26 Nisan 2016

2. BAKARA SURESİ 286. AYET

 "Allah, kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez. Kişinin kimi kazancı lehine, kimi kazancı da aleyhinedir. (Siz şöyle dua edin:) “Rabbimiz! Eğer unutur veya hata edersek, bizi sorumlu tutma! Sahibimiz (Rabbimiz)! Bizden öncekilere yüklediğin ısr yükünü bize de yükleme! Sahibimiz (Rabbimiz)! Zorlanacağımız yükü bize taşıtma! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize ikramda bulun! Bizim mevlâmız(en yakınımız) Sensin.Kâfirlere  karşı bize yardım et!”(Bakara 2/286)

            "Allah, kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez."(Bakara 2/286)

            Allah'ın gücünün üstünde kimseye bir yük yüklememesi fıtratın göstergesidir. Allah-u Teala şöyle buyuruyor: "Sen yüzünü dosdoğru bu dine, Allah’ın fıtratına çevir. O, insanları ona göre yaratmıştır. Allah’ın yarattığının yerini tutacak bir şey yoktur. İşte sağlam din bu dindir. Ama insanların çoğu bunu bilmezler."(Rum 30/30) İnsana kolaylığı gösteren, yaratılışına uygun yaşamasını emreden gerçek din fıtrata en uygun olan yaşayış şekli vahiydir. Allah-u Teala şöyle buyuruyor: “Allah size bir güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi arındırmak ve size olan nimetini tamamlamak istiyor. Belki şükredersiniz.” (Maide 5/6) “Din konusunda size hiçbir zorluk yüklemedi.” (Hac 22/78)

            "Kişinin kimi kazancı lehine, kimi kazancı da aleyhinedir."(Bakara 2/286)

            Her kişinin kendisini ilgilendirir. Suç işleyen de ancak kendisine zarar verir. Dinimizde suçun şahsiliği prensibi esastır. Buna göre Allah’ın yasakladığı bir eylemi işleyen kişi, günah kazanır ve bu günahı bir başkasını bağlamaz. Yani hiç kimse başkasının hatasından ve günahından sorumlu değildir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Yoksa o Mûsâ’nın ve o çok vefalı İbrâhim’in sahifelerinde bulunan şu kesin gerçekler hakkında bilgi edinmedi mi ki: Hiçbir kimse başkasının günah yükünü çekemez. İnsan, emek ve gayretinin neticesinden başka şey elde edemez. Bu gayretinin semeresi de ileride ortaya çıkacaktır. Emeğinin karşılığı kendisine tam tamına ödenecektir. Elbette son durak, Rabbinin huzuru olacaktır. O’dur güldüren ve ağlatan; O’dur öldüren ve yaşatan.” (Necm, 53/36-44) Ayrıca Allah-u Teala şöyle buyuruyor: “Kim yola gelirse kendi yararına gelir, kim de yoldan çıkarsa kendi zararına çıkar. Kimse kimsenin yükünü çekmez. Biz elçi göndermeden azap etmeyiz.” (İsrâ, 17/15)

            (Siz şöyle dua edin:) “Rabbimiz! Eğer unutur veya hata edersek, bizi sorumlu tutma!"(Bakara 2/286)

            Unutmak ve hata etmek her insanın güç yetiremediği, elinde olmadan gerçekleşen bir durumdur. Hiç bir şekilde kazası mümkün olmayan namaz ibadetinin ancak unutulduktan sonra hatıra gelindiğinde kılınabilmesi, Oruçlu bir kimsenin unutarak yemesi ya da örneğin abdest alırken yanlışlıkla su yutması gibi durumlarda orucunun bozulmayacağı Cenab-ı Hakkın sağladığı kolaylıklardır. Cenab-ı Hak insanı elinde olmayan unutma ve hata etmekten dolayı sorumlu tutmamıştır.

            "Bizden öncekilere yüklediğin ısr yükünü bize de yükleme!"(Bakara 2/286)

            Isr (الاصر)bir şeyi bağlama ve zorla engelleme demektir. Kur’ân’da, önceki ümmetlerin bir sonraki nebiye inanma yükümlülüğü anlamındadır.Son nebîye inananların üzerinden bu yük olmayacaktır. İlgili ayetler şöyledir: "Allah nebilerden söz aldığı gün onlara, "Size bir Kitap ve hikmet veririm de elinizde olanı tasdik eden bir elçi gelirse ona kesinlikle inanacaksınız ve destek vereceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi? Bu ağır yükü (ısrı) yüklendiniz mi?" demişti. Onlar da "kabul ettik" demişlerdi. Allah "Siz buna şahit olun, sizinle beraber ben de şahidim" demişti."(Ali İmran 3/81) "Onlar (rahmetimi yazacağım kimseler) bu elçiye, bu ümmi nebiye uyanlardır. Onu yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı bulurlar. O, onlara iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklar. Temiz ve lezzetli şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar. Isrlarını ve üzerlerindeki bağları kaldırır. Kim ona inanır, onu destekler, ona yardım eder ve onunla birlikte indirilen nura uyarsa, işte onlar umduklarına kavuşurlar.” (A’râf 7/157) Son nebi gelmiştir. “Muhammed sizin erkeklerinizden birinin babası değildir ama Allah'ın resûlüdür ve nebîlerin sonuncusudur..” (Ahzab 33/40) Bu sebeple Muhammed aleyhisselamdan böyle bir söz alınmamıştır. Onun ümmetinin böyle bir görevi olmadığını unutmamamız için bize “Rabbimiz, önceki ümmetlere yüklediğin ısr yükünü bize yükleme” (Bakara 2/ 286) duası yaptırılır. 

            "Sahibimiz (Rabbimiz)! Zorlanacağımız yükü bize taşıtma! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize ikramda bulun! Bizim mevlâmız (en yakınımız)Sensin. Kâfirlere karşı bize yardım et!”(Bakara 2/286)

            İnsana şah damarından daha yakın olan Allah-u Teala kullarının bunu idrak ederek dua etmelerini bu örnekle vermiştir. Kuran-ı Kerim'de verilmiş dua örneklerinde Allah-u Teala'ya aracı sokulduğu görülmemektedir. Kullarına her şeyi öğreten Cenab-ı Hak dua etmesini de böylece öğretmektedir.

            Cenab-ı Hakkın Kuran-ı Kerim'de bize örnek olarak gösterdiği tüm dualar O'nun direk kendisine, O'nun yakın, işiten, bilen olduğu idrakiyle güven içinde yapılmıştır. Buna örnek olan bazı ayetler şöyledir: " Rabbimiz! Bizi yoluna kabul ettikten sonra kalplerimizin kaymasına müsaade etme. Bize katından ikramda bulun; sen çokça bağış yaparsın. Rabbimiz! Sen insanları, geleceğinden şüphe olmayan bir günde bir araya getireceksin. Allah verdiği sözden caymaz."(Ali İmran 3/8-9) " 1)          Dediler ki: “Rabbimiz! Biz ne ettikse kendimize ettik. Eğer bizi bağışlamazsan ve bize acımazsan, kesin olarak kaybeden kişiler oluruz.”(Araf 7/23) "Nuh dedi ki; “Rabbim! Bilmediğim şeyi sana sorduğum için sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz, bana acımazsan kaybedenlerden olurum.”(Hud 11/47) "Bir gün birkaç genç mağaraya sığınarak şöyle demişlerdi: "Rabbimiz! Bize kendi katından ikramda bulun. Lutfet de bu işin içinden yüzümüzün akıyla çıkalım."(Kehf 18/10) "Musa dedi ki; “Rabbim! içimi aç, işimi kolaylaştır, dilimdeki düğümü çöz,  Çöz de sözlerimi iyi anlasınlar. Ailemden birini de bana yardımcı yap."(Taha 20/20-28) "Gerçek hâkimiyet elinde olan Allah pek yücedir. Kur'ânın (ilgili anlam kümesinin) vahyi tamamlanmadan hüküm vermekte acele etme. “Rabbim ilmimi artır” de."(Taha 20/114) "Balığın esiri (Yunus) hayatı kendine dar etmeyeceğimizi sanarak bir gün kızgın bir şekilde çekip gitmişti. Ama daha sonra balığın karanlıkları  içinde seslenmiş: “Senden başka tanrı yoktur. Senin eksiğin de yoktur; ben yanlış yaptım” demişti."(Enbiya 21/87) "Zekeriya da Rabbine bir gün şöyle seslenmişti: “Rabbim! En n iyi varis sensin ama beni tek başıma bırakma”(Enbiya 21/89) 

Bu yazı 2899 defa okunmuştur.


YORUMLAR (0)

Henüz yeni yorum eklenmemiş.

 

Tüm hakları saklıdır. | http://www.suleymaniyevakfi.org