06 Nisan 2016

2. BAKARA SURESİ 102. AYET

"Tuttular, Süleyman’ın iktidarı aleyhine şeytanların okudukları şeye uyular. Süleyman kafir olmadı ama insanlara o büyülü sözleri  öğreten şeytanlar kafir oldular. Bunlar (bu Yahudiler) Bâbil'de o iki melik’in (kralın) , Harut ile Marût’un başına gelenlerin de peşine düştüler. Hâlbuki onlar; "Biz, sakın bunu göz ardı etme! (kimseyi yakma)" demeden birine bir şey öğretmezlerdi. Bu ikisinden, kişi ile eşinin arasını ayıracak şeyleri öğrenirlerdi ama Allah’ın onayı olmadan kimseye zarar veremezlerdi. Bunlar (şimdiki Yahudiler) ise işlerine yaramayan, sadece zararı olan şeyi öğreniyorlar . İyi biliyorlar ki, bunu tercih edenin ahirette eline bir şey geçmez. Kendilerini ne kötü satıyorlar! Keşke bilseler!"(Bakara 2/102)

            Süleyman'ın iktidarı:

            Süleyman aleyhisselamın kendisinden sonra hiç kimseye verilmeyecek büyük bir saltanatı vardı. Süleyman aleyhisselam bu saltanatı duasında istemiş, Cenab-ı Hak da kabul etmiş, emrine insanlardan, cinlerden ve kuşlardan oluşan ordular vermişti. Keramet değil ilime dayalı olarak çok uzak mesafelere gidip geliyor, çok uzak mesafelerden çok kısa bir sürede eşyalar getirebiliyorlardı.Süleyman aleyhisselamdaki bu ilmi bilen Belkıs savaşsız gelip teslim olmuştu.

            Bu saltanatı Yahudiler bir sihir diye yorumlamış, bu saltanatı sihirle elde etti diyerek insanları kandırmaya başlamışlardı. Yahudiler Süleyman aleyhisselamı Allah'ın elçisi olarak kabul etmiyorlar, ona kral Süleyman diyorlardı. Yahudiler bekledikleri dünya hakimiyetini Muhammed aleyhisselam ile yakalayamadıklarından başka yollar ararken,Süleyman aleyhisselamın saltanatını hatırlamışlar ve "Süleyman saltanatı sihirle yakaladı biz de bunu böyle sihir yoluyla elde edebiliriz" demeye başlamışlardı. İnsanlara karşı böyle şeyler anlatıyorlar ve para topluyorlardı.

            Arapçada sihir kelimesinin ilk anlamı aldatma ve aslı olmayan hayallere yönlendirmedir. Bir olayın gerçek yüzünü gizleyerek karşı tarafı kandırmak adına etki altına almaktır. Sihir yapan kişi iddia ettiği şeyde gerçek dışıdır, yani iddiası başka, yaptığı başkadır. Sihir denilen şeylerin tamamı yalana dayalıdır.

            Kötü niyetliler, yapılan uyarıları arzuları doğrultusunda kullanırlar. Üzüm şırası verdiğiniz birine, “Bunu ekşitmeden iç, yoksa şaraba dönüşür” derseniz o, şarap olsun diye özellikle ekşiterek içebilir. Benzer durum Yakup’un yaptığı uyarıda olmuştur. O, “Korkarım kurtlar onu yer de siz farkında olmazsınız" diye uyarınca kötü niyetli oğulları bunu kullanmış ve “Yusuf’u kurt yedi” diyerek babalarına gelmişlerdi. Bunlar da Harut ile Marut’un  uyarılarını, kötü arzularına alet etmişlerdir.

            Bakara 102.ayette, düzenbazlık da hile yoluyla aldatma olduğu için sihir yerine bu kelime tercih edilmiştir.Kurtûbî tefsirine göre İbn Abbas, ibn Ebzî, Dahhak ve el-Hasen’in (Hasan-i Basrî) "الملكين= iki melik" şeklinde okumuştur. Bize göre uygun olan budur. Çünkü melekler insanların arasında yaşayıp onlara bir şeyler öğretmezler. Allah Teâlânın böyle bir kanunu yoktur. Ayette geçen ve mütevâtir kıraatlerde “melekeyn” (iki melek) şeklinde okunan kelimeyi farklı telaffuz edenler de vardır. İbn Abbas, Hasan-ı Basrî, Ebü’l-Esved ed-Düelî ve Dahhâk b. Müzâhim kelimeyi “melikeyn” (iki melik, iki kral) şeklinde okuyarak Hârût ve Mârût’u insan kabul etmişlerdir. (Kürşat demirci DİA, Harut ve Marut ) "İnzal" Bir şeyin inmesi ve meydana gelmesi anlamındadır. (Mekâyîs) zaman zaman insanların başına gelen sıkıntılara nazile denir. (Lisan) وَمَا أُنزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ cümlesine “iki melikin başlarına gelenler” anlamı vermemiz bundandır. {إنا منزلون على أهل هذه القرية رجزا من السماء بما كانوا يفسقون} <العنكبوت/34>.ثُمَّ أَنْزَلَ اللَّهُ سَكِينَتَهُ عَلَى رَسُولِهِ وَعَلَى الْمُؤْمِنِينَ [التوبة : 26]  Bize çok oyunlar oynandı.

Bu yazı 4273 defa okunmuştur.


YORUMLAR (0)

Henüz yeni yorum eklenmemiş.

 

Tüm hakları saklıdır. | http://www.suleymaniyevakfi.org