karşılık istemiyorum. Benim karşılığım yalnız varlıkların sahibine aittir.&#8221;(Şuara 26/124-127)</p>
<p><strong>2- Aldığı Vahiy</strong></p>
<p>&#8220;Sizden önceki Nuh, Ad, Semud kavimlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size ulaşmadı değil mi? Onları Allah&#8217;tan başkası bilmez. Onlara elçiler apaçık belgelerle gelmişlerdi. Ama bunlar ellerini onların ağızlarına tıkamışlar ve şöyle demişlerdi: &#8220;Biz sizin elçiliğinizi tanımıyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden dolayı da gerçekten, kuşku veren bir şüphe içindeyiz.&#8221;<br />
Elçiler de şöyle demişlerdi: &#8220;Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe edilir mi hiç? O, günahlarınızdan bağışlamak ve size belli bir süre tanımak için size çağrı yapıyor.&#8221; (İbrahim14/9-10)</p>
<p>&#8220;Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra ona dönün ki size gökten bol bol yağmur göndersin, gücünüze güç katsın. Suç işleyen kişiler olarak yüz çevirmeyin.&#8221; (Hud 11/52)</p>
<p>&#8220;Sizi uyarsın diye, içinizden bir adama Rabbinizden bir zikir gelmesine şaşıp kaldınız öylemi? Bir düşünsenize, Allah Nuh kavminden sonra sizi onların yerine getirdi. Sizi boyca bosca onlardan üstün kıldı. Allah&#8217;ın nimetlerini dile getirin ki, başarıya ulaşasınız.&#8221; dedi.&#8221; (Araf 7/69)</p>
<p><strong>3- Mucizesi</strong></p>
<p>&#8220;Onlara, kendilerinden önce gelip geçmiş Nuh, Ad, Semud kavimlerinin, İbrahim kavminin, Medyen ve altüst olmuş şehirlerin haberi gelmedi mi? Elçileri mucizelerle gelmişlerdi. Allah onlara kıymış olmadı, onlar kendi kendilerine kıymış oldular.&#8221; (Tevbe 9/70)</p>
<p>(Onlar gelen mucizeyi yok sayıyor, habire mucize istiyorlardı.)</p>
<p>&#8220;Dediler ki: &#8220;Ey Hud! Sen bize bir mucize getirmedin. Biz senin sözünle tanrılarımızı bırakacak değiliz. Biz sana inanacak da değiliz.&#8221; (Hud 11/53)</p>
<p>&#8220;Onlar: &#8220;Siz başka değil, tıpkı bizim gibi insansınız; bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir mucize getirin&#8221; dediler.</p>
<p>Elçileri onlara şöyle dedi: &#8220;Biz de tıpkı sizin gibi insandan başka bir şey değiliz ama Allah, kullarından dilediğine iyilikte bulunur. Bizim size mucize getirme yetkimiz de yoktur; Allah&#8217;ın izni olursa o başka. İnananlar sadece Allah&#8217;a güvensin.&#8221; (İbrahim 14/10-11)</p>
<p><strong>4- Hud Kavmine Gelmiş Başka Elçiler</strong></p>
<p>&#8220;Ad&#8217;ın soydaşı (Hud&#8217;u) bir düşün. O, Ahkaf bölgesindeki kavmini şöyle uyarmıştı. &#8220;Allah&#8217;tan başkasına kulluk etmeyin, doğrusu sizin için, büyük günün azabından korkuyorum.&#8221; Zaten hem ondan önce hem de sonra nice uyarıcılar gelip geçmişti.&#8221; (Ahkaf 46/21)</p>
<p>&#8220;Eğer yüz çevirirlerse de ki, &#8220;Ben, Ad ve Semud&#8217;un yıldırımı gibi bir yıldırıma karşı sizi uyardım.&#8221;</p>
<p>Onlara, kendilerinden önce ve sonra elçiler gelmişti; &#8220;Allah&#8217;tan başkasına kulluk etmeyin&#8221; demişlerdi. Onalar ise &#8220;Eğer Rabbimiz dileseydi elbette melekler indirirdi. Siz ne ile gönderildiyseniz işte biz onu tanımıyoruz.&#8221; demişlerdi.&#8221; (Fussilet 41/14)</p>
<p><strong>5- İleri Gelenlerin Tavrı</strong></p>
<p>&#8220;Kavminin inkarcı ileri gelenleri dediler ki; &#8220;Biz seni bir aptallık içinde görüyoruz. Senin gerçekten yalancılardan olduğun kanaatindeyiz&#8221;<br />
Dedi ki; &#8220;Ey kavmim! Bende aptallık yoktur. Ama ben varlıkların sahibinin elçisiyim.</p>
<p>Size Rabbimin gönderdiklerini ulaştırıyorum. Ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm.</p>
<p>Sizi uyarsın diye, içinizden bir adama Rabbinizden bir zikir gelmesine şaşıp kaldınız öylemi? Bir düşünsenize, Allah Nuh kavminden sonra sizi onların yerine getirdi. Sizi boyca bosca onlardan üstün kıldı. Siz Allah&#8217;ın nimetlerini dile getirin ki, başarıya ulaşasınız.&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Sen şimdi bize yalnız Allah&#8217;a kulluk etmemiz ve babalarımızın taptıklarını bırakmamızı için geldin, değil mi? Eğer doğru biri isen bizi tehdit ettiğin ne ise, haydi onu bize getir bakalım.&#8221; dediler. (Araf 7/66-70)</p>
<p><strong>6-Tanrıları</strong></p>
<p>&#8220;Hud dedi ki; &#8220;Artık Rabbinizden üzerinize bir pislik ve gazap gelmesi hak oldu. Siz, kendiniz ve babalarınız tarafından adı konmuş isimler hakkında benimle tartışırsınız ha? Oysa ki Allah onlar hakkında hiçbir dayanak indirmemiştir. Bekleyin bakalım. Ben de sizinle bekleyenlerdenim.&#8221;</p>
<p>Bunun üzerine onu ve onunla birlikte bulunanları rahmetimizle kurtardık. Ayetlerimiz karşısında yalan söyleyenlerin de kökünü kestik.&#8221; (Araf 7/71-72)</p>
<p><strong>7- Kavminin Özelliği</strong></p>
<p>&#8220;Ad kavmi, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladı ve &#8220;Gücü bizden daha fazla olan kim ki?&#8221; dediler. Onları yaratan Allah&#8217;ın gücünün onlardan fazla olduğunu hiç görmediler mi? Hem mucizlerimizi de yok sayıyorlardı.&#8221; (Fussilet 41/15)</p>
<p>&#8220;Onlara gerçekten öyle imkanlar vermiştik ki o imkanları size vermedik. Onlara işitme, görme imkanları ve gönüller yaratmıştık. Ama işitmeleri, görme imkanları ve gönülleri kendilerine bir fayda sağlamadı. Çünkü onlar Allah&#8217;ın ayetlerini görmezlikten geliyorlardı. Alay edip durdukları şey kendi başlarına geçiverdi.&#8221; (Ahkaf 46/26)</p>
<p>&#8220;Hud dedi ki, &#8220;Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, gönül eğlendirirsiniz değil mi?</p>
<p>Bir de köşkler edinirsiniz; sanki hiç ölmeyeceksiniz.</p>
<p>Yakaladınızı mı zorbalar gibi yakalarsınız?</p>
<p>Artık Allah&#8217;tan sakının da bana itaat edin.</p>
<p>Bildiğiniz ne varsa onu size bağışlayandan sakının.</p>
<p>O size davarlar ve oğullar bağışladı.</p>
<p>Bahçeler ve pınarlar verdi.</p>
<p>Doğrusu ben, büyük bir günün azabına uğrayacaksınız diye korkuyorum.&#8221;</p>
<p>Onlar da şöyle dediler: &#8220;Öğüt versen de, öğüt veren biri olmasan da, bizim için farketmez.&#8221;</p>
<p>Bu, öncekilerin huyudur zaten.</p>
<p>Bizim azaba uğratılacağımız falan yok.&#8221; (Şuara 26/128-138)</p>
<p><strong>8- Meydan Okumalar</strong></p>
<p>&#8220;Hud kavmi dedi ki; &#8220;Senin gelmen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi? Bizi tehdit ettiğin ne ise onu getir bakalım. Tabii eğer doğru söyleyenlerden biri isen.</p>
<p>Hud dedi ki; &#8220;Bu bilgi yalnız Allah&#8217;ın yanındadır. Benimle ne gönderilmişse ben onu tebliğ ederim. Ama ben sizi bir cahiller topluluğu olarak görüyorum.&#8221; (Ahkaf 46/22-23)</p>
<p>&#8220;Tanrılarımızdan biri seni fena çarpmış, demekten başka bir söz bulamıyoruz.&#8221; dediler. Hud dedi ki: &#8220;İşte ben Allah&#8217;ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben sizin ortak saydığınız şeylerden uzağım.&#8221;</p>
<p>Allah&#8217;ın dışındakilerden&#8230; Şimdi hepiniz bana tuzak kurun; hiç ertelemeyin.<br />
Ben işimi Allah&#8217;a bırakmışımdır. O benim sahibimdir, sizin de sahibinizdir. Canlı namına ne varsa Allah onun perçeminden mutlaka tutmaktadır. Benim Rabbim doğru yol üzerindedir.</p>
<p>Eğer yüz çevirirseniz, artık ben, benimle ne gönderildiyse size ulaştırdım. Rabbim sizin yerinize başka bir kavmi getirip koyabilir de siz ona bir zarar veremezsiniz. Çünkü benim Rabbim her şeyin üzerinde bir koruyucudur.&#8221; dedi.&#8221; (Hud 11/54-57)</p>
<p><strong>9- İnkarcıların Genel Tavrı</strong></p>
<p>&#8220;Elçileri tanımayanlar onlara dediler ki: &#8220;Ya bizim dinimize dönersiniz ya da ne olursa olsun sizi toprağımızdan çıkarırız&#8221; Rableri de onlara şöyle vahyetti: &#8220;Biz, eninde sonunda o zalimleri yok edeceğiz.</p>
<p>Onlardan sonra da o toprağa, kuşkusuz sizi yerleştireceğiz. Bu, karşıma çıkmaktan korkan ve tehdidimden korkan her kes içindir.&#8221;</p>
<p>Onlar önlerinin açılmasını istediler. İnatçı zorbaların hepsi de perişan oldu.&#8221; (İbrahim 14/13-15)</p>
<p>&#8220;Hele Ad ve Semud. Hele onlara ne olduğu oturdukları yerlerden açıkca bellidir. Şeytan, yaptıklarını güzel göstermişti de onları yoldan çıkarmıştı. Oysa onlar ilerisini görebilen kimselerdi.&#8221; (Ankebut 29/38)</p>
<p>&#8220;Seni yalanlıyorlarsa bunlardan önce Nuh kavmi, Ad ve Semud da yalanlamıştı.<br />
İbrahim&#8217;in kavmi, Lut&#8217;un kavmi,</p>
<p>Ve Medyen halkı da. Musa da yalanlanmıştı. Ben, elçileri tanımayanlara önce süre vermiş, sonra da yakalarından tutmuşumdur. Beni yok saymak neymiş görsünler.</p>
<p>Öyle kentler vardır ki, biz onları haksızlık yaparken yok etmişizdir. Artık oraları bomboş, tavanları çökmüştür. Bir tarafta kullanılamaz bir kuyu, bir tarafta dimdik bir köşk.</p>
<p>Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı? Hem onların düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları da vardır. İşte gözler kör olmuyor ama göğüslerdeki kalpler körleşiyor.&#8221; (Hac 22/42-46)</p>
<p><strong>10- Ceza</strong></p>
<p>&#8220;Görmedin değil mi, Rabbin Ad&#8217;ın başına nasıl bir iş getirdi?</p>
<p>Sütunlu İrem&#8217;e.</p>
<p>Öyle ki kentler arasında onun bir eşi daha yaratılmamıştı.&#8221; (Fecr 89/6-8)</p>
<p>&#8220;Ad ve Semud kavimleri ile Ress&#8217;lilere ve bunların arasındaki nesillere bak.<br />
Onların hepsine bir çok örnekler vermiştik. Hepsini de kırdık geçirdik.<br />
Bunlar, üzerlerine kötülük yağmuru yağmış kente gerçekten uğramışlardı. Onu görmez mi oldular? Aslında bunlar tekrar dirilmeyi beklemiyorlar.&#8221; (Furkan 25/38-40)</p>
<p>&#8220;İşte sana Ad. Onlar Rablerinin ayetlerini yok saydılar. Elçilerine kafa tuttular ve her inatçı zorbanın peşine takıldılar.</p>
<p>Onların peşlerine de hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde bir lanet takıldı. Şunu bilin ki Ad, Rablerini tanımamıştı. Yine bilin ki Hud&#8217;un kavmi Ad, bir sürgünü haketmişti.&#8221; (Hud 11/59-60)</p>
<p>&#8220;Rezil olma azabını onlara dünya hayatında taddıralım diye üzerlerine uğursuz günlerde dondurucu bir rüzgar gönderdik. Hele ahiret azabı daha da rezil eder; üstelik onlara yardım da edilmez.&#8221; (Fussilet 41/16)</p>
<p>&#8220;O azabın, yayılarak vadilerine doğru yöneldiğini görünce: &#8220;Bu bize yağmur yağdıracak kalın, yaygın bir buluttur&#8221; dediler. &#8220;Hayır, o, acele ettiğiniz şeydir; bir rüzgardır. İçinde de acı bir azab vardır.</p>
<p>O, Rabbinin emriyle her şeyi yok eder. Onlar öyle bir hale geldiler ki barınaklarından başka bir şey gözükmez oldu. Biz, suçlular topluluğunun cezasını işte böyle veririz.&#8221; (Ahkaf 46/24-25)</p>
<p>&#8220;O rüzgar, uğradığı hiç bir şeyi bırakmıyor, kül gibi yapıyordu.&#8221; (Zariyat 51/42)</p>
<p>&#8220;Onu, kesintisiz yedi gece sekiz gün, onların üzerlerine saldı. Derken o toplumu orada yere serilmiş olarak görürsün. Sanki onlar içi boş hurma kökleridir.</p>
<p>Şimdi sen onlardan geriye kalmış bir şey görüyor musun?&#8221; (Hakka 69/7-8)</p>
<p>&#8220;Benim azabım ve uyarılarım nasıl olurmuş, bir görün.&#8221; (Kamer 54/21)</p>
<p><strong>11- İnananların mükafatlandırılmaları</strong></p>
<p>&#8220;Ne zaman ki, buyruğumuz erişti, o zaman merhametimiz sebebiyle Hud&#8217;u ve beraberindeki inananları kurtardık. Onları kaba bir azaptan kurtardık.&#8221; (Hud 11/ 58)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/hud-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nuh Aleyhisselam</title>
		<link>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/nuh-aleyhisselam.html</link>
		<comments>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/nuh-aleyhisselam.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 07:18:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kuran'da Peygamberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.suleymaniyevakfi.net/yeni/kuranda-peygamberler/nuh-aleyhisselam.html</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Allah, Adem&#8217;i, Nuh&#8217;u, İbrahim ailesini, İmran ailesini seçti ve alemlere üstün kıldı.&#8221; (Ali İmran 3/33) &#8220;Gerçekten Nuh&#8217;u kavmine elçi göndermiştik; aralarında dokuz yüz elli yıl kaldı. Sonunda azgın sular onları alıp götürdü. Onlar haksızlardı.&#8221; (Ankebut 29/14) 1- Görevi &#8220;Onlara acıklı bir azap gelmeden önce kavmini uyar&#8221; diye Nuh&#8217;u kavmine elçi gönderdik. Dedi ki: &#8220;Ey kavmim! [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Allah, Adem&#8217;i, Nuh&#8217;u, İbrahim ailesini, İmran ailesini seçti ve alemlere üstün kıldı.&#8221; (Ali İmran 3/33)</p>
<p>&#8220;Gerçekten Nuh&#8217;u kavmine elçi göndermiştik; aralarında dokuz yüz elli yıl kaldı. Sonunda azgın sular onları alıp götürdü. Onlar haksızlardı.&#8221; (Ankebut 29/14)</p>
<p><strong>1- Görevi</strong></p>
<p>&#8220;Onlara acıklı bir azap gelmeden önce kavmini uyar&#8221; diye Nuh&#8217;u kavmine elçi gönderdik.</p>
<p>Dedi ki: &#8220;Ey kavmim! Şüphesiz ben, sizin için apaçık bir uyarıcıyım.&#8221;</p>
<p>Siz Allah&#8217;a kulluk edin; ondan sakının ve bana boyun eğin.</p>
<p>O da sizin için günahlarınızdan bağışlasın ve size belli bir süre tanısın. Kuşkusuz Allah&#8217;ın verdiği sürenin sonu geldi mi artık uzatılamaz. Keşke bilmiş olsaydınız.&#8221; (Nuh 71/1-4)</p>
<p>&#8220;Nuh&#8217;un kavmi elçilerini yalancı saydı.</p>
<p>Kardeşleri Nuh, onlara dedi ki : &#8220;Siz korunmak istemez misiniz?</p>
<p>İşte ben sizin için güvenilir bir elçiyim.</p>
<p>Artık Allah&#8217;tan korkun ve bana boyun eğin.</p>
<p>Bunun için sizden bir karşılık istemiyorum. Benim karşılığım başkasına değil sadece varlıkların sahibine aittir.</p>
<p>Artık Allah&#8217;tan korkun ve bana boyun eğin.&#8221;</p>
<p>Dediler ki, &#8220;Sana inanır mıyız hiç? En bayağı kimseler peşinden geliyor.&#8221;</p>
<p>Dedi ki &#8220;Ben onların ne yapmış olduklarını bilmem.</p>
<p>Onların hesapları Rabbime aittir. Ah bir anlasanız!</p>
<p>Ben inananları yanından kovacak biri değilim.</p>
<p>Ben başka değil, sadece açıkça uyaran biriyim&#8221; (Şuara 26/105-115)</p>
<p><strong>2- Aldığı Vahiy</strong></p>
<p>&#8220;Allah Nuh&#8217;a ne buyurmuşsa onu sizin için bu dinin şeriatı yapmıştır. Sana vahyettiğimiz, İbrahim&#8217;e, Musa&#8217;ya ve İsa&#8217;ya buyurduğumuz şudur: &#8220;Dini ayakta tutun, onda ayrılığa düşmeyin.&#8221; Onları neye çağırsan bu, eş koşanlara ağır gelmiştir. Allah dilediğini kendine seçer, ve içten yöneleni de kendine yönlendirir.&#8221; (Şura 42/13)</p>
<p>&#8220;İşte onlar, kendilerine kitap, hüküm ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir.&#8221; (En&#8217;am 6/89)</p>
<p><strong>3- Bir İnsan Oluşu</strong></p>
<p>&#8220;Size, &#8220;Allah&#8217;ın hazineleri yanımdadır.&#8221; demiyorum. Gaybı da bilmem. &#8220;İşte ben bir meleğim.&#8221; de demiyorum. Gözlerinizin hor gördüğü kimseler için &#8220;Allah onlara bir iyilik vermeyecektir.&#8221; de demem. İçlerindeki ne ise Allah onu daha iyi bilir. Öyle yapsam ben gerçekten zalimlerden olurum.&#8221; (Hud 11/31)</p>
<p><strong>4- İleri Gelenlerin ve Halkın Tavrı</strong></p>
<p>&#8220;Kavminin ileri gelen inkarcıları dedi ki: &#8220;Biz seni tıpkı bizim gibi bir insan görüyoruz. Ortadaki görüşleriyle en bayağılarımız dışında kimsenin arkana takıldığını görmüyoruz. Sizin bize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Bize göre siz yalancı kimselersiniz.&#8221; (Hud 11/27)</p>
<p>&#8220;Kavminin ileri gelenleri: &#8220;Biz gerçekten seni apaçık bir sapıklıkta görüyoruz&#8221; dediler.&#8221; (Araf 7/60)</p>
<p><strong>a- Atalara Bağlılık</strong></p>
<p>&#8220;Kavminin ileri gelen inkarcıları dedi ki: &#8220;Bu, başka değil, tıpkı sizin gibi bir insandır. Size üstünlük kurmak istiyor. Allah böyle bir şey isteseydi tabii ki melekler indirirdi. İlk atalarımızdan böyle birini işitmedik.&#8221; (Müminun 23/24)</p>
<p><strong>b- Deli Sayılması</strong></p>
<p>&#8220;Bu, kendinde biraz delilik olan bir adamdan başkası değildir. Hele bir süreye kadar onu gözetleyin&#8221;. (Müminun 23/25)</p>
<p><strong>c- Engellenmesi</strong></p>
<p>&#8220;Onlardan önce Nuh kavmi de yalanlamış, kulumuzu yalanlayarak: &#8220;Delidir&#8221; demişlerdi ve o, engellenmişti.&#8221; (Kamer 54/9-10)</p>
<p><strong>5- Tanrıları</strong></p>
<p>&#8220;İnsanlara: &#8220;Sakın tanrılarınızı bırakmayın, Ved, Suva, Yağus, Yeuk ve Nesr putlarından asla vazgeçmeyin&#8221; dediler.</p>
<p>Böylece bir çoğunu saptırdılar; Rabbim! Sen bu zalimlerin sadece şaşkınlığını artır.&#8221; (Nuh 71/23-24)</p>
<p><strong>6- Meydan Okumaları</strong></p>
<p>&#8220;Onlara Nuh&#8217;un haberini oku. Bir gün kavmine şöyle demişti: &#8220;Ey kavmim! Eğer aranızda kalmam ve Allah&#8217;ın ayetleri karşısında düşünmeye çağırmam size ağır geldiyse işte ben Allah&#8217;a dayanmışımdır. Siz de ne yapacaksanız yapın, koştuğunuz ortaklarla elbirliği edin de sonra işiniz başınıza dert açmasın. Sonra da kararınızı bana uygulayın ve göz açtırmayın.&#8221;</p>
<p>Eğer yüz çevirdiyseniz, ben sizden bir karşılık istemedim ki. Benim karşılığım Allah&#8217;a aittir. Bana müslümanlardan olmam emredilmiştir.&#8221; (Yunus 10/71-72)</p>
<p>&#8220;Dediler ki; &#8220;Bak Nuh! Sen bizimle gerçekten mücadele ettin; hem de mücadeleyi uzattın. Haydi, eğer doğrulardan isen şu bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir artık.&#8221;</p>
<p>Dedi ki, &#8220;Onu başınıza getirecek olan sadece Allah&#8217;tır. Eğer o isterse siz engel olabilecek değilsiniz.&#8221; (Hud 11/32-33)</p>
<p><strong>7- İnkarcıların Genel Tavrı</strong></p>
<p>&#8220;Onların ayrılığa düşmeleri, sadece kendilerine bilgi geldikten sonra oldu. Bu da aralarındaki kıskançlık yüzündendi. Eğer Rabbinin evvelce onlara tanıdığı belli bir süre olmasaydı, aralarında elbette hüküm verilirdi. Onlardan sonra Kitaba varis kılınanlar da o Kitaptan kuşku doğuran bir şüphe içindedirler.&#8221; (Şura 42/14)</p>
<p>&#8220;İnkar edenlerden başkası Allah&#8217;ın ayetlerine karşı mücadeleye girişmez.</p>
<p>İnkarcıların kentlerde gezip dolaşması sakın seni aldatmasın.</p>
<p>Onlardan önce, Nuh kavmi yalanlamıştı; ardından da bir kısım topluluklar. Her ümmet, elçilerini yakalamaya azmetmişti. Hakkı yerinden sökmek için mücadeleyi boş şeyle sürdürmüşlerdi. Ben de onları yakaladım. Cezam nasıl oldu?<br />
Böylece Rabbinin kafirlere olan sözü yerine geldi. Onlar ateşliktirler.&#8221; (Mümin 40/4-6)</p>
<p><strong>8- Hz. Nuh&#8217;un Kavminden Umudunu Kesmesi ve Duası</strong></p>
<p>&#8220;Nuh dedi ki: &#8220;Rabbim! Ben, kavmimi gece gündüz çağırdım.</p>
<p>Fakat benim çağırmam, onların kaçışlarını artırmaktan başka bir işe yaramadı.</p>
<p>Sen bağışlayasın diye onları her ne çağırdıysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerine büründüler, direttiler ve büyüklendikçe büyüklendiler.</p>
<p>Sonra, hem ben onları yüksek sesle çağırdım.</p>
<p>Sonra onlara açıktan da söyledim, gizliden gizliye de.</p>
<p>Dedim ki: Rabbinizden bağışlanma dileyin; çünkü o çok bağışlayandır.</p>
<p>O zaman size gökten bol bol yağmur indirir.</p>
<p>Sizi, mallar ve oğullarla destekler; sizin için ağaçlıklar var eder, ırmaklar akıtır.</p>
<p>Size ne oluyor da Allah&#8217;ın büyüklüğüne aldırmıyorsunuz.</p>
<p>Oysa sizi kademelerden geçirerek o yaratmıştır.</p>
<p>Görmediniz mi, Allah yedi göğü katlar halinde nasıl yaratmıştır.</p>
<p>Onların içinde ayı bir ışık, güneşi de ışık kaynağı yapmıştır.</p>
<p>Allah sizi yerden bir bitki olarak bitirmiştir.</p>
<p>Sonra sizi oraya döndürecek ve tekrar çıkaracaktır.</p>
<p>Allah yeryüzünü size bir sergi yapmıştır.</p>
<p>Bu onun geniş yollarında dolaşmanız içindir.&#8221; (Nuh 71/5-20)</p>
<p>&#8220;Nuh&#8217;a şöyle vahyolunmuştu: &#8220;Artık senin kavminden, şimdiye kadar inanmış olanlardan başkası inanacak değildir. Onların yaptıkları karşısında sen kendini zahmete sokma.&#8221; (Hud 11/36)</p>
<p>&#8220;Nuh dedi ki: &#8220;Rabbim! Kafirlerden yeryüzünde oturan birini bırakma.</p>
<p>Çünkü sen onları bırakacak olsan onlar kullarını yoldan çıkarırlar. Günahkar ve nankör evlattan başkasını da doğurmazlar.</p>
<p>Rabbim! Beni bağışla; anamı, babamı, evime inanmış olarak gireni, inanan erkek ve kadınları da bağışla. Zalimlerin de yalnız yok olmalarını artır.&#8221; (Nuh 71/26-28)</p>
<p><strong>9- Nuh Tufanı &#8211; Azgın Sularda Boğulma Cezası</strong></p>
<p>&#8220;Onlar, &#8220;Bak Nuh! dediler. Eğer bu işe bir son vermezsen, kesinkes taşlanacaksın.</p>
<p>O da Rabbine şöyle seslendi: &#8220;Rabbim! kavmim beni yalanladı.</p>
<p>Artık benimle onların arasını iyice aç. Beni ve benimle birlikte olan müminleri kurtar.&#8221; dedi.&#8221; (Şuara 26/116-118)</p>
<p>&#8220;Nuh&#8217;a vahyedildi ki, gözlerimiz önünde ve sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap. Zalimler için bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır&#8221;. (Hud 11/37)</p>
<p>&#8220;O, gemiyi yapıyor, kavminin inkarcı ileri gelenleri yanına ne uğrasalar onunla alay ediyorlardı. O da: &#8220;Eğer bizimle alay ederseniz biz de sizinle alay edeceğiz. Tıpkı sizin alay ettiğiniz gibi.&#8221; diyordu.</p>
<p>Yakında öğreneceksiniz, rezil edecek olan azap kime gelirmiş ve kimin başına sürekli azap inermiş.&#8221;(Hud 11/38-39)</p>
<p>Derken gök kapılarını, boşanan sularla açtık.</p>
<p>Yeri, fışkıran kaynaklarla yardık. Sular belirlenmiş bir iş için birleşti.</p>
<p>Onu, tahtadan yapılmış, çiviyle çakılmış bir gemiye bindirdik.&#8221; (Kamer 54/11-13)</p>
<p>&#8220;Buyruğumuz gelip tandır kaynayınca dedik ki, &#8220;Her eşten birer çifti ve aleyhte sözü geçmiş olanın dışında kalan ailen ile inananları gemiye yükle. Onunla birlikte inanmış olan pek azdı.</p>
<p>Haydi ona binin dedi. Onun; akıp gitmesi ve demir atması Allah&#8217;ın adıyladır. Rabbim bağışlar ve merhamet eder.&#8221;</p>
<p>Gemi, dağlar gibi dalgalar içinde onları çalkalıyordu. Nuh, bir kenarda duran oğluna şöyle seslendi: &#8220;Yavrucuğum! Bizimle birlikte bin, kafirlerle beraber olma.&#8221;</p>
<p>O, &#8220;Bir dağa sığınacağım, o beni sudan korur&#8221; diye cevap verdi, Nuh ise: &#8220;Onun merhamet ettikleri bir yana, bugün Allah&#8217;ın bu işinden koruyacak biri yoktur&#8221; dedi. Aralarına dalga girdi, oğlu da boğulanlara karıştı.&#8221; (Hud 11/40-43)</p>
<p>&#8220;(Bak Nuh,) Sen ve beraberindekiler gemiye yerleşince şöyle de: &#8220;Bizi o zalim kavimden kurtaran Allah&#8217;a hamdolsun.</p>
<p>Bir de şunu de: &#8220;Rabbim! Beni bolluk ve bereketli bir yere indir. Sen indirenlerin en iyisisin&#8221; (Müminun 23/28-29)</p>
<p>&#8220;Biz de Nuh&#8217;u ve onunla birlikte olanları, dolu gemi içinde kurtardık.</p>
<p>Sonra bunun ardından gerisini suda boğduk.</p>
<p>Doğrusu bunda bir ders vardır, ama onların çoğu inanacak değillerdir.</p>
<p>Senin Rabbin var ya, işte gerçekten güçlü ve merhametli olan odur.&#8221; (Şuara 26/119-122)</p>
<p>&#8220;Ey yer, suyunu yut ve ey gök sen de tut!&#8221; denildi. Su çekildi, iş bitti ve gemi Cudî üzerine oturdu. &#8220;Haksızlık yapan kavim def olsun.&#8221; denildi.&#8221; (Hud 11/44)</p>
<p>&#8220;And olsun ki Biz, onu bir ibret olarak bıraktık. Hani ibret alan?&#8221; (Kamer 54/15)</p>
<p><strong>a- Hz. Nuh&#8217;un Oğlu ile İlgili İsteğinin Yersizliği</strong></p>
<p>&#8220;Nuh Rabbine seslendi: &#8220;Rabbim! Oğlum benim ailemdendir. Senin verdiğin söz elbette doğrudur. Hem sen karar verenler arasında en isabetli kararı verirsin&#8221; dedi.</p>
<p>Allah, &#8220;Bak Nuh! dedi. O senin ailenden değildir; çünkü o bir kötülüktür (her yanından kötülük taşıyor). Bilmediğin şeye karışma. Kendini bilmezlerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum.&#8221;</p>
<p>&#8220;Rabbim!&#8221; dedi. &#8220;Hakkında bir bilgim olmayan şeyi senden istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan kaybedenlerden olurum.&#8221; (Hud 11/45-47)</p>
<p><strong>b- Karısı</strong></p>
<p>&#8220;Allah, inkar edenler için, Nuh&#8217;un karısıyla Lut&#8217;un karısını örnek gösterir: Bunlar, kullarımızdan bu iki iyi kulun nikahı altında idiler. Derken onlara karşı hainlik ettiler. Kocaları Allah&#8217;tan gelen hiç bir şeyi onlardan savamadı. O ikisine de: &#8220;Ateşe girenlerle beraber siz de girin&#8221; dendi.&#8221; (Tahrim 66/10)</p>
<p><strong>10- Hz. Nuh ve İnananların Mükafatlandırılmaları</strong></p>
<p>&#8220;Nuh&#8217;u yalancı saymışlardı. Biz de onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık. Onları ötekilerin yerine geçirdik, ayetlerimizi yalanlayanları suda boğduk. Şimdi bak bakalım, uyarılanların sonu nasıl oluyormuş. (Yunus 10/73)<br />
Ey Nuh&#8217;la beraber taşıdığımız kimselerin soyundan olanlar! Doğrusu o, çok şükreden bir kuldu.&#8221; (İsra 17/3)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/nuh-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adem Aleyhisselam</title>
		<link>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/adem-aleyhisselam.html</link>
		<comments>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/adem-aleyhisselam.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 07:16:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kuran'da Peygamberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.suleymaniyevakfi.net/yeni/kuranda-peygamberler/adem-aleyhisselam.html</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Onlara, Adem&#8217;in iki oğlunun kıssasını doğru olarak anlat: İkisi birer kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş, diğerininki edilmemişti. Kabul edilmeyen, &#8220;And olsun seni öldüreceğim&#8221; deyince, kardeşi: &#8220;Allah ancak sakınanların takdimesini kabul eder&#8221; demişti&#8221;. (Maide, 5/27) &#8220;Beni öldürmek üzere elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için sana elimi uzatmam, çünkü ben, alemlerin Rabbi olan Allah&#8217;tan korkarım&#8221;. Ben, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Onlara, Adem&#8217;in iki oğlunun kıssasını doğru olarak anlat: İkisi birer kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş, diğerininki edilmemişti. Kabul edilmeyen, &#8220;And olsun seni öldüreceğim&#8221; deyince, kardeşi: &#8220;Allah ancak sakınanların takdimesini kabul eder&#8221; demişti&#8221;. (Maide, 5/27)</p>
<p>&#8220;Beni öldürmek üzere elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için sana elimi uzatmam, çünkü ben, alemlerin Rabbi olan Allah&#8217;tan korkarım&#8221;.</p>
<p>Ben, hem benim hem de kendi günahını yüklenip cehennemliklerden olmanı isterim, zulmedenlerin cezası budur&#8221;.</p>
<p>Bunun üzerine, kardeşini öldürmekte nefsine uydu ve onu öldürerek, zarara uğrayanlardan oldu.</p>
<p>Allah, kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek üzere, ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi. &#8220;Bana yazıklar olsun! Kardeşimin ölüsünü örtmek için bu karga kadar olmaktan aciz kaldım&#8221; dedi de ettiğine yananlardan oldu.</p>
<p>Bunun için İsrailoğullarına şöyle yazdık: &#8220;Kim bir kimseyi bir kimseye veya yeryüzünde bozgunculuğa karşılık olmadan öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu diriltirse (ölümden kurtarırsa) bütün insanları diriltmiş gibi olur&#8221;. And olsun ki, onlara belgelerle peygamberlerimiz geldi, sonra buna rağmen, onların çoğu yeryüzünde taşkınlık edenler oldu.&#8221; (Maide 5/28-32)</p>
<p>&#8220;Ey Ademoğulları! Her mescide güzel elbiselerinizi giyinerek gidin; yiyin için fakat israf etmeyin, çünkü Allah müsrifleri sevmez.&#8221; (Araf 7/31)</p>
<p>&#8220;İşte bunlar Allah&#8217;ın kendilerine nimetler sunduğu peygamberler; Adem&#8217;in soyundan, Nuh ile beraber taşıdıklarımızdan; İbrahim ve İsmail&#8217;in neslinden ve doğru yola erdirdiğimizden, seçip beğendiklerimizdendirler. Rahman&#8217;ın ayetleri onlara okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.</p>
<p>Onların ardından, namazı bırakan, şehvetlerine uyan bir nesil geldi. İşte bunlar azgınlıklarının karşılığını göreceklerdir.</p>
<p>Ancak tevbe eden, inanıp yararlı iş yapanlar bunun dışındadır. Bunlar hiçbir haksızlığa uğratılmadan, Rahman&#8217;ın kullarına gaybde vadettiği cennete, Adn cennetlerine gireceklerdir. Şüphesiz, O&#8217;nun sözü yerini bulacaktır.</p>
<p>Orada boş sözler değil sadece esenlik veren sözler işitirler. Orada rızıklarını sabah akşam hazır bulurlar.</p>
<p>Kullarımızdan Allah&#8217;a karşı gelmekten sakınanları mirasçı kılacağımız Cennet işte budur.&#8221; (Meryem, 19/58-63)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/adem-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İsmail Aleyhisselam</title>
		<link>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/ismail-aleyhisselam.html</link>
		<comments>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/ismail-aleyhisselam.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 07:47:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İbrahim Çam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kuran'da Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[hz.ismail]]></category>
		<category><![CDATA[ismail]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.suleymaniyevakfi.net/yeni/?p=438</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Kabeyi, insanlar için toplanma ve güven yeri kılmıştık. İbrahim&#8217;in makamını namaz yeri edinin, dedik. Evimi ziyaret edenler, kendini ibadete verenler, rüku ve secde edenler için temiz tutun diye İbrahim ve İsmail&#8217;e ahd verdik. İbrahim: &#8220;Rabbim! Burasını emin bir şehir kıl, halkından, Allah&#8217;a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır&#8221; demişti. Allah da: &#8220;İnkar edeni de az [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Kabeyi, insanlar için toplanma ve güven yeri kılmıştık. İbrahim&#8217;in makamını namaz yeri edinin, dedik. Evimi ziyaret edenler, kendini ibadete verenler, rüku ve secde edenler için temiz tutun diye İbrahim ve İsmail&#8217;e ahd verdik.</p>
<p>İbrahim: &#8220;Rabbim! Burasını emin bir şehir kıl, halkından, Allah&#8217;a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır&#8221; demişti. Allah da: &#8220;İnkar edeni de az bir müddet geçindirir, sonra da onu ateşin azabına uğramak zorunda bırakırım, ne kötü sonuç&#8221; buyurmuştu.</p>
<p>İbrahim ve İsmail, Kabenin temellerini yükseltiyordu. &#8220;Rabbimiz! Yaptığımızı kabul buyur. Şüphesiz ki, Sen hem işitir hem bilirsin&#8221; dediler.</p>
<p>&#8220;Rabbimiz! İkimizi Sana teslim olanlardan kıl, soyumuzdan da Sana teslim olanlardan bir ümmet yetiştir. Bize ibadet yollarımızı göster, tevbemizi kabul buyur, çünkü tevbeleri daima kabul eden, merhametli olan ancak Sensin&#8221;.</p>
<p>&#8220;Rabbimiz! İçlerinden onlara Senin ayetlerini okuyan, Kitabı ve hikmeti öğreten, onları her kötülükten arıtan bir peygamber gönder. Doğrusu güçlü ve Hakim olan ancak Sensin.&#8221; (Bakara 2/125-129)</p>
<p><strong>Gelen Vahiy</strong></p>
<p>&#8220;Allah&#8217;a, bize gönderilene, İbrahim&#8217;e, İsmail&#8217;e, İshak&#8217;a, Yakup&#8217;a ve torunlarına gönderilene, Musa ve İsa&#8217;ya verilene, Rableri tarafından peygamberlere verilene, onları birbirinden ayırt etmeyerek inandık, biz O&#8217;na teslim olanlarız&#8221; deyin.&#8221; (Bakara 2/136)</p>
<p>&#8220;Nuh&#8217;a, ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz, İbrahim&#8217;e, İsmail&#8217;e, İshak&#8217;a, Yakup&#8217;a, torunlarına, İsa&#8217;ya, Eyyub&#8217;a, Yunus&#8217;a, Harun&#8217;a ve Süleyman&#8217;a vahyettiğimiz gibi şüphesiz sana da vahyettik. Davud&#8217;a da Zebur verdik.&#8221; (Nisa 4/163)</p>
<p>&#8220;Ona İshak&#8217;ı, Yakup&#8217;u bağışladık, her birini doğru yola eriştirdik. Daha önce Nuh&#8217;u ve soyundan Davud&#8217;u, Süleyman&#8217;ı, Eyyub&#8217;u, Yusuf&#8217;u, Musa&#8217;yı ve Harun&#8217;u (ki işlerini iyi yapanlara böylece karşılık veririz), Zekeriya&#8217;yı, Yahya&#8217;yı, İsa&#8217;yı ve İlyas&#8217;ı (ki hepsi iyilerdendir), İsmail&#8217;i, Elyesa&#8217;yı, Yunus&#8217;u, Lut&#8217;u (ki hepsini dünyalara üstün kıldık) doğru yola eriştirdik.</p>
<p>Babalarından, soylarından, kardeşlerinden bir kısmını seçtik ve doğru yola eriştirdik.&#8221; (En&#8217;am 6/84-87)</p>
<p>&#8220;Kocamışken, bana İsmail ve İshak&#8217;ı veren Allah&#8217;a hamdolsun. Doğrusu Rabbim duaları işitendir.&#8221;</p>
<p>&#8220;Rabbim! Beni ve çocuklarımı namaz kılanlardan eyle. Rabbimiz! Duamı kabul buyur.&#8221; (İbrahim 14/39-40)</p>
<p>&#8220;Kitapta İsmail&#8217;e dair anlattıklarımızı da an. Çünkü o sözünde doğru bir kimse idi, tarafımızdan gönderilmiş bir peygamberdi.</p>
<p>Çevresinde bulunanlara namaz kılmalarını, zekat vermelerini emrederdi. Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.&#8221; (Meryem 19/54-55)</p>
<p>&#8220;İşte bunlar Allah&#8217;ın kendilerine nimetler sunduğu peygamberler; Adem&#8217;in soyundan, Nuh ile beraber taşıdıklarımızdan; İbrahim ve İsmail&#8217;in neslinden ve doğru yola erdirdiğimizden, seçip beğendiklerimizdendirler. Rahman&#8217;ın ayetleri onlara okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.</p>
<p>Onların ardından, namazı bırakan, şehvetlerine uyan bir nesil geldi. İşte bunlar azgınlıklarının karşılığını göreceklerdir.&#8221; (Meryem 19/58-59)</p>
<p>&#8220;İsmail, İdris ve Zülkifl hakkında anlattığımızı da an; onların her biri sabredenlerdendi.</p>
<p>Onları rahmetimizin içine aldık; doğrusu onlar iyilerdendi.&#8221; (Enbiya 21/85-86)</p>
<p>&#8220;İsmail&#8217;i, Elyesa&#8217;yı, Zülkifl&#8217;i de an. Hepsi iyilerdendir.</p>
<p>İşte bu güzel bir anmadır. Doğrusu Allah&#8217;a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek vardır.</p>
<p>Kapıları onlara açılmış Adn cennetleri vardır.</p>
<p>Orada tahtlara yaslanmış olarak türlü meyveler ve içecekler isterler.</p>
<p>Yanlarında, gözlerini eşlerine dikmiş yaşıt güzeller vardır.</p>
<p>İşte bu hesap günü için, size söz verilenlerdir.</p>
<p>Doğrusu, verdiğimiz bu rızıklar tükenecek değildir.&#8221; (Sad 38/48-54)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/ismail-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İshak Aleyhisselam</title>
		<link>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/ishak-aleyhisselam.html</link>
		<comments>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/ishak-aleyhisselam.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 07:44:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İbrahim Çam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kuran'da Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[hz.ishak]]></category>
		<category><![CDATA[ishak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.suleymaniyevakfi.net/yeni/?p=435</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Allah&#8217;a, bize gönderilene, İbrahim&#8217;e, İsmail&#8217;e, İshak&#8217;a, Yakup&#8217;a ve torunlarına gönderilene, Musa ve İsa&#8217;ya verilene, Rableri tarafından peygamberlere verilene, onları birbirinden ayırt etmeyerek inandık, biz O&#8217;na teslim olanlarız&#8221; deyin.&#8221; (Bakara 2/136) &#8220;Yoksa İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunlarının yahudi veya hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? Peki, Siz mi yoksa Allah mı daha iyi bilir? de. Allah tarafından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Allah&#8217;a, bize gönderilene, İbrahim&#8217;e, İsmail&#8217;e, İshak&#8217;a, Yakup&#8217;a ve torunlarına gönderilene, Musa ve İsa&#8217;ya verilene, Rableri tarafından peygamberlere verilene, onları birbirinden ayırt etmeyerek inandık, biz O&#8217;na teslim olanlarız&#8221; deyin.&#8221; (Bakara 2/136)</p>
<p>&#8220;Yoksa İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunlarının yahudi veya hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? Peki, Siz mi yoksa Allah mı daha iyi bilir? de. Allah tarafından kendisine bildirilen bir gerçeği gizleyenden daha zalim kim vardır? Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.&#8221; (Bakara 2/140)</p>
<p>&#8220;Ona İshak&#8217;ı, Yakup&#8217;u bağışladık, her birini doğru yola eriştirdik. Daha önce Nuh&#8217;u ve soyundan Davud&#8217;u, Süleyman&#8217;ı, Eyyub&#8217;u, Yusuf&#8217;u, Musa&#8217;yı ve Harun&#8217;u (ki işlerini iyi yapanlara böylece karşılık veririz), Zekeriya&#8217;yı, Yahya&#8217;yı, İsa&#8217;yı ve İlyas&#8217;ı (ki hepsi iyilerdendir), İsmail&#8217;i, Elyesa&#8217;yı, Yunus&#8217;u, Lut&#8217;u (ki hepsini dünyalara üstün kıldık) doğru yola eriştirdik.</p>
<p>Babalarından, soylarından, kardeşlerinden bir kısmını seçtik ve doğru yola eriştirdik.</p>
<p>Bu, Alah&#8217;ın kullarından dilediğini eriştirdiği yoludur. Puta taparlarsa amelleri boşa çıkar.</p>
<p>Kendilerine kitap, hüküm ve peygamberlik verdiklerimiz işte bunlardır. Kafirler onları inkar ederlerse, inkar etmeyecek bir milleti onlara vekil kılarız.</p>
<p>İşte bunlar Allah&#8217;ın doğru yola eriştirdikleridir, onların yoluna uy, &#8220;Sizden buna karşılık bir ücret istemem, bu sadece herkes için bir hatırlatmadır&#8221; de.&#8221; (En&#8217;am 6/84-90)</p>
<p>&#8220;Ellerini ona uzatmadıklarını görünce, durumlarını beğenmedi ve içine korku düştü. Onlar, &#8220;Korkma, biz Lut milletine gönderildik&#8221; dediler.</p>
<p>Bu arada, İbrahim&#8217;in ayakta duran karısı gülünce, &#8220;Ona İshak&#8217;ı ardından Yakup&#8217;u müjdeleriz&#8221; dediler.</p>
<p>Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı, kocam da ihtiyar olmuşken nasıl doğurabilirim? Doğrusu bu şaşılacak bir şey&#8221; dedi.</p>
<p>Ey evin hanımı! Allah&#8217;ın rahmeti ve bereketleri üzerinize olmuşken, nasıl Allah&#8217;ın işine şaşarsın? O, övülmeye layıktır, yücelerin yücesidir&#8221; dediler.&#8221; (Hud 11/70-73)</p>
<p>&#8220;Atalarım İbrahim, İshak ve Yakup&#8217;un dinine uydum. Allah&#8217;a her hangi bir ortak koşmak bize yaraşmaz; bu, Allah&#8217;ın bize ve insanlara olan lutfudur; fakat insanların çoğu şükretmez&#8221; dedi.&#8221; (Yusuf 12/38)</p>
<p>&#8220;İbrahim onları Allah&#8217;tan başka taptıklarıyla başbaşa bırakıp çekilince ona İshak ve Yakup&#8217;u bahşettik ve her birini peygamber yaptık.&#8221; (Meryem 19/49)</p>
<p>&#8220;İbrahim&#8217;e İshak&#8217;ı ve Yakup&#8217;u bahşettik. Soyundan gelenlere Kitap ve peygamberlik verdik. Onu dünyada mükafatlandırdık; doğrusu o ahirette de iyilerdendir.&#8221; (Ankebut 29/27)</p>
<p>&#8220;Ona, iyilerden olan İshak&#8217;ı peygamber olarak müjdeledik.</p>
<p>Kendisini ve İshak&#8217;ı mübarek kıldık; ikisinin soyunda iyi olan da vardır, açıktan açığa kendisine yazık eden de vardır. (Saffat 37/112-113)</p>
<p>&#8220;Güçlü ve anlayışlı olan kullarımız İbrahim, İshak ve Yakup&#8217;u da an.&#8221; (Sad 38/45)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/ishak-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yakup Aleyhisselam</title>
		<link>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/yakup-aleyhisselam.html</link>
		<comments>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/yakup-aleyhisselam.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 07:43:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İbrahim Çam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kuran'da Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[hz.yakup]]></category>
		<category><![CDATA[yakup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.suleymaniyevakfi.net/yeni/?p=433</guid>
		<description><![CDATA[Yakub Aleyhisselamın Vasiyeti &#8220;Kim İbrahim&#8217;in dininden yüz çevirir ki? Kendi kendini alçaltmış biri olursa o başka. Gerçekten biz onu dünyada iken seçmişizdir. O ahirette de elbette iyiler arasındadır. Ne zaman ki, Rabbi &#8220;Teslim ol&#8221; dedi, o da &#8220;Alemlerin Rabbine teslim oldum&#8221; diye cevap verdi. İbrahim bunu oğullarına vasiyet etmişti. Yakup da şöyle demişti: &#8220;Oğullarım! Allah [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yakub Aleyhisselamın Vasiyeti</strong></p>
<p>&#8220;Kim İbrahim&#8217;in dininden yüz çevirir ki? Kendi kendini alçaltmış biri olursa o başka. Gerçekten biz onu dünyada iken seçmişizdir. O ahirette de elbette iyiler arasındadır.</p>
<p>Ne zaman ki, Rabbi &#8220;Teslim ol&#8221; dedi, o da &#8220;Alemlerin Rabbine teslim oldum&#8221; diye cevap verdi.</p>
<p>İbrahim bunu oğullarına vasiyet etmişti. Yakup da şöyle demişti: &#8220;Oğullarım! Allah bu dini sizin için seçmiştir. Siz de başka değil, sadece kendini ona vermiş olarak can verin.&#8221;</p>
<p>Yakub&#8217;a ölüm hali geldiği zaman, yoksa siz orada mı idiniz? O gün oğullarına şöyle demişti: &#8220;Siz benden sonra neye kulluk edeceksiniz?&#8221; Onlar demişlerdi ki: &#8220;Senin Tanrına, ataların İbrahim, İsmail ve İshak&#8217;ın Tanrısı olan tek Tanrıya kulluk ederiz, bizler kendini ona verenlerdeniz.&#8221;</p>
<p>Onlar bir ümmetti, geldi geçti. Ne kazanmışlarsa kendilerine. Siz ne kazandıysanız o da sizedir. Onların yaptığı şeyden size soru sorulacak değildir.&#8221; (Bakara 2/130-134)</p>
<p><strong>Yakub Aleyhisselamın Haram Kıldığı Şeyler</strong></p>
<p>&#8220;Tevrat&#8217;ın indirilmesinden önce İsrail&#8217;in (Yakub&#8217;un) kendilerine haram ettiği bir kenara bırakılırsa bütün yiyecekler İsrailoğullarına helal idi. De ki &#8220;Getirin Tevrat&#8217;ı, eğer doğru kimselerseniz.&#8221;</p>
<p>Bundan sonra Allah&#8217;a karşı kim yalan uydurursa, işte onlar zalimlerdir.&#8221; (Ali İmran 3/93-94)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/yakup-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yusuf Aleyhisselam</title>
		<link>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/yusuf-aleyhisselam.html</link>
		<comments>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/yusuf-aleyhisselam.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 07:27:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İbrahim Çam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kuran'da Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[hz.yusuf]]></category>
		<category><![CDATA[yusuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.suleymaniyevakfi.net/yeni/?p=430</guid>
		<description><![CDATA[(Firavun hanedanından olup imanını gizleyen mümin bir kişi onlara şöyle demişti:) &#8220;Bundan (yani Hz. Musa&#8217;dan) önce Yusuf size belgelerle gelmişti. Siz de getirdiği şeylerden şüphelenip durmuştunuz. Nihayet Yusuf ölünce demiştiniz ki, Allah ondan sonra artık elçi göndermez. Her kim, aşırılık eden kuşkucu biri olursa Allah onu işte böyle saptırır.&#8221; Kendilerine gelmiş bir delile dayanmadan, Allah&#8217;ın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>(Firavun hanedanından olup imanını gizleyen mümin bir kişi onlara şöyle demişti:)</p>
<p>&#8220;Bundan (yani Hz. Musa&#8217;dan) önce Yusuf size belgelerle gelmişti. Siz de getirdiği şeylerden şüphelenip durmuştunuz. Nihayet Yusuf ölünce demiştiniz ki, Allah ondan sonra artık elçi göndermez. Her kim, aşırılık eden kuşkucu biri olursa Allah onu işte böyle saptırır.&#8221;</p>
<p>Kendilerine gelmiş bir delile dayanmadan, Allah&#8217;ın ayetleri üzerinde tartışanlar, hem Allah katında, hem de inananlar katında büyük bir öfkeyle karşılanırlar. Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini işte böyle bir yapıya sokar.&#8221; (Mümin 40/34-35)</p>
<p><strong>YUSUF SÛRESİ</strong></p>
<p>Bismillahirrahmanirrahim</p>
<p>1. Elif, Lâm, Râ. Bunlar, apaçık Kitab&#8217;ın ayetleridir.</p>
<p>2. Belki aklınızı kullanırsınız diye biz onu, Arapça bir Kur&#8217;an olarak indirdik.</p>
<p>3. Şimdi vahyettiğimiz bu bilgiler  içindeki hikâyelerin en güzelini sana anlatacağız. Oysaki daha önce sen bundan tamamen habersizdin.</p>
<p><strong>Yusuf&#8217;un Rüyası</strong></p>
<p>4. Bir gün Yusuf babasına şöyle demişti: &#8220;Babacığım! Rüyamda on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Baktım, benim için secdeye kapanmışlar.&#8221;</p>
<p>5. Babası dedi ki: &#8220;Oğulcağızım! Rüyanı kardeşlerine anlatma, sonra sana bir tuzak kurarlar. Çünkü Şeytan insana apaçık düşmandır.&#8221;</p>
<p>6. &#8220;İşte Rabbin seni böylece seçecek ve kimi olayları yorumlamayı öğretecektir. Sana ve Yakup soyuna olan nimetini de tamamlayacaktır. Nitekim daha önce de babaların İbrahim ve İshak&#8217;a olan nimetlerini tamamlamıştı. Doğrusu senin Rabbin bilir ve doğru karar verir.&#8221;</p>
<p><strong>Kuyuya Atılışı</strong></p>
<p>7. Kuşkusuz Yusuf&#8217;ta ve kardeşlerinde, soranlar için belgeler vardır.</p>
<p>8-Bir gün (kardeşleri) şöyle demişti: Belli ki Yusuf ve (öz) kardeşi, babamıza bizden daha sevimli geliyor. Oysa biz bir topluluğuz. Bizim babamız gerçekten açık bir yanlışlık içindedir.</p>
<p>9. Siz Yusuf&#8217;u öldürün veya onu bir yere bırakın ki, babanızın yüzü yalnız size dönsün. Sonunda ondan kurtulmuş bir bölük erkek olursunuz.</p>
<p>10. Konuşanlardan biri şöyle dedi: &#8220;Yusuf&#8217;u öldürmeyin, onu o kuyunun derinliklerine bırakın da kervanlardan biri buluversin. Eğer yapacaksanız (böyle yapın).&#8221;</p>
<p>11- (Babalarına gelip) Dediler ki; &#8220;Babamız! Senin neyin var ki Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun? Oysa bizler onun yalnızca iyiliğini isteriz.</p>
<p>12. Yarın onu bizimle gönder de yesin oynasın, biz onu iyi koruruz.&#8221;</p>
<p>13. Dedi ki, &#8220;Onu götürmeniz beni gerçekten üzer. Korkarım kurtlar onu yer de<br />
 siz farkında olmazsınız.&#8221;</p>
<p>14. Dediler ki; &#8220;Biz bir topluluğuz. Gene de onu kurtlar yerse o zaman yazıklar olsun bize!&#8221;</p>
<p>15. Nihayet Yusuf&#8217;u götürdüler. Onu o kuyunun derinliklerine bırakmaya topluca karar vermişlerdi. O zaman ona şöyle vahyettik: Onların bu yaptıklarını kendilerine muhakkak haber vereceksin, ama onlar farkında olmayacaklardır.</p>
<p>16. Akşam üstü babalarına geldiler; ağlıyorlardı.</p>
<p>17. Dediler ki; &#8220;Babamız! İşte biz gittik, yarış yapıyorduk; Yusuf&#8217;u eşyamızın<br />
 yanında bırakmıştık; sonunda kurtlar onu yedi. Sen bize inanacak biri değilsin. Her ne kadar doğru söylüyor olsak bile. &#8220;</p>
<p>18. Üzerinde başka bir kan olan gömleğine geldiler. (Babaları) dedi ki: &#8220;Yok; sizi nefsiniz bir işe sürüklemiş. Artık bana güzelce sabır gerekir. Anlattığınız şeye karşı yardımı istenecek olan yalnız Allah&#8217;tır.&#8221;</p>
<p><strong>Kuyudan Çıkarılışı</strong></p>
<p>19. Bir yolcu kafilesi geldi. Sucularını gönderdiler; kovasını aşağıya sarkıttı. &#8220;Ne mutlu bana! diye gürledi, İşte genç bir köle&#8230;&#8221; Onu ticari bir mal olarak sakladılar. Allah onların ne yapmakta olduklarını bilir.</p>
<p>20. Onu ucuz bir fiyata, bir kaç dirheme sattılar. Ona karşı ilgisizdiler.<br />
 Mısır&#8217;a gidişi</p>
<p>21. Onu satın alan Mısırlı, karısına şöyle dedi: &#8220;Ona iyi bir yer ver; bakarsın bize faydası olur ya da onu evlat ediniriz.&#8221; İşte böylece Yusuf&#8217;u o yere yerleştirdik. Yerleştirdik ki ona, kimi olayların yorumunu öğretelim. Allah işini başarır, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.</p>
<p><strong>Peygamber Oluşu</strong></p>
<p>22. Erginlik çağına erince ona bir hüküm ve bir ilim verdik. İyi davrananlara işte böyle karşılık veririz.</p>
<p><strong>İmtihana Çekilişi</strong></p>
<p>23. Evinde bulunduğu kadın onun bedeninden yararlanmak istedi; kapıları sıkı sıkı kapadı ve &#8220;Haydi gelsene!&#8221; dedi. O,</p>
<p>-&#8221;Allah&#8217;a sığınırım, dedi. O (kocan) benim efendimdir; bana değer vermiştir. Şu bir gerçek ki, zalimler iflah olmazlar.&#8221;</p>
<p>24. Kadın ona karşı gerçekten istekliydi. Eğer Rabb&#8217;inin bürhanını görmeseydi o da istekliydi. Böyle olması ondan kötülüğü ve fenalığı uzaklaştıralım diyedir. Çünkü o, arındırılmış kullarımızdandır.</p>
<p>25. İkisi de kapıya doğru koşuştu. Kadın arkadan onun gömleğini yırttı. Kapının yanında kadının beyini buldular. (Kadın) Ona şöyle dedi:</p>
<p>- &#8220;Ailene bir kötülük etmek isteyenin cezası nedir? Ya hapse atılmak ya da can yakıcı bir azaptan başkası mı?&#8221;</p>
<p><strong>Karine İle Suçlu Tespiti</strong></p>
<p>26. (Yusuf) dedi ki: &#8220;O benim bedenimden yararlanmak istedi.&#8221;<br />
 Kadının ailesinden bir bilge kişi şöyle bir karine ortaya koydu : &#8220;Eğer gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylemiştir, erkek yalancılardan biridir.</p>
<p>27. Şayet gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir, erkek doğrulardandır.&#8221;</p>
<p>28. (Vezir) Ne zaman ki, (Yusuf&#8217;un) gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu gördü, (karısına) şöyle dedi: &#8220;Doğrusu bu sizin tuzaklarınızdandır. Sizin tuzağınız gerçekten büyüktür.&#8221;</p>
<p>29. &#8220;Yusuf! Sen bu işle ilgilenme. (Kadın!) Sen de günahının bağışlanmasını iste, çünkü sen yolunu değiştirmişlerden biri oldun.&#8221; dedi.<br />
 Şehirde dedikodu</p>
<p>30. Şehirdeki kimi kadınlar şöyle dedi: &#8220;Vezirin karısı uşağının bedeninden yararlanmak istiyormuş; sevda onun bağrını yakmış. Gerçekten biz onu açıkça yoldan çıkmış bir durumda görüyoruz.&#8221;</p>
<p>31. (Vezirin karısı,) Kadınların dolaplarını işitince onlara elçi gönderdi.<br />
 Koltuklar hazırladı; onlardan her birine birer bıçak verdi. (Yusuf&#8217;a): &#8220;Yanlarına çık&#8221; dedi. Kadınlar onu görünce gözlerinde büyüttüler. Ellerini kestiler ve &#8220;Allah&#8217;ı tenzih ederiz, bu bir insan değil. Bu, şerefli bir melektir; başkası olamaz.&#8221; dediler.</p>
<p>32. (Vezirin karısı) &#8220;İşte beni kınadığınız kişi budur, dedi. Doğru, onun bedeninden yararlanmak istedim, fakat o kendini korudu. Hele isteğimi yerine getirmesin, alçaklardan biri olur.&#8221;</p>
<p>33. (Yusuf) dedi ki: &#8220;Rabbim! O hapis benim için, bunların beni çağırdıkları şeyden iyidir. Eğer tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan onlara kanarım ve cahillerden biri olurum.&#8221;</p>
<p>34. Rabbi onun duasını kabul etti ve kadınların tuzağını ondan uzaklaştırdı. Hakkıyla işiten ve tam olarak bilen odur.</p>
<p><strong>Hapis Hayatı</strong></p>
<p>35. Belgeleri gördükten sonra, yine de onu bir süre hapsetmek kendileri için uygun geldi.</p>
<p>36. Onunla beraber iki genç de hapse girdi. Onlardan biri dedi ki, &#8220;Kendimi düşte gördüm, şaraplık üzüm sıkıyordum.&#8221; Diğeri de şöyle dedi: &#8220;Ben de kendimi gördüm, başımın üzerinde bir ekmek taşıyorum, kuşlar ondan yiyor. Bize bunun yorumunu haber ver. Biz seni iyi kimselerden biri görüyoruz.&#8221;</p>
<p>37. (Yusuf şöyle) dedi: &#8220;Daha yiyeceğiniz yemek gelmeden ben onun yorumunu size bildiririm. Bu, Rabbimin bana öğrettiği şeylerdendir. Ben, Allah&#8217;a inanmayan bir milletin dinini bırakmışımdır. Onlar ahireti de tanımaz kimselerdir.</p>
<p>38. Ben atalarım İbrahim, İshak ve Yakub&#8217;un dinine uymuşumdur. Allah&#8217;a her hangi bir şeyi ortak koşmaya bizim hakkımız yoktur; bu (din), Allah&#8217;ın bize ve insanlara olan bir iyiliğidir; fakat insanların çoğu şükretmez&#8221;</p>
<p>39. &#8220;Ey benim iki hapishane arkadışım! Çeşit çeşit rabler mi iyi, yoksa her şeyi buyruğuna almış olan o tek Allah mı?&#8221;</p>
<p>40. &#8220;Allah&#8217;ın berisinden kulluk edip durduğunuz şey nedir ki? Sizin ve babalarınızın adını koyduğu bir takım isimlerden başkası mı? Allah o konuda bir delil indirmemiştir. O hüküm yanlız Allah&#8217;a aittir. O da başkasına değil yalnız kendisine kulluk etmenizi emretmiştir. İşte doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.&#8221;</p>
<p>41. &#8220;Ey benim iki hapishane arkadışım! Sizden biri efendisine şarap sunacak, diğeri ise asılacak ve kuşlar başından yiyecektir. Sağlam bir yorumunu istediğiniz o şey (işte böylece) karara bağlanmıştır.&#8221;</p>
<p>42. O ikisinden, kurtulacağını sandığı kimseye: &#8220;Efendinin yanında beni an&#8221; dedi. Ama şeytan efendisine onu hatırlatmayı unutturdu ve (Yusuf) daha bir kaç yıl hapiste kaldı.</p>
<p><strong>Kralın Rüyası</strong></p>
<p>43. (Günlerden bir gün) Kral dedi ki: &#8220;Ben, yedi semiz inek görüyorum, onları yedi zayıf inek yiyor. Yedi yeşil başak ve diğerlerini de kurumuş (görüyorum).</p>
<p>Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumlamasını biliyorsanız bana rüyamın sağlam bir yorumunu yapın.&#8221;</p>
<p>44. Dediler ki, &#8220;Karışık düşler. Biz böyle düşlerin yorumunu bilenler değiliz.&#8221;</p>
<p>45. Hapisteki iki kişiden kurtulmuş olanı, bir çağdan sonra Yusuf&#8217;u hatırladı ve: &#8220;Ben size bunun yorumunu bildireceğim, hele beni bir gönderin.&#8221; dedi.</p>
<p>46. (Hapishaneye varınca dedi ki:) &#8220;Yusuf! Ey doğru kişi! Yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yemesi; yedi yeşil başak ve bir o kadar da kuru başak hakkında bize doğruyu söylesene. Ben de bununla o insanlara döneyim, bakarsın kadrini bilirler.&#8221;</p>
<p>47. Dedi ki: &#8220;Yedi sene her zamanki gibi ekin ekersiniz. Ne biçerseniz onu başağında bırakın. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç.&#8221;</p>
<p>48. &#8220;Sonra bunun ardından yedi zor yıl gelir de bütün biriktirdiğinizi tüketir; sakladığınız az bir miktar hariç.&#8221;</p>
<p>49. &#8220;Sonra, bunun ardından bir yıl gelir ki, insanlara bol yağmur verilir, o zaman da sıkıp sağarlar.&#8221;</p>
<p><strong>Suçsuzluğun İlânı</strong></p>
<p>50. Kral, &#8220;Onu bana getirin&#8221; dedi. Yusuf&#8217;a elçi gelince dedi ki, &#8220;Efendine dön, kadınlar niçin ellerini kesmişlerdi, bir sor. Doğrusu Rabbim onların tuzağını bilir.&#8221;</p>
<p>51. (Kral) kadınlara: &#8220;Onun bedenine sahip olmak istediğiniz zaman ne karşılık gördünüz?&#8221; dedi. Kadınlar. &#8220;Haşa! Allah için biz onun bir fenalığını bilmiş değiliz.&#8221; dediler. Vezirin karısı: &#8220;O gerçek işte şimdi ortaya çıktı; onun bedeninden yararlanmayı ben istedim. Kuşkusuz o, doğru kimselerden biridir.&#8221; dedi.</p>
<p>52. &#8220;Bu onun şunu bilmesi içindir; ben yokluğunda ona ihanet etmedim. Zaten Allah hainlerin tuzağını başarıya ulaştırmaz.&#8221;</p>
<p>53. Ben nefsimi temize çıkarmam; çünkü nefis kötülüğü emreder durur. Rabbim esirgemiş olursa o başka. Benim Rabbim bağışlayandır, esirgeyendir.</p>
<p><strong>Devlette Önemli Bir Makama Getirilmesi</strong></p>
<p>54. Kral dedi ki; &#8220;Onu bana getirin, kendi has adamım yapayım.&#8221; Onunla konuşunca: &#8220;Bugün sen yanımızda makam sahibi güvenilir birisin.&#8221; dedi.</p>
<p>55. O: &#8220;Beni bu toprağın hazineleri üzerinde yetkili kıl, çünkü ben iyi korur, iyi bilirim&#8221; dedi.</p>
<p>56. Böylece Yusuf&#8217;a o toprakta bir makam verdik; nereyi isterse orada konaklardı. Biz kime dilersek rahmetimizi ona eriştiririz. iyi davrananları karşılıksız bırakmayız.</p>
<p>57. Bir de ahiretteki karşılık vardır ki, inananlar ve Allah&#8217;a karşı gelmekten sakınanlar için o daha iyidir.</p>
<p><strong>Kardeşleri İle Karşılaşma</strong></p>
<p>58. Yusuf&#8217;un kardeşleri geldiler, yanına girdiler. O onları tanıdı ama onlar onu tanıyamadılar.</p>
<p>59. Onların donanımlarını tamamlattığı zaman şöyle dedi: &#8220;Baba bir kardeşinizi bana getirin. Baksanıza, ben ölçeği tam doldururum ve ben konuk kabul edenlerin de en iyisiyim.&#8221;</p>
<p>60. &#8220;Eğer onunla birlikte gelmezseniz benden bir ölçek bile alamazsınız. (O zaman) Bana yaklaşmayın.&#8221;</p>
<p>61. Dediler ki: &#8220;Babasından isteyip getirmeye çalışacağız. Ne olursa olsun bunu yapacağız.&#8221;</p>
<p>62. (Yusuf) Genç adamlarına dedi ki: &#8220;Sermayelerini yüklerinin içine koyun. Ailelerine varınca, bakarsınız bunu anlarlar da belki tekrar gelirler.&#8221;</p>
<p><strong>Bünyamin&#8217;in Gelişi</strong></p>
<p>63. Babalarına döndüklerinde dediler ki: &#8220;Babamız! O ölçek bize yasak edildi. Kardeşimizi bizimle gönder de ölçeye katılalım. Biz nasıl olsa onu koruruz.&#8221;</p>
<p>64. &#8220;Bunu size güvenmem, daha önce kardeşini güvenmem gibi ol maz mı? Ama en iyi koruyan Allah&#8217;tır ve o merhametlilerin en merhametlisidir.&#8221; dedi.</p>
<p>65. Yüklerini açınca sermayelerinin kendilerine iade edilmiş olduğunu gördüler. &#8220;Ey babamız! Daha ne isteriz ki?&#8221; dediler. İşte sermayemiz! Bize iade edilmiş. Ailemize onunla yiyecek getiririz. Kardeşimizi koruruz ve bir deve yükü de fazla alırız. Bu ölçek azdır.&#8221;</p>
<p>66. (Babaları) dedi ki: &#8220;Allah&#8217;a karşı kesin bir söz vermezseniz, onu sizinle gönderemem. Hepiniz kuşatılmadıkça onu mutlaka bana getireceksiniz.&#8221; Onlar kesin söz verince dedi ki: &#8220;Ne demişsek Allah ona vekildir.&#8221;</p>
<p>67. (Sonra) Dedi ki: &#8220;Oğullarım! Tek bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. (Ama) Allah&#8217;tan olan hiç bir şeyi ben sizden savamam. Her türlü karar yalnız Allah&#8217;a aittir. Ben ona güvenmişidir. Güvenecek olan her kes de ona güvensin.&#8221;</p>
<p>68. Nihayet babalarının emrettiği yerden girdiler. Ama bu, Allah&#8217;tan olan hiç bir şeyi onlardan savacak değildi; sadece Yakub&#8217;un içindeki bir istekti, onu yerine getirmiş oldu. O, şüphesiz kendisine öğrettiğimiz bir ilmin sahibidir. Ne var ki, insanların çoğu bunu bilmezler.</p>
<p>69. Yusuf&#8217;un yanına girdiklerinde, kardeşini bağrına bastı. Dedi ki: &#8220;Ben senin kardeşinim, artık onlar ne yapıp ederlerse ona üzülme.&#8221;</p>
<p><strong>Bünyamin&#8217;in Alıkonması</strong></p>
<p>70. Onların donanımlarını tamamlattığı zaman, belli bir su kabını kardeşinin yükü içine koydu. Sonra bir tellâl şöyle bağırdı: &#8220;Ey kervan, besbelli ki sizler hırsızsınız!&#8221;</p>
<p>71. Onlara döndüler, &#8220;Neyi kaybettiniz?&#8221; dediler.</p>
<p>72. &#8220;Kralın su kabını kaybettik.&#8221; dediler. &#8220;Onu getirene bir deve yükü var. Ben buna kefilim.&#8221;</p>
<p>73. Dediler ki; Allah&#8217;a yemin ederiz, siz de çok iyi bilmişsinizdir ki, buraya ortalığı karıştırmak için gelmedik. Bizler hırsız da değiliz.&#8221;</p>
<p>74. &#8220;Ya yalancı çıkarsanız cezası nedir?&#8221; dediler.</p>
<p>75. &#8220;Cezası, yükünde bulunanın kendisidir. Onun cezası odur. Biz zalimleri böyle cezalandırırız.&#8221; dediler.</p>
<p>76. Kardeşinin çuvalından önce onların çuvallarından başladı; sonra onu kardeşinin çuvalından çıkardı. İşte Yusuf için böyle bir oyun kurduk. Yoksa Kralın dinine göre kardeşini alıkoyamazdı, ama Allah dilerse o başka. Kimi dilersek onu derece derece yükseltiriz. Her bilgi sahibinin üstünde bir bilen bulunur.&#8221;</p>
<p>77. Dediler ki, &#8220;Eğer o hırsızlık yapıyorsa daha önce onun bir kardeşi de hırsızlık yapmıştı.&#8221; Yusuf bunu içine gömdü, onlara sezdirmedi. &#8220;Sizin durumunuz daha kötü. Anlatmakta olduğunuzu Allah çok iyi bilir.&#8221; diye mırıldandı.</p>
<p>78. Kardeşleri dediler ki: &#8220;Ey Vezir! Onun ihtiyar, yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini tut. Biz görüyoruz ki sen iyi davranan kimselerdensin.&#8221;</p>
<p>79. &#8220;Allah saklasın! Malımızı kimin yanında bulmuşsak ondan başkasını alıkoymak olmaz. Yoksa gerçekten haksız kişiler oluruz.&#8221; dedi.</p>
<p>80. Ne zaman ki ondan umutlarını kestiler, aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri şöyle dedi: &#8220;Babanız sizden Allah adına kesin bir söz almıştı. Ondan önce de Yusuf konusunda ileri gitmiştiniz; bunları bilmiyor musunuz? Artık babamın izni oluncaya veya Allah, hakkımda bir hüküm verinceye kadar buradan bir yere ayrılamam. O, hüküm verenlerin en iyisidir.</p>
<p>81. Siz babanızın yanına dönün. Deyin ki: &#8220;Babamız! Senin oğlun hırsızlık yaptı, biz ne bildiysek ancak ona şahitlik ettik. Biz bunun perdearkasını kavrayamayız.</p>
<p>82. Bulunduğumuz Kent&#8217;e sor; birlikte döndüğümüz o kervana da. Biz sadece gerçeği söyleyen kişileriz.&#8221;</p>
<p>83. (Yakup) dedi ki: &#8220;Hayır, sizi nefsiniz bir işe sürüklemiş. Artık güzel bir sabır gerekir. Bakarsınız Allah bana, hepsini birden getirir. Çünkü o her şeyi bilir ve yerli yerinde yapar.&#8221;</p>
<p><strong>Hasretin Ulaştığı Son Nokta</strong></p>
<p>84. (Yakup) Onlardan yüz çevirdi. &#8220;Vah Yusuf’um vah!” dedi. Üzüntüden iki gözüne de perde indi. Kederi içine gömülüydü.</p>
<p>85. Dediler ki, &#8220;Allah&#8217;a yemin ederiz ki, Yusuf diye diye ya eriyip gidecek ya da helâk olacaksın.&#8221;</p>
<p>86. (Yakup): &#8220;Ben üzüntümden ve tasamdan dolayı yalnız Allah&#8217;a yakınırım. Allah katından, sizin bilmediklerinizi de bilirim.&#8221; dedi.</p>
<p>87. &#8220;Ey benim oğullarım, gidin; Yusuf ve kardeşi ile ilgili haber toplayın. Allah&#8217;ın önünüzü açacağından umut kesmeyin. Allah&#8217;ın önünü açmasından umut kesenler kafirlerden başkası değildir.&#8221;</p>
<p><strong>Yusuf&#8217;un Kendini Kardeşlerine Tanıtması</strong></p>
<p>88. (Kardeşleri Yusuf&#8217;un) yanına girdiklerinde dediler ki: &#8220;Ey Vezir! Bu kıtlık bizi ve bütün ailemizi sardı. Önemsiz bir sermaye ile geldik; Sen o ölçeği bize gene tam ver. Bize sadakada bulun. Çünkü Allah sadaka verenleri ödüllendirir.&#8221;</p>
<p>89. Dedi ki &#8220;Yusuf&#8217;a ve kardeşine ne yaptığınızı farkettiniz mi? O zaman siz, kendini bilmezler takımı idiniz.&#8221;</p>
<p>90. &#8220;Yoksa sen misin? Sen gerçekten Yusuf&#8217;sun.&#8221; dediler. &#8220;Ben Yusuf&#8217;um, bu da kardeşimdir.&#8221; dedi. &#8220;Allah bize iyilikte bulunmuştur. Şurası bir gerçek ki, kim sakınır ve sabrederse, Allah iyi davrananları karşılıksız bırakmaz.&#8221;</p>
<p>91. Dediler ki; &#8220;Vallahi, işte Allah seni bizden üstün kıldı. Biz gerçekten suçluyduk&#8221;</p>
<p>92. Yusuf dedi ki: &#8220;Bugün suçu yüze vurma yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir.</p>
<p>93. Bu gömleğimi götürün, babamın yüzüne koyun da görür hale gelsin. Bütün ailenizle birlikte bana gelin.&#8221;</p>
<p><strong>Yakub Aleyhisselam&#8217;ın Görür Hale Gelmesi</strong></p>
<p>94. Ne zaman kervan oradan ayrıldı, babaları dedi ki: &#8220;İnanolsun ben Yusuf&#8217;un kokusunu duyuyorum. Keşke beni bunak saymasanız!&#8221;</p>
<p>95. Dediler ki: &#8220;Vallahi sen, eski saplantına takıldın kaldın.&#8221;</p>
<p>96. O müjdeci gelip, gömleği yüzüne koyunca hemen gözü açıldı. Dedi ki; &#8220;Size<br />
 dememiş miydim, işte ben, sizin bilmeyeceğinizi, Allah katından bilirim.&#8221;</p>
<p>97. Oğulları: &#8220;Ey Babamız! Bizim için suçlarımızın bağışlanmasını dile; bizler suçluyduk.&#8221; dediler.</p>
<p>98. Yakup: &#8220;İlerisinde Rabbim&#8217;den sizin için bağış dileyeceğim; Şurası bir gerçek ki, o çok bağışlar ve pek merhametlidir&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Yusuf&#8217;un Rüyasının Gerçekleşmesi</strong></p>
<p>99. Nihayet Yusuf&#8217;un huzuruna vardıklarında anasını babasını bağrına bastı. Dedi ki; &#8220;Allah dilerse, güven içinde Mısır&#8217;a yerleşebilirsiniz.&#8221;</p>
<p>100. Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hep birden onun için secdeye kapandılar. Yusuf dedi ki: &#8220;Babacığım! İşte bu, önceki rüyamın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirmiştir. Hem bana iyilikte de bulunmuştur. Çünkü Şeytan, benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra o beni hapisten çıkardı. ve sizi çölden getirdi. İşte Rabbim neyi dilerse onu inceden inceye düzenler. Şüphesiz<br />
 o, her şeyi bilir ve yerinde karar verir.&#8221;</p>
<p>101. &#8220;Rabbim! Sen bana bir parça saltanat verdin, kimi olayların yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada da ahirette de benim velim sensin; benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat.&#8221;</p>
<p><strong>Kıssadan Hisseler</strong></p>
<p>102. Bu hayat hikayesi, size gizli olan haberlerdendir. Onu sana vahiyle bildiriyoruz. Yoksa onlar el birliği edip tuzak kurarken yanlarında değildin.</p>
<p>103. Sen ne kadar çırpınırsan çırpın, insanların çoğu inanacak değildir.</p>
<p>104. Üstelik buna bir karşılık da istemiyorsun. O, herkese bir hatırlatmadır, o<br />
 kadar.</p>
<p>105. Göklerde ve yerde nice belgeler vardır, üzerlerinden geçerler de dönüp<br />
 bakmazlar bile.</p>
<p>106. Onların çoğunun Allah&#8217;a inanmaları başka değil, ortak koşaraktır.</p>
<p>107. Allah&#8217;ın azabı olan bir salgının gelmesine veya kendileri farkında olmadan o saatin ansızın gelip çatmasına karşı sanki güven içinde midirler?</p>
<p>108. De ki: &#8220;Bu benim yolumdur. Doğruyu göstererek Allah&#8217;a çağırırım. Ben ve bana uyanlar böyledir. Allah&#8217;ın emrine hazırım. Ben ortak koşanlardan değilim.&#8221;</p>
<p>109. Senden önce elçi gönderdiklerimiz o kentlerin halkından kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkası değildi. O topraklarda dolaşmadılar mı ki, öncekilerin sonu nasıl olmuş bir baksınlar. Sakınanlar için hayırlı olan elbetteki Ahiret yurdudur. Aklınızı kullanmaz mısınız?</p>
<p>110. Ne zaman ki, o elçiler ümitlerini kesmişler ve yalanlandıkları kanaatine varmışlardır, onlara yardımımız işte o zaman gelmiştir. Sonra kimi dilemişsek o kurtarılmıştır. Azabımız suçlular topluluğundan geri çevrilmez.</p>
<p>111. Onların başlarından geçenlerde, aklı olanlar için ibret vardır. Bu (Kur&#8217;an), uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat kendinden öncekinin bir tasdiki ve her şeyin bir açıklamasıdır. İnananlar takımı için de bir rehber ve bir rahmettir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.suleymaniyevakfi.org/kuranda-peygamberler/yusuf-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

