Diyanet’in “imsak ile ilgili açıklaması”na cevap
Süleymaniye Vakfı’nın www.suleymaniyevakfi.org adlı internet sitesinde yer alan, “Türkiye’de en az 40 dakika fazla oruç tutturuluyor” başlıklı yazımıza, Diyanet İşleri Başkanlığı’nca verilen cevap, tespitimizin doğruluğunu göstermektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı özetle şunu söylemektedir.
“İmsak vakti, sabahleyin doğu ufkunda yatay olarak beliren ve yayılarak yükselen beyazlığın görülmesiyle başlar. Buna astronomik tan denir; bu vakitte güneş, ufka 18° yaklaşmış olur. Astronomik ve atmosferik belirtileri bilen bir Müslüman, imsak vaktini gözlemle tespit edebilir. Ancak usulüne uygun yapılmayan gözlemlerle, namaz ve oruçla ilgili vakitler konusunda tereddütler uyandırmak doğru değildir.”1
Astronomi gök cisimlerini inceleyen bilim dalı olduğu için astronomik tan sadece yıldız gözlemleriyle ilgili bir kavramdır. Onun imsak vakti ile bir ilgisi olamaz.
Bu vakitte bir yıldızı teleskopla gözlemleyen astronom, uzayın derinliklerinde güneş ışınlarının o yıldızın önüne geçmesi sebebiyle net gözlem yapamaz. Bu sırada yeryüzü yoğun bir karanlık içinde olur.
Sabahleyin güneş ufka 12 derece yaklaşınca, ufuk belli belirsiz gözükebilir ve iyi atmosfer şartlarında çevredeki cisimlerin dış hatları seçilebilir. Buna da denizci tanı denir.
Güneş ufkun 10 derece altına geldiğinde netleşme başlar; denizciler ona rasat tanı derler. Çünkü hem yıldızı hem de ufku görüp yönlerini belirleyebilirler.
Konumuz olan Fecr-i sadığın oluşması yani ufukta beliren bu beyaz ışığın genişleyerek netleşmesi için biraz daha beklemek gerekir. Çünkü Allah Teâlâ Bakara suresi 187. ayette şöyle buyurur: “Fecrin ak çizgisi kara çizgisinden sizce, tam seçilinceye kadar yiyin için.”
Osmanlı döneminde takvim hazırlayanlardan hiçbiri bir gözlem yapmamıştır. Öyle olsaydı astronomik tana asla uymazlardı. Onlar bununla da kalmamış, ihtiyatlı olmak için 18 dereceyi 21,5 dereceye çıkarmışlardır. Bugün birçok İslam ülkesi o büyük hatayı sürdürmektedir. Ama Diyanet, 1983’te bunu imsak için 18 dereceye yatsı için ise 17dereceye çekmiştir.
18. 01. 1989’da namaz vakitlerinin gözlemle belirlenmesi için benim de imzaladığım bir karar alınmış; karar, o zaman Diyanet İşleri Başkanlığı görevinde bulunan Prof. Dr. Mustafa Sait YAZICIOĞLU tarafından onaylanarak yürürlüğe konmuştu. Sonra, içinde benim de bulunduğum bir gözlem heyeti kurulmuş ve yaptığımız her gözlemde astronomik tanın, imsak vakti, sabah namazı ve yatsı namazı vaktinin başlangıcı için esas alınamayacağı tespit ve teyit edilmişti.
Başkanlık, İslam âlemine büyük ve kalıcı bir hizmet sunarak nasıl hilal konusunu çözüme kavuşturduysa bu konuyu da ivedilikle çözüme kavuşturmalıdır.
27 Ağustos 2010, Cuma
Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır
| Sıra     | Yazı Başlığı | Tarih    | Okunma     |
|---|---|---|---|
| 1 | Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ahmet Yaman’a Cevap 2 | 15.09.11 | 3687 |
| 2 | Dinin Kaynağı Ben miyim? | 20.08.11 | 4339 |
| 3 | Ramazan Bayramı Doğru Günde Kutlanacak | 28.08.11 | 3013 |
| 4 | M. Latif Salihoğlu’nun Tenkidi | 06.10.09 | 5273 |
| 5 | DİNİN KAYNAĞINI (MI) TARTIŞIYORUZ? | 13.08.11 | 10881 |
| 6 | Teravih Kılmak Şirk mi? | 27.07.11 | 10470 |
| 7 | Diyanet İşleri Başkanlığına Cevap | 27.08.10 | 11756 |
| 8 | Türkiye’de En Az 40 Dakika Fazla Oruç Tutturuluyor | 20.08.10 | 38072 |
| 9 | Kürtaj ve Cenin | 05.05.11 | 6891 |
| 10 | Fıtır Sadakası (Fitre) | 10.11.09 | 11467 |
| 11 | Allah’ın Beşer Resûlü | 29.09.09 | 16142 |
| 12 | Kutuplarda Namaza ‘Bilimsel’ İspat | 31.01.11 | 5972 |
| 13 | Adetli Kadının Orucu İle İlgili Şüpheler | 30.09.09 | 22039 |
| 14 | İmsak ve Sabah Namazı Vaktiyle İlgili Sözlerimiz Kişisel Görüş Değildir ! | 14.09.10 | 7896 |
Selamunaleykum sayın hocam,
Siz bir akademisyen ilim adamısınız, bu konuda bunca çalışmalar yapmışsınız. Ben bakıyorum sizin gibi ilahiyat profesörü başka ilim adamlarının, çalısmalarınızdan haberi bile yok. Kafası karışan insanlar o hocalara da bu konuları soruyorlar. Hocalar da “bu konu çalışma gözlem yapmadan konuşulacak bir konu değil, kafanız karışmasın” vs diyorlar. İnsanlar ne yapacağını şaşırıyor.
Siz, sizin gibi akademisyenlere çalışmalarınız hakkında görüşseniz. Daha da önemlisi bir an önce Diyanet’le bir araya gelseniz çalışmalarınızı gözlemlerini anlatsanız da bir sonuca varılsa insanların da şüpheleri ortadan kalksa. Çünkü Diyanet’le görüşüp konuşmadan televizyonlarda bunları anlatmanız çok fazla insanın tepkisini çekiyor, güvenlerini azaltıyor. İnsanlar bu konuda haksız da değil. Çünkü Yaşar Nuri, Zekeriya Beyaz gibi birçok ilahiyat profesörü insanların televizyona çıkıp insanların alışık olmadığı şeyler söyleyen ilahiyat profosörlerine güvenini kaybettirdi.
Ben çalışmalarınızı samimiyetle okuyorum ve insanların da en azından bu kadar önemli konularda bilgilenmesini canı gönülden istiyorum. Sizden samimi ricam, bu meseleleri bir an önce Diyanet’le paylaşmanız sonuca vardırmanız.
Allah razı olsun.
Sayın Hocam,
Habertürk’teki programı sonuna kadar dinledim. Öncelikle Allah razı olsun. Çok aydınlatıcı bilgilerdi. Oruç ve namaz ile ilgili bilgileriniz beni çok mutlu etti. Bir de sizin belirttiğiniz gibi düzenlenirse çok iyi olacaktır. Özellikle çalışan bir hanımım, Allah kabul eylesin namazlarımı kılmaya çalışıyorum ama içimde endişelerim vardı cem ile ilgili. Aydınlattınız, içim rahatladı. Bilgilerinizi ben de yakın çevreme verdim ama maalesef hala insanlar kabul etmiyorlar, sizi de yargılıyorlar. Oysa çok güzel söylediniz “peygamberimizin yolundan gittiğinizi”. Ben de şöyle düşünüyorum: “Güneş balçıkla sıvanmaz”
Lütfen bu aydınlatıcı bilgilerinize devam ediniz. Sizden Allah razı olsun. Başarılarınızın devamını diliyorum.
Sayın Bayındır’ı çalışmasından ve cesaretinden dolayı tebrik ederim. Hamasi duygulardan uzak, ayakları yere basarak, kınayanın kınamasına aldırmadan verilen bir cevaptır. Gerçek bir bilim adamından beklenen de budur.
Hocamıza çalışmalarında başarılar diliyorum.
Benim normalde de imsak vakti ile ilgili kafamda sorular vardı. Hocam sağolsun bu soruları çok açık bir şekilde cevapladı. Normal ezan okunduktan sonra imsak vaktini 40 dk sonrası için hesap ediyorum.
Ben de orucu 40-50 dakika fazla tutmaktan vazgeçtim. Sabah namazı bu mantığa göre erken kılınıyor. Yani vakti girmeden kılınıyor. Vebali büyük bu işin ama yarın ahirette sanırım “aklın yok muydu” “araştırsaydın ya” denmez mi acep?
Sayın Prof.Abdulaziz Bayındır’ın ilmi çalışmalarını uzun süredir dikkatle ve takdirle izliyorum. Abdulaziz Hoca’nın Allah’ın emri olan bir konuyu ilmi bir çalışmayla ortaya koymasına rağmen Diyanet İşleri’nin hâla kayıtsız ve duyarsız kalmasını kınıyorum.
Orucu 40-50 dakika fazla tutmaktan vazgeçtik, Müslümanlar sabah namazını yanlış zamanda kılıyor. Bir başka deyişle kimse doğru zamanda namaz kılamıyor! Esas problem ve büyük vebal burada. Diyanet’in farz olan sabah namazı yerine insanlara nafile ya da gece namazı kıldırmaya hakkı yoktur. Diyanet’i imzasına sahip çıkmaya davet ediyorum.
Bu duruma göre her zaman Diyanet’in belirlediği imsak vaktinden 40-45 dakika sonra imsak vakti giriyor varsayıp öyle hareket etmek yeterli olur mu sayın hocam?
Teşekkürler Sayın Bayındır hocam.
Bu konuda Hüseyin Atay Hocanın Kur’ana Göre Araştırmalar kitabına bakılırsa Sn. Bayındır’ın haklı olduğu görülür.
“…vakitler konusunda tereddütler uyandırmak doğru değildir.” ifadesi kanaatimce bir “tekelci” zihniyet işaretidir. Din inhisar altına alınacak bir gerçeklik değildir ve olamaz da. Elinde delili olan ve akla ve mantığa hitap eden kim olursa olsun, birey olur kurum olur, konuşur ve konuşmak için de kimseden izin alma durumunda değildir. İlmin gerektirdiği nezaket ve saygı kuralları çerçevesinde herkes, herkese karşı kanıt getirerek ispat-ı iddia edebilir. Kur’an ve Sünnet’in en bariz vasfı da bu hür irade ortamını kendi doğasında barındırmasıdır. Hiç bir fert ya da kurum “dinin koruyuculuğu”nu üstlenmemelidir. İslam kendini korur ve bizleri de korur. Söyleyeceğimizi söyleyelim ve bırakalım da akıl sahibi insanlar takdir etsinler. Hesap sorma makamı bizler değiliz.
Diyanet’e de Süleymaniye Vakfı sözcülerine de saygılarımla.
Köklü, yerleşmiş bulunan zamanlama çizelgelerini değiştirmek, yenilerini çıkarmak, şu ana kadar yapılan uygulamanın yanlış olduğunu beyan etmek Diyanet’e o kadar zor geliyor ki! Hakikati kabul edip sonra onu bir şekilde kamufle etmek işin kolay tarafı oluyor. Ama unuttukları konu, yarın hesap verirken bunu nasıl açıklayacakları.
Zor gelen başka bir şey de, şimdiye kadar uygulanan bu uygulamanın yanlışlığını tesbit Süleymaniye Vakfı’na mı kalmış!
Hocama not; (Ben çok yaşlı değilim =)
Umarım çok geç olmadan (başka ülkeler bu konuda hamle yapmadan) Diyanet İşleri Başkanlığı İmsak – Sabah namazı vakti ve Yatsı namazı ile ilgili düzeltmeyi yapar.
Bu konu bir miktar fazla oruç tutmanın ötesinde anlam taşıyor. Özellikle 8-10 dereceye karşılık gelen zaman farkı kutuplara yaklaştıkça zulme varan boyutlara ulaşıyor.
Uygulamaya girmiş kabul ve davranışların değiştirilmesi gerçekten zordur, mesuliyetlidir. Ancak unutmamak gerekir ki doğruluğu ayan bir konuda yanlışı sürdürmek çok daha veballi olsa gerek. Vakıa Suresinde Allah CC “öncülerden” bahsediyor. Bunların az bir kısmının sonraki ümmetlerden olduğu belirtiliyor. Bu işin İslam dünyasında uygulanır hale getirilmesi çabaları bana bu öncüleri anımsatıyor. Umarım Diyanet İşleri Başkanlığı da kendisinin de emin olamadığı anlaşılan açıklamasına rağmen konuyu tarafsız ve olması gereken bir yaklaşımla ele alır. Amaç, Allah’ın bir emrinin doğru şekilde uygulanmasını sağlamak… Diyanet’in öncülüğünde bu çalışmanın hayırlısıyla sonuçlanmasını diliyorum.
Öncülerden olmak kolay değil…