Esselamu aleykum
Sayın Abdurrahman Bulut,
12 Mayıs 2006 tarihinde Toronto/Kanada’dan elektronik posta ile gönderdiğiniz mektubunuzu okudum. Seviyeli ifadelerinizden ve Said Nursi’nin reenkarnasyon yani ruh göçü inancı konusunda yazı yazmama vesile olduğunuzdan dolayı size teşekkür ederim.
Takdir edersiniz ki, Said Nursi gibi ünü bütün dünyaya yayılmış kitapları ve binlerce takipçisi olan bir zat hakkında yazı yazarken çok hassas olmak gerekir. Bu sebeple Aracılık ve Şirk kitabını yayınlamadan önce konuyu Nurcuların ileri gelenleri ile tartışmak istedim ama yanaşmadılar. Said Nursi’nin bu kitapta yer alan ve almayan öyle sözleri var ki, insanı gerçekten üzüyor. İslam’a büyük hizmeti geçmiş sayıldığı için üzüntü daha da artıyor.
O, bugün aramızda yoktur. Ölmeden önce tevbe etmiş olabilir. Böylesine önemli yanlışları görüp de arkasından gidenleri uyarmazsam yarın Allah’a hesap veremeyeceğimi biliyorum. Bu büyük cemaatin kin ve nefretini kazanma bahasına bu yola girdim. Kitapçığın hazırlanışı, yıllarımı aldı. Orada yer alan her konu, Süleymaniye Vakfında iyice tartışıldı. Sonunda o kitabı yayımladığımdan dolayı büyük bir kalp huzuru içindeyim. Cenab-ı Hak’tan sizleri ve bizleri hayırlı hizmetlerde yarışanlardan eylemesini niyaz ederim.
Mektubunuza konu olan reenkarnasyon meselesine gelince; Said Nursî’nin Lemeât’ında şöyle bir şiiri geçer:
Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde
Said’den yetmiş dokuz emvat bâ-âsâm âlâma.
Sekseninci olmuştur mezara bir mezar taş,
Beraber ağlıyor hüsrân-ı İslâma.
Mezar taşımla pür-emvat enîndar o mezarımla
Revânım saha-i ukbâ-yı ferdâma.
Yakînim var ki, istikbal semâvâtı, zemin-i Asya
Bâhem olur teslim yed-i beyzâ-yı İslâma.
Zira yemin-i yümn-ü imandır,
Verir emn ü eman ile enâma.1
Şiir şu şekilde sadeleştirilebilir:
Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde
Yetmiş dokuz ölü Sait, günahlar ve elemler içinde
Seksenincisi bu mezara mezar taşı olmuştur.
Birlikte İslam’ın hüsranına ağlıyorlar.
Ölülerle dolu inleyen o mezarım ve mezar taşımla
Giderim yarınımdaki Ahiret meydanına
Kesin biliyorum ki, gelecekte Asya’nın gökleri ve yerleri
Birlikte İslam’ın ak pak eline teslim olur.
Zira imanın bereketinin gücüdür,
Halka güven ve huzur verir.
Lemeât’a göre Said Nursi bu şiiri Dârü’l-Hikmet’teki2 vazifesi sırasında Ramazan ayında yazmıştır. Buradaki vazifesi 1918′den 1922′ye kadar sürmüştür.
Lemeât’ı yayınlayanlar, yetmiş dokuz ölü Sait ile ilgili şöyle bir haşiye yazmışlardır:
“Her senede iki defa cisim tazelendiği için, iki Said ölmüş demektir. Hem, bu sene Said yetmiş dokuz senesindedir. Her bir senede bir Said ölmüş demektir ki, bu tarihe kadar Said yaşayacak.”3
Bundan önce yazdıkları bir başka haşiyeye göre bu şiir, 1337 hicri yani 1919 miladi yılı Ramazan’ında yazılmıştır.4 Said Nursi 1873′te doğduğu için bu tarihte 47 yaşındaydı. Dedikleri gibi her yıl iki Said ölmüş olsa 79 yerine 94 ölü Sait olurdu. Haşiyeyi yazanlar önce her sene iki Said, sonra her bir senede bir Said ölmüş diyerek tam bir tutarsızlık göstermişlerdir. Çünkü her sene bir Said ölüyorsa 79 yerine 47 ölü Said demesi gerekirdi.
Said Nursi’ye ait yukarıdaki şiirle onun şu sözlerinin aynı anlamı taşıdığı açıktır:
“Ben bu anda, seksen Said’in özü olarak ortaya çıkmışım. Onlar zincirleme şahsî kıyametler ve zincirleme tenasüh, yani ruh göçü ile çalkalanıp beni şu zamana fırlatmışlardır.
Şu Said yetmiş dokuz ölü ve bir konuşan canlının özetidir. Eğer zamanın suyu donup dursa ve farklı bedenlerde ortaya çıkan Said’ler birbirlerini görseler, ciddi farklılıklardan dolayı birbirlerini tanımayacaklardır. Ben o bedenlerin üstünde yuvarlandım; iyilikler ve lezzetler dağıldı gitti. Sıkıntı ve üzüntüler birikti kaldı. O konak yerlerinin her birinde ben bendim. Ölümümden sonra gelecek konaklarda da yine ben ben olacağım. Bu konak yerinde yani vücuttaki hücreler nasıl yılda iki kere vücuttan ayrılıyorsa ben de o şekilde elbise değiştiririm; yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyerim.”5
Siz onun bu sözlerini şöyle tevil ediyorsunuz:
“Bak ben seksen yaşındayım, her insanın bedenindeki hücreler yılda iki defa yenilenir ve bu bir yılda aslında beden tamamen değişir, o halde denebilir ki beden olarak ben 79 beden eskittim, beden anlamında bunlar birer ölümdür. Ancak ruh olarak o bedenlerin üzerinden dolaştım, yaşlandıkça güzellikler, sevinçler azaldı, elemler, üzüntüler günahlar arttı, birikti. O her bir yıldaki bedenler ayrı ayrı ayağa kalksa aralarındaki şiddetli farklardan (mesela 5 yaşındaki Said 70 yaşındaki Said’i görse tanıyamayacak) ve şu andaki ben 79 yılda 79 beden eskittiğimden o yıllardakilerin ve şu andakinin ruhen özetiyim. Nasıl ki o yıllarda bedenim hep yenileniyordu, yani fiziksel olarak bütün hücreler yenilenip bir anlamda eski bedenim ölüyor yeni bedenime giriyorum ve bu safhalarda ben hep benim, yani ruhum bundan etkilenmiyor hep aynı kalıyor, aynen bunun gibi en sonunda bedenim ölüp tekrar yenilenmediğinde de ruhum aynen kalacak ve ben ben olacağım, ölümden sonraki menzillerde (duraklarda) yani kabirde, hesap gününde, cennette / cehennemde ben yani benim ruhum yine aynı ben yani aynı ruh olarak kalacak. “
79 beden eskitme iddiasının tutarsızlığı yukarıda anlatılmıştı. Bunun dışında Said Nursi“Ben bu anda, seksen Said’in özü olarak ortaya çıkmışım” diyor. Ona göre bu öz; sıkıntı ve üzüntülerdir. Bunu şöyle ifade ediyor: “…iyilikler ve lezzetler dağıldı gitti. Sıkıntı ve üzüntüler birikti kaldı…” Şiirindeki, “pür-emvat enîndar o mezarımla…” sözleri de aynı anlamdadır. Bunların vücuttaki hücre ölümleriyle ne ilgisi olabilir?
Said Nursi’nin şöyle demek istediğini iddia ediyorsunuz:
” O her bir yıldaki bedenler ayrı ayrı ayağa kalksa aralarındaki şiddetli farklardan (mesela 5 yaşındaki Said 70 yaşındaki Said’i görse tanıyamayacak)…”
Oysa Said Nursi’nin dediği şudur: “… Eğer zamanın suyu donup dursa ve farklı bedenlerde ortaya çıkan Said’ler birbirlerini görseler, ciddi farklılıklardan dolayı birbirlerini tanımayacaklardır.” Said Nursi’yi 79 yaşında iken gören, 80 yaşında iken tanımaz mı? Öyleyse onun dediği ile sizin teviliniz arasında bir bağlantı yoktur.
Reenkarnasyon, ruhun her defasında farklı bedene girdiği iddiasıdır. Bedenler farklı olduğu için bir araya gelseler birbirlerini tanımaları mümkün olmaz. Said Nursi bunu şiirinde şöyle ifade ediyor:
Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde
Yetmiş dokuz ölü Sait günahlar ve elemler içinde
Seksenincisi bu mezara mezar taşı olmuştur.
Birlikte İslam’ın hüsranına ağlıyorlar.
“Seksenincisi bu mezara mezar taşı” demesi, sekseninci bedenin de ölümü beklediğini gösterir.
Bu tür reenkarnasyon inancı tarikatların bir çoğunda vardır. Bunu Aracılık ve Şirk adlı kitabımızda anlatmaya ve Said Nursi’nin de aynı inançta olduğunu delilleriyle göstermeye çalıştık. Sözü uzatmamak için yazıyı, onun şu ifadeleriyle bitirmek istiyorum:
“Açmayı aklımdan bile geçirmediğim bir sırrı açmaya mecbur kaldım. Şöyle ki:
Risale-i Nur’un manevî kişiliği (Said Nursî) ve onu temsil eden has şakirtlerinin manevi kişilikleri “Ferîd = Bir tek olma” makamıyla şereflendikleri için onların üzerinde, ne bir ülkenin kutbunun ne de zamanının büyük bölümünü Hicaz’da geçiren kutb-u âzamın yetkisi vardır. Bu sebeple kutb-u âzamın dahi emrine girmek zorunda değillerdir. Her devirde var olan iki imam gibi, onu tanımaya mecbur olmazlar. Ben, eskiden Risale-i Nur’un manevî kişiliğini (Said Nursî’yi), o imamlardan biri zannederdim. Şimdi anlıyorum ki Gavs-ı Âzam, hem kutub hem gavs hem de “Ferdiyet = Birlik” makamında olduğundan, âhir zamanda, şakirtlerinin bağlandığı Risale-i Nur, o Ferdiyet = Birlik makamıyla şereflenmişlerdir. Gizlemeye lâyık bu büyük sırra göre, Mekke-i Mükerreme’de hiç beklenemeyecek bir şey olsa da Risale-i Nur aleyhine kutb-u âzamdan bir itiraz gelse, Risale-i Nur şakirtleri sarsılmamalı, o mübarek kutb-u âzamın itirazını bir iltifat ve selâm gibi saymalı, ilgisini kazanmak için, itirazın odaklandığı noktaları o büyük üstadlarına izah etmeli ve ellerini öpmelidirler.”6
“Ben, eskiden Risale-i Nur’un manevî kişiliğini (Said Nursî’yi) her devirde var olan o imamlardan biri zannederdim” sözü üzerinde biraz düşünün lütfen. Bu sözün benzerleri onun kitaplarında çoktur.
| Sıra     | Yazı Başlığı | Tarih    | Okunma     |
|---|---|---|---|
| 1 | Said Nursi Sekseninci Bedeninde miydi? | 06.10.09 | 15604 |
| 2 | Said Nursi Başlıklı Yazımız Hakkında Bir Eleştiri | 06.10.09 | 8310 |
| 3 | Said Nursi’nin Sözleri İlham Olamaz mı? | 06.10.09 | 8363 |
| 4 | M. Latif Salihoğlu’nun Tenkidi | 06.10.09 | 4575 |
| 5 | İttihad İlmi Araştırma Ekibinin Tenkidi | 06.10.09 | 2672 |
| 6 | ‘Said Nursi’ Yazımıza Abdulkadir Badıllı’dan Gelen Cevap | 06.10.09 | 5088 |
| 7 | Said Nursi | 06.10.09 | 7239 |
| 8 | Risale-i Nurlara Göre Evliya’nın Gaybı Bilmesi | 06.10.09 | 6457 |
| 9 | Köprü Dergisinin Cevap Yazısı | 06.10.09 | 2614 |
| 10 | Risale-i Nur Enstitüsüne Sorular | 06.10.09 | 6219 |
| 11 | Risale-i Nur Enstitüsünün Cevabı | 06.10.09 | 6292 |
| 12 | Onsekizinci Lem’a | 06.10.09 | 8449 |
| 13 | Abdulaziz Bey’e Cevap – Üstad ve Reenkarnasyon | 25.08.11 | 3724 |
| 14 | SAİD NURSİ VE REENKARNASYON – 2 | 25.08.11 | 5991 |
| 15 | Reenkarnasyon | 06.01.12 | 794 |
| 16 | Reenkarnasyon Konusu Cevap – 2 | 27.01.12 | 386 |