19 Temmuz 2013

Diyanet’in “İmsak ve Yatsı Vakti ile İlgili Açıklaması”na Cevap-1

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 17 Temmuz 2013 günü yayınladığı Basın Açıklaması

Diyanet Takvimi’nin ve onunla aynı sınıfa giren takvimlerin, yatsı ve sabah namazı vakitleri konusunda ne kadar yanlış ölçütler kullandıklarının itirafı niteliğindedir. Bugünkü yazımızda sadece sabah namazı ve imsak vaktini ele alacağız. Sabah namazı ve imsak vakti Diyanet, sabah namazı ve imsak vaktini tespitte astronomik tanı esas aldığını söylemektedir. Bu, yanlışın itirafından başka bir anlam taşımaz. Astronomi gök cisimlerini inceleyen bilim dalı olduğu için astronomik tan sadece yıldız gözlemleriyle ilgili bir kavramdır. Bu vakitte bir yıldızı teleskopla gözlemleyen astronom, güneş ışınlarının uzayın derinliklerinde bile olmaması sebebiyle oluşan zifiri karanlıkta net bir gözlem yapabilir. Sabahleyin bu saatten sonra Güneş ışınları, en uzak yıldızlarla gözlemci arasına girdiği için gözlemi bırakır. Güneş ufka 12 derece yaklaşınca, ufuk belli belirsiz gözükebilir ve iyi atmosfer şartlarında çevredeki cisimlerin dış hatları seçilebilir. Buna da denizci tanı denir. Güneş ufkun 10 derece altına geldiğinde ufuk netleşmeye başlar; denizciler ona rasat tanı derler. Çünkü bu saatte hem yıldızı hem de ufku görüp yönlerini belirleyebilirler. Bu ana kadar ufukta görülen aydınlığa fecr-i kâzib yani yalancı tan denir. Allah’ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellem bu aydınlık ile ilgili olarak şöyle demiştir. “Yiyin, için; yukarı tırmanarak yayılan aydınlık sizi etkilemesin; enine yayılan kızıllığı görünceye kadar yiyin, için.” (Ebu Davud, 2348; Sünen’ut-Tirmîzî, Ma cae fî beyân’il-fecr, hadis no 705) Bu sırada ufku saran kızıl ve beyaz ışınlar, gecenin karanlığına karışır. Sonra renkler ayrışır ve ufuk, kızıl bir ışık kuşağıyla bölünür.

Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Sabahı bölen, geceyi dinlenme zamanı, güneş ile ayı hesaba uygun yapan odur. Bunlar güçlü ve bilgili olanın koyduğu ölçüdür”. (En’âm 6/96) Allah’ın Elçisi, namaz vakitlerini öğretirken sabah namazını ilk vaktinde kıldırmıştı. Ebu Musa el-Eş’ârî’nin bildirdiğine göre o gün, sabah namazını, fecir yarıldığı sırada kıldırdı. İnsanlar neredeyse birbirini tanıyamayacaktı. (Müslim, Mesâcid 178 - 614) Bir aydınlatmanın olmadığı mescitte insanların “neredeyse birbirini tanıyamayacak” halde olmaları aydınlığın mescidin içine kadar girdiğini gösterir. Bundan dolayı Ebû Berze’nin şöyle dediği nakledilir: “Allah’ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellem sabahı kıldırırken her birimiz yanında oturanı tanırdı.” (Buhârî, Mevâkît’us-salah 11) Arapça’da fecr, sabahın erken saatlerinde güneşten doğu ufkuna ulaşan kızıllık anlamında kullanılır. (Lisan’ul-Arab) Allah’ın Elçisi şöyle demiştir: “Ufukta yukarıya uzayan aydınlık fecr değildir. Fecr, enlemesine yayılan kızıllıktır.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, C.IV, s. 23 ve c. 33) Enlemesine yayılan kızıllığın altında kara parçası, üstünde onu saran beyaz bir ışık kuşağı olur. Oruca bu saatte başlanacağını Bakara suresi 187. ayetten öğreniriz. “Fecrin (enlemesine yayılan kızıllığın) ak çizgisi kara çizgisinden sizce, tam seçilinceye kadar yiyin için.” Ayetteki “sizce” ifadesi önemlidir. Oruç tutacak kişi, bulunduğu yerden bakıp bu ışığı görünceye kadar yemeye içemeye devam eder. Bunun için ışıktan arınmış bir ortama zaten gidemez. Güneşten gelen ışınlar o kadar güçlüdür ki, hiçbir ışık onu etkilemez. Seher ve Sahur vakti Takvim çıkaran kuruluşlardan hiçbiri, ayet ve hadislere uygun bir gözleme yapmadığı için fecr-i kazibi ve seher vaktini yok saymak zorunda kalmışlardır. Diyanet’in bu konuda söyleyeceği tek kelime yoktur.

Arapçada seher, gündüzün ilk ışıklarının gecenin karanlığına karışmasına denir. Bu vakitte hem gündüzün hem gecenin belirtileri olur.( Kurtubî, el-Cami’ li-ahkâmi’l-Kur’ân) Bu sırada ufkun üst tarafı hafifçe aydınlanır. (Cevheri, es-Sıhah) Aydınlığın başladığı, küçük yıldızların kaybolmasıyla anlaşılır. Aydınlık arttıkça aşağıya iner ve ufku, bir kubbe gibi sarar. İnsanları yanılttığı için ona fecr-i kâzib denir. Seher vaktinde yenen yemeğe sahur yemeği adı verilir (Müfredât). Allah’ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir: “Bizim orucumuzla ehl-i kitabın orucunu ayıran şey, seher yemeğidir. (Müslim, Sıyam, 46 –1096) Bilal ezanı seher vaktinde okuduğu için Allah’ın Nebisinin şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Bilal ezanı gece vakti okuyor; İbn-i Ümm-i Mektûm ezan okuyuncaya kadar yiyin, için.” (Buharî, Ezan 11, 1,3; Müslim, Sıyâm, 8) Bu vakitte Allah’tan af dilememiz öğütlenmiştir. Cennetlikler şöyle anlatılır: “Gece pek az uyurlar; seherlerde Allah’tan af dilerler.”(Zâriyât 51/17-18) Allah’ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellem vitir namazını, her gece sehere kadar bitirir (Buhârî, Vitr 2) ve uyurdu. Aişe’nin şöyle dediği bildirilmiştir: “O, benim yanımdayken seher vaktinde uyurdu” (Buhârî, Teheccüd 7)

Hicret sırasında Nebi sallallahu aleyhi ve sellem Ebubekr ile birlikte Sevr mağarasında üç gece kalmıştı. Ebubekr’in oğlu Abdullah gece onlarla kalır; kimse fark etmesin diye seherin alacakaranlığında Mekke’ye döner haber toplardı. Buhârî’nin rivayeti şöyledir: “Ebubekr’in oğlu Abdullah, söyleneni kolayca anlayıp kavrayan bir gençti. Geceyi onlarla geçirir; seher vakti ayrılır, sabah vaktinde, Mekke’de gecelemiş gibi Kureyş ile beraber olurdu. Babası ve Nebimizle ilgili duyduğu her şeyi dikkatle dinlerdi ki, akşamın alacakaranlığında onlara ulaştırsın. Ebubekr’in kölesi Amir b. Füheyra da sütünü ikram edeceği koyunları, yatsı girdikten biraz sonra onlara doğru sürerdi. Bu sırada ikisinin de uykusu geldiği için Amir’in sabahın alacakaranlığında koyunları kaldırmasına kadar geceyi orada geçirirlerdi. Abdullah bu üç gecenin üçünde de böyle yapmıştı .” Her sabah üç doğuş ve her akşam üç batış olduğu konusunda mezheplerin ittifakı vardır. Sabahın alacakaranlığında fecr-i kâzib, fecr-i sâdık ve Güneş doğar. Güneşin batmasıyla başlayan akşamın alacakaranlığında önce birinci şafak, sonra ikinci şafak batar. Bu iki alacakaranlığın arası, gecenin ortasıdır. Seher vakti, Diyanet Takvimi’nde imsak vakti olarak ilan edilen vakittir. İnsanların sahur yemeği yemeleri gereken vakittir.

 

1

Diyanetin ilan ettiği imsak-sabah namazı vakti

2

Kur'an'ın işaret ettiği, vakfımızın ilan ettiği imsak-sabah namazı vakti

3

Gün doğumu

Yazar :

Bu yazı 45674 defa okunmuştur.


YORUMLAR (0)

Henüz yeni yorum eklenmemiş.

 

Tüm hakları saklıdır. | http://www.suleymaniyevakfi.org