23 Ekim 2012

25 Ekim 2012 Kurban Bayramıdır

HACI –Hocam, Suudi Arabistan bu sene Kurban Bayramını bizden bir gün sonra yani 26 Ekim 2012 Cuma günü kutlayacakmış.  Türkiye mi haklı, onlar mı?

HOCA –Türkiye haklıdır.  Ay takvimi, hesaba bırakılmıştır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Ay ve güneş, bir hesaba göredir.” (Rahmân, 55/5)

“Güneşi ziyâ, Ayı nûr yapan odur. Yılların sayısını ve hesabı bilesiniz diye ziyâya iniş yerleri belirlemiştir. Allah bunları, doğruyu gösterir biçimde yaratmış ve âyetlerini, bilen bir topluluk için ayrıntılı olarak açıklamıştır.” (Yunus, 10/5)

HACI –Ziyâ ve nûr kelimeleri ne anlama gelir. Ziyânın iniş yerleri ne demek?

HOCA –Ziyâ, Güneş ışını; nûr da insanı rahatsız etmeyen ışıktır. Biz Ayı ve Güneşi göremeyiz. Bizim Güneş dediğimiz ondan gelen ışınlardır. Güneş ışınları hem dünyamıza hem de Ay’a farklı açılarla gelir ve farklı yerleri aydınlatır. Nûr; o ışınların sebep olduğu aydınlıktır.

Biz Ay’ı göremediğimiz gibi ona inen Ziyâyı da göremeyiz. Bizim için Ay, ona inen Ziyânın bize yansıyan nûru yani ışığıdır. Yansımadaki daralma ve genişleme, onu hilal, yarımay ve dolunay şeklinde görmemizi sağlar. Kameri ay hesabı bu yansımaya göre yapılır. İlgili âyetlerden biri şudur:

Aya (Ziyânın) iniş yerleri için ölçü koyduk; sonunda kuru hurma dalı gibi olur.” (Yasin, 36/39)

HACI –Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem bunun için mi şöyle demiş: “Hilali görünce oruç tutun, tekrar görünce orucu bırakın, hava bulutluysa ayı otuza tamamlayın.” (Müslim, Sıyâm, 1081 (18-19)

HOCA –Doğru, kameri aybaşları hilale göre belirlenir. Ama takvim yerel değil, evrensel olur.

HACI –Öyleyse yukarıdaki hadis Nebimiz Muhammed aleyhisselama ait değil mi? Çünkü herkes kendi gördüğü hilali esas alırsa evrensellik olmaz.

HOCA –Hadis doğrudur; Nebimiz o sözünün gerekçesini şöyle açıklamıştır: “Biz ümmi bir toplumuz; yazı yazamaz, hesap yapamayız.” (Müslim, Sıyâm, (1080 15) Yani “Ay’ın ve Güneş’in hesaplarını yapacak uzmanımız yok, bu yüzden aybaşlarını gözlemle tespit edin” demiştir.

HACI –Yani Nebimiz o sözü bir zorunluluktan dolayı söylemiş, öyle mi?

HOCA –Evet. Yoksa Kur’ân hesabı emrederken Nebimiz çıplak gözle gözlem yapmayı emredemezdi. Nebimizin gerekçesi ve ilgili âyetler göz ardı edilerek astronomi devre dışı bırakılamaz. Hilal hesabı, namaz vakitleri hesabı gibi değildir. Öyle olsa Mekke’de ikindi olunca İstanbul’da ikindi namazını kılmadığımız gibi Mekke’de görülen hilalle İstanbul’da bayram yapamayız! Bunun kabul edilebilir yanı olmadığından âlimlerimizin çoğu, takvim için hilalin ilk görüldüğü yeri esas almışlardır.

HACI –Öyleyse Mekke’ye göre mi hareket etmemiz gerekir?

HOCA –Kur’ân’a göre Mekke Dünya’nın merkezi yani Ümm’ül-kurâ/Anakent, diğer yerler onun çevresidir. (En’âm, 6/92) Öyleyse kameri ay hesabı için Mekke merkez alınmalıdır.

HACI –Yani hilalin Mekke’de görülmesi mi esas alınmalı?

HOCA –Hayır! Geceyi ve gündüzü Mekke’ye göre belirlemek ve Mekke’de gece iken Dünya’nın herhangi bir yerinde görülen ilk hilali esas almak gerekir. Çünkü ilk günün hilali, Güneşin batmasından sonra batan ve battığı görülen hilaldir. Hilal, Mekke’nin batı tarafında kalan bölgelerde daha erken batabilir.  Yoksa Arjantin’deki Müslümanlar, hilali gördükleri halde Mekke’yi beklemek zorunda kalırlar. Bu da hesaba uymaz.

HACI –O zaman gecenin Mekke’de ne zaman başlayıp ne zaman bittiği önem kazanıyor.

HOCA – Evet; Arapçada gündüze “nehâr” (النهار) denir ve aydınlığın yayıldığı vakit, diye tanımlanır[1]. Kur’an, Arap toplumunun diliyle inmiştir. İlgili âyet şöyledir:

“Biz, her elçiyi kendi halkının dili ile gönderdik ki, onlara açık açık anlatsın.” (İbrahim, 14/4)

Bu sebeple âyetlerde de gündüz, aydınlığın yayıldığı vakittir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

Dinlenesiniz diye geceyi sizin için yaratan odur. Gündüzü de aydınlatıcı yapmıştır. Dinleyen bir toplum için bunda âyetler vardır.” (Yunus, 10/67)

Kutup bölgesi dışında aydınlık, Güneşin doğmasıyla birlikte başlar. Bu durumda gündüz, Güneşin doğuşuyla başlar ve biter. Öyleyse Mekke’de Güneş doğmadan önce herhangi bir yerde battığı görülen hilalle yeni günü başlatmak gerekir.

1978’de İstanbul’da yapılan Ru’yet-i Hilal Konferansı’nda alınan karara göre bizim bölgemizde imsak vakti girmeden Dünyanın herhangi bir noktasında hilalin görüldüğü tespit edilebiliyorsa imsakten sonrası yeni ayın biri olur.

Oruca imsakla birlikte başlandığı için imsak ölçüsü de kabul edilebilir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın uyduğu ölçü budur.

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi, Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Ökten Bey’in bu konuda yaptığı çalışmanın özeti şöyledir:

Bu yıl Türkiye takvimiyle 16 Ekim’de imsakten önce saat 03.20’de Güney Amerika’da, Arjantin’in batı kıyılarında yeni hilal görülmüş, aynı gün imsaktan sonra Zilhicce’nin 1. günü başlamıştır. Buna göre 25 Ekim 2012 Perşembe günü Kurban Bayramı’nın 1. günüdür. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hesabı da aynıdır.

Suud yetkilileri, Arjantin’in batısında görülen hilali esas alıp Zilhicce’yi 16 Ekim’de başlatma yerine, Mekke’de görülen hilali esas alıp 17 Ekim’de başlatmışlardır.  26 Ekim’i Kurban Bayramının ilk günü ilan etmeleri bundandır.

HACI –Sonuç olarak Bayram 25 Ekim günü mü, yoksa 26 Ekim 2012 günü mü?

HOCA –Kur’an ve Sünnet bütünlüğüne göre bu sene kurban bayramı kesin olarak 25 Ekim 2012 Perşembe günüdür. Müslümanlar bu konuda rahat olmalıdırlar.

 

Prof.Dr. Abdulaziz BAYINDIR



 [1] Müfredat, النهر md.

والنهار: الوقت الذي ينتشر فيه الضوء

Yazar :

Bu yazı 12059 defa okunmuştur.


YORUMLAR (0)

Henüz yeni yorum eklenmemiş.

 

Tüm hakları saklıdır. | http://www.suleymaniyevakfi.org