10 Kasım 2009

Kur'an ve Müslümanların Durumu

Allah Teâlâ tüm insanlığa elçi olarak gönderdiği[1] son peygamberi[2] Muhammed aleyhisselam’a, doğruluğunda hiç şüphe olmayan[3] ve sözlerin en güzeli[4] olan Kuranı Kerim’i her şeyi açıklamak için[5] indirmiş, ona, Kuranı Kerim’e uymayı[6] ve Kuran Kerim’i tebliğ etmeyi[7] emretmiştir. Ayrıca Kuran Kerim’i tebliğ etmezse elçilik görevini yerine getirmemiş sayılacağı konusunda uyarmıştır.[8] Peygamber aleyhisselam, Allahü Teâlâ’nın emri ile sadece Kuran’a uyacağını söylemiş[9] ve son ayetin[10] indirildiği gün tüm insanlara hitap ederek “Ben size Allah’ın kitabı olan Kuran’ı bırakıyorum. Ona sımsıkı sarılırsanız azgınlığa düşmezsiniz” [11] demiş, tüm insanlara Kuran- ı Kerim’i bir peygamber mirası olarak bırakıp gittiğini ilan etmiş ve kısa bir süre sonra vefat etmiştir.[12]

Allah Teâlâ, indirdiği son ayetinde bizlere: “Bugün, dininizi kemale erdirdim, üzerinize olan nimetimi tamamladım ve din olarak size İslam’ı uygun gördü”[13] buyurmaktadır. Dolayısıyla Kuran- ı Kerim’in son ayetinin indirilmesiyle dinimiz tamamlanmıştır.

Allah Teâlâ, Peygamber aleyhisselamı kıyamete kadar tüm insanlara elçi olarak gönderdiği için ona indirdiği kitabı olan Kuran- ı Kerim’in mucizeliğini ve rehberliğini de kıyamete kadar muhafaza edeceğini garanti etmiştir.[14] Bundan dolayı Cenabı Allah Kuran’ı kolay anlaşılabilir şekilde indirmiş[15] ve Peygamber aleyhisselam Allah’ın emri ile “bu Kur'an bana vahyedildi ki sizi ve ulaştığı kişileri onunla uyarayım.”[16] demiştir. Bunun içindir ki, Cenabı Allah kıyamete kadar gelecek tüm insanlara “Ey insanlar, Rabbiniz tarafından size indirilen Kuran’a uyunuz”[17] diyerek onlara Kuran’a uymalarını emretmiştir.

Aynı şekilde “İşte bu Kuran bizim indirdiğimiz mübarek kitaptır. Buna uyunuz, karşı gelmekten sakınınız, öyle yaparsanız merhamete kavuşursunuz”[18] diyerek merhamete kavuşmaları için Kuran’a uymalarının şart olduğunu açıklamıştır. İslamiyet’in ilk dönemlerinde Müslümanlar o şartı yerine getirdikleri için, yani Kuran- ı Kerim’e uydukları için kendi elleriyle yaptıkları putlara ve kendileri gibi olan insanlara köle olmaktan kurtulmuşlardır.

Böylece kişisel iradelerini özgürce kullanabilme ve yalnız Allah’a ibadet etme düzeyine ulaşmış ve iç huzur tesis edilmiştir. Diğer taraftan bir İslam ümmeti meydana gelmiş, bu ümmet çevre bölgelerde yaşayan insanların yurtlarına İslam adaletini, kalplerine tevhid nurunu ulaştırmak için her şeylerini ortaya koymuşlardır.

Sonuç olarak, uzun zaman cahiliye karanlığında yaşayan insanlar Müslüman olmakla birlikte birçok insanın Müslüman olmasına ve birçok toprakların fethedilmesine sebep olmuşlardır. Ayrıca yönetilme durumundan yönetme durumuna, alma durumundan verme durumuna yükselmişlerdir. Maalesef, peygamber aleyhisselam vefat ettikten kısa bir süre sonra Müslümanlar kendi aralarında ihtilafa düşmüş, çeşitli grup ve mezheplere ayrılmışlardır.

Her mezhebin mensupları Kuran’ı kendi hayatlarına uygulamak ve onu, cahiliye karanlığında yaşamakta olan insanlara ulaştırmaktan ibaret olan asil görevlerini bırakıp diğer mezhep mensuplarına üstünlük sağlama yarışına girmişlerdir. Bunun sonucunda Cenabı Allah’ın “İzzet / üstünlük sadece Allah’a, Allah’ın elçisine ve müminlere aittir, fakat münafıklar bilmezler”[19] sözünde müminlere de vaat edilmiş izzet, zillet ile yer değiştirmiştir. Yeni toprakların fethedilmesi bir tarafa, daha önce fethedilen topraklar bir bir elden gitmiştir. Müslümanlardan korkar durumda olan düşmanlar, Müslümanları korkutur duruma gelmişlerdir. “Onlara Allah zulmetmemiştir, fakat onlar kendi kendilerine zulmetmişlerdir”.[20] Çünkü Allah “Eğer mümin olursanız kesinlikle galip gelenler siz olursunuz”[21] diyerek galip gelmek için mümin olmanın şart olduğunu ilan etmiştir.

Gün geçtikçe Kuran-ı Kerim ile Müslümanlar arasındaki mesafe açılmıştır. Peygamber aleyhisselamın vefatından iki-üç yüz yıl sonra yazılmaya başlanan kitaplar, Müslümanların hayat rehberi haline gelmiştir. Müslümanlar o kitaplarda yazılanları “bir bütün olarak sımsıkı sarılması gereken ilkeler” olarak kabul etmişlerdir. Kuran-ı Kerim ise insanların vefatlarında, mezarlarda, çeşitli merasimlerde okunan bir kitap haline döndürülmüştür.

Günümüz Müslümanlarının durumu daha da acıdır. Onların arasında yukarıda dile getirilen tüm olumsuzluklara ek olarak yeni görüşler de meydana gelmiş olup milletçe azgınlığa doğru gitmektedirler. En vahim olan durum ise, Kuran- ı Kerim’in emirlerine uymak ve uymaya çağırmak dinsizlik veya sapkınlık olarak algılanmakta, diğer görüşlere sımsıkı sarılmak ise “dindarlık” olarak algılanmaktadır.

Yukarıda bahsedilen hastalıklardan kurtulup gerektiği gibi Müslüman olmanın, aynı şekilde dünya ve ahirette Allahü Teâlâ’nın merhametine kavuşmanın tek yolu, Peygamber aleyhisselamı örnek alarak Kur'an-ı Kerim’e dönmektir. Çünkü “bu Kuran en doğru yola ulaştırır”[22],O gerçekten üstün, hiçbir tarafı yanlış ile karışmamış ve karışmayacak olan kitaptır. O hikmet ile iş yapan ve her şeyi en iyi bilen zat tarafından indirilmiştir”[23], “O kesin bir sözdür, asla şaka değildir”[24],O inanan topluma her şeyi açıklayan, doğru yolu gösteren bir rehber ve rahmettir.”[25]


[1] Sebe 34/28; A’raf 7/158.

[2] Ahzab 33/40.

[3] Bakara 2/2.

[4] Zumer 39/23.

[5] Nahl 16/89; Yusuf 12/111.

[6] En’am 6/106; Yunus 10/109; Ahzab 33/2.

[7] Al-i İmran 3/144; Maide 5/99; Nur 24/54; Ankebut 29/18; Ra’d 13/40.

[8] Maide 5/67.

[9] En’am 6/50; A’raf 7/203; Yunus 10/15; Ahkaf 46/9.

[10] Maide5/3.

[11] Muslim, Hac, 147 (1218); Ebu Davud, Menasik, 56.

[12] Peygamber aleyhisselam Hicri 11 yılı Rabiulevvel ayının 12’sinde vefat etmiştir (Rehikulmehtum Sayfa 431) Peygamber aleyhisselam veda hutbesini Hicri 10 yılı Zulhicce ayının 9’unda Arafat’ta söylemiştir. Buna göre Peygamber aleyhisselam’ın veda hutbesini söylediği gün ile vefat ettiği gün arasındaki süre Hicri ayı ile üç ay iki gündür.

[13] Maide, 5/3

[14] Hicr 15/9.

[15] Meryem 19/97; Duhan 44/58; Kamer 54/17, 22, 32, 40.

[16] Enam 6/19

[17] A’raf 7/3, Zümer 39/55.

[18] En’am 6/155.

[19] Munafikun 63/8.

[20] Al-i İmran 3/117.

[21] Al-i İmran 3/139.

[22] İsra 17/9.

[23] Fussilet 41/41, 42

[24] Tarık 86/13, 14.

[25] Yusuf 12/111.

Bu yazı 12682 defa okunmuştur.


YORUMLAR (0)

Henüz yeni yorum eklenmemiş.

 

Tüm hakları saklıdır. | http://www.suleymaniyevakfi.org