03 Eylül 2012

Tanrıtanımazlar - Ateistler

HACI –Kur'ân’daki tehditlerin neredeyse tamamı şirke bulaşanlarla ilgili; ateistlikle ilgili bir bilgi ve tehdit göremedim; buna ne dersiniz?

HOCA –Her kâfir, aynı zamanda müşriktir. Kâfir, içindeki doğru inancı gizleyen kişidir; bunu daha önce anlatmıştık. Ateist de onlardandır. İnancını gizlediği için, kendi göstermezse siz göremezsiniz. Bu sebeple Kur’ân’daki kâfir kavramı ateisti de içine alır. Ateist,  tanrıtanımaz demektir. Tanımamak iki şekildedir; biri, varlığını kabul etmemek, diğeri de ona boyun eğmemek, hükmüne uymamak ve saygı duymamak şeklinde olur.

HACI –Ben, tanrıtanımazları yani Allah’ın varlığını kabul etmeyenleri kast ediyorum.

HOCA –Tanrıtanımazlar ikiye ayrılırlar; biri İslam ülkelerinde olanlar; ikincisi de diğer ülkelerde olanlardır. Mesela Batı’da Kilise’yi reddedenlere ateist denir.

HACI –Nasıl yani; Kilise tanrı mı ki?

HOCA –Müslümanlar kiliseyi cami gibi sanırlar. Halbuki Kilise, bir ilahlar piramididir. Mesela Katoliklerde en üstte Allah, sonra sırayla İsa, Kutsal Ruh, Meryem Ana, Havariler, Papa, Episkoposlar ve Papazlar gelir. Bunların her biri, Allah adına yetkili kılınmış, Kutsal Ruh dışındakiler yarı tanrı, yarı insan sayılmışlardır. İsa, Kutsal Ruh, Meryem Ana ve Havarileri temsil eden Kilisedir. Bu sebeple asıl tanrı Kilise’dir. Batı’daki ateistler çoğunlukla bu yapıyı kabul etmeyenlerdir.  

HACI –Orada olsam ben de kabul etmezdim. Demek ki, cami çok farklıymış.

HOCA –Cami bir ibadethane, dini eğitimin verildiği ve bazı sosyal hizmetlerin yapıldığı mekândır. Ama Hıristiyanlara göre “Kilise, hiyerarşik organlardan ve Mesih’in mistik bedeninden oluşan bir topluluktur. Biri insani diğeri ilahi olan iki farklı yapısı vardır[1]. İnsanlıkla Allah arasındaki birleşmenin işareti ve aracıdır[2]. Mesih’e benzeyen kilise görevlileri Mesih’in kullarıdır. Çünkü söyledikleri sözler ve verdikleri ihsan kendilerinin değil, başkalarına verilmek üzere kendilerine emanet edilen Mesih’in sözü ve ihsanıdır[3].

HACI –İsa aleyhisselamı yani Mesih’i tanrılık makamına çıkardıkları için onun kulları oluyorlar; bunun kabul edilebilir yanı yoktur ama Kilise Allah’ı da mı temsil ediyor?

HOCA –Açıkça söylenmese de Allah’ı da temsil eder. Onlara göre bir insanı dine kabul etme, dinden çıkarma, günahını bağışlama, cennete veya cehenneme sokma konusunda kilise Allah’ın yetkilerini kullanır. Bir Protestan papazı ile yaptığım şu konuşma, kilisenin Allah’ın yerine konduğunu gösterir: Dedim: Hıristiyan olmanın en önemli şartı nedir? Dedi: Vaftiz olmaktır[4]. Dedim: Kilisenin bütün inanç ve ibadetlerini içten kabul eden, ayinlere katılan, kiliseye düzenli yardım eden ama vaftiz olmayan biri Hıristiyan sayılır mı? Dedi: Hayır. Çünkü her insan gibi o da Âdem’in işlediği asli günahla doğmuştur. Ondan ve bütün günahlardan temizlenmesi ancak vaftizle olur. Vaftiz kişiyi Tanrı’nın halkı içine katar. Dedim: Bir kişi vaftiz için başvursa ama kabul edilmese, bir başka kiliseye giderken yolda ölse cennete mi gider, cehenneme mi? Dedi: Cehenneme. Çünkü vaftiz olmamıştır. Dedim: Bebek iken vaftiz olmuş, sonra kiliseyi reddetmiş ve günahlarla dolu bir hayat yaşamış bir kişi ölünce nereye gider? Dedi: Cennete. Çünkü vaftizle Tanrı’nın halkından olmuştur. Dedim: Bugün birçok yerde Müslüman olan Hıristiyanlar var. Bunlar size göre Müslüman sayılırlar mı? Dedi: Hayır, onlar Hıristiyan’dır. Çünkü biz onları Kiliseden çıkarmadık ki! Dedim: Yani Hıristiyanlıktan çıkmak için de sizin onayınız gerekiyor, isterse yeni doğmuş bir bebek iken vaftiz olmuş olsun; öyle mi? Dedi: Evet öyle. Dedim: Bu dine girmek de sizin kararınızla oluyor, çıkmak da. O zaman bu Allah’ın değil, kilisenin dini olur. Cevap yok.

HACI –İslam’ı tanımasaydım ben de Batı’daki ateistler gibi olabilirdim. Bir kurum kendini nasıl Allah’ın yerine koyabilir?

HOCA –Kendini Allah’ın yerine koyan sadece kilise mi, bizde de öyle din adamları ve dini kuruluşlar yok mu? Ama şimdilik o konuya girmeyelim.

HACI –Ateist diye bildiğim ve yakından tanıdığım kimselere bakıyorum, insanlarla ilişkileri gayet düzgün. Acaba onlar da Batı’dakiler gibi mi düşünüyorlar?

HOCA –Bizde kendini tanrının yerine koyan bir kuruluş yok. Burada, “ben Allah’a inanmıyorum” diyen, pireye kızıp yorganı yakmış olur. Onların Allah’a inanmıyor olmaları mümkün değildir. Kendilerindeki bu inancı örterek kâfir olmaktadırlar.

HACI –Bana göre de öyle; çünkü başları sıkıştığında ya Allah’a sığınıyorlar ya da ona isyan ediyorlar. Olmayan şeye sığınılır veya isyan edilir mi?

HOCA –Bu gibiler,  kendi doğrularını evrensel doğru sayan, iyi görünmek için de dürüst davranmak zorunda kalan; dünyası dar ve hırçın kimselerdir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Kendi arzusunu kendine ilah yapanı gördün mü? Allah’a karşı onu sen mi koruyacaksın (onun vekili mi olacaksın)? Onların çoğunun söz dinlediğini veya aklını kullandığını mı sanıyorsun? Onlar en’âm  (koyun, keçi, sığır, deve) gibidirler. Aslında girdikleri yol kendilerini onlardan da aşağı seviyeye düşürür.” (Furkan 25/43-44) Tanrıtanımaz, baba­sını tanımazlık edene benzer. Bu, sıkışınca nasıl ba­basını ararsa o da sıkışınca Allah’ı arar. Allah’ın her şey vermesini ama emir vermemesini ister. Bunların Allah ile ilgili bilgileri işlerine yaramaz. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

أَفَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَهَهُ هَوَاهُ وَأَضَلَّهُ اللَّهُ عَلَى عِلْمٍ وَخَتَمَ عَلَى سَمْعِهِ وَقَلْبِهِ وَجَعَلَ عَلَى بَصَرِهِ غِشَاوَةً فَمَنْ يَهْدِيهِ مِنْ بَعْدِ اللَّهِ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ (23) وَقَالُوا مَا هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا يُهْلِكُنَا إِلَّا الدَّهْرُ وَمَا لَهُمْ بِذَلِكَ مِنْ عِلْمٍ إِنْ هُمْ إِلَّا يَظُنُّونَ (24) وَإِذَا تُتْلَى عَلَيْهِمْ آيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ مَا كَانَ حُجَّتَهُمْ إِلَّا أَنْ قَالُوا ائْتُوا بِآبَائِنَا إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ (25) قُلِ اللَّهُ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يَجْمَعُكُمْ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ لَا رَيْبَ فِيهِ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ (26) وَلِلَّهِ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَخْسَرُ الْمُبْطِلُونَ (27)

“Kendi arzusunu kendine ilah edineni gördün mü? Bilerek yaptığı için Allah onu sapık saymış, sanki kulağına ve kalbine mühür basmış, gözüne de perde çekmiştir. Allah kabul etmedikten sonra artık kim onu doğru yolda sayabilir. Bilginizi kullanmaz mısınız? Şöyle derler: “Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. Ölür, yeniden hayat buluruz . Bizi bitiren zamandır.” Bu konuda bildikleri bir şey yoktur. Onlar sadece tahminde bulunuyorlar. Onlara birbirini açıklayan ayetlerimiz okununca tek dayanakları şu sözleridir: “Haklıysanız babalarımızı alın da getirin.”De ki “Sizi yaşatan, sonra öldüren ve (mezardan) kalkış günü bir araya toplayacak olan Allah’tır. Bunun şüphe götüren yanı yoktur. Ama insanların çoğu bilmez.” Göklerde, yerde ve kıyamet saatinin geldiği o günde, bütün yetkiler Allah’ın elindedir. Boş işlere dalanlar o gün kaybedeceklerdir.” (Câsiye 45/23-27)

 


[1] Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri,  par. 771.

[2] Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri,  par. 775.

[3] Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri,  par. 876.

[4] Vaftiz, daldırmak ya da suya batırmak demektir. Mesih’in ölümünde gömülmesini ve onunla birlikte dirilerek yeni bir yaratık olarak ortaya çıkmasını simgeler. (Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri,  par. 1214.)

[5]En’am Arapça’da koyun, keçi, sığır ve deveye verilen ortak addır.

Yazar :

Bu yazı 12314 defa okunmuştur.


YORUMLAR (0)

Henüz yeni yorum eklenmemiş.

 

Tüm hakları saklıdır. | http://www.suleymaniyevakfi.org