İnsan hayatını ferdî ve sosyal bütün yönleriyle kuşatan dinimiz, insan hayatında önemli bir yer tutan çalışma ve iş türleri ile ilgili ayrıntılı yasalar koymuş, işçi ve işveren vazifelerini de tanzim etmiştir. Bu Cuma Mesajı’mızda işveren görevlerini özetlemeye çalışacağız:
a) Mümin işverenin ana vazîfesi çalıştıracağı işçileri araştırmak imanlı, ibâdetli ve ahlâklı işçileri tercih etmektir. Müslümanlığı yaşamaya teşvik, toplum ahlâkının geliştirilmesine hizmet ve müminlerle yardımlaşma vasfını taşıyan bu araştırma ve tercih etme Kur’ân Sünnet’le emredildiği için ibâdet olan bir görevdir.
Peygamberimiz şöyle buyurur:
["Mümin, müminin kardeşidir. O kardeşine zulmetmez. Onu (yoksulluğa) terketmez."
"Mümin kardeşine yardımda bulunduğu sürece Allah kulunun yardımcısıdır..."](1)
b) Mümin işverenin mühim bir vazifesi de çalıştıracağı işçilerle ayrıntılı bir sözleşme yapmaktır. İşçilerin, savunabilecekleri “Hak“larını önceden belirlemektir. Mümin işveren kabul edeceği şartların veya yapacağı sözleşmenin gereklerinden Allah’a ve işçilerine karşı mesûldür. Bu sebeple çalışma günleri ve saatlerini, vardiya usûlünü, yıllık ve haftalık tatilleri, mazeret izinleri ile ilgili ayrıntıları, yemek, ikramiye ve mesaî saatleri gibi konuları, ayrıca ve en önemli olarak da ödenecek ücreti işveren iyice açıklığa kavuşturmalıdır.
Peygamberimizin bu mevzudaki talimatı açıktır ve şöyledir:
“Çalıştıracağınız işçiye nasıl çalışacağını ve ödeyeceğiniz ücreti bildiriniz.”(2)
c) Mümin işverenin bir diğer ödevi de çalıştırdığı işçilere emeklerine eşit olacak ve adalet ilkelerine uygun düşecek bir ücret ödemektir. Ücretler için mesken, yiyecek, giyecek gibi zaruri ihtiyaçları giderecek bir meblağ veya sağlanılan faydanın yarısını alma gibi ölçüler, İslâm’ın ücretlerin tespitine ait gerçekçi görüşleridir. Ancak İslâm’da yasa olarak ücretlerin tespiti, işçi ile işveren arasındaki anlaşma ile kararlaştırılır.
Mümin işveren özellikle işsizliğin yaygınlaştığı dönemlerde işçinin düşük bir ücretle çalışmak mecburiyetinde kalmasından yararlanarak emeğe eşit olamayacak bir ücret ödemekten şiddetle kaçınmalıdır. Zira işçi emeğini sömürmek zulümdür. Bir Hadîs-i Kudsî’de Rabbimiz şöyle buyurur:
“Ben Kıyamet Günü’nde üç kişinin hasmıyım. Kıyamet Günü hasmı olduğum kula, tam hasımlık yaparım. (Evet, ben) bana verdiği sözden cayanın, hür bir kimseyi satıp bedelini yiyenin, tuttuğu işçiyi tam olarak çalıştırıp da hakkını tam olarak vermeyenin hasmıyım.“(3)
Hadîs-i Kudsî de hür bir insanı köle edinerek satmakla, işçi hakkını yemenin bir arada açıklanması, mümin işverenleri ürpertmeli, bu konuda tam bir adalete, hatta adaleti aşan bir ihsana yöneltmelidir.
- İşçilerimizi yediklerimizden yiyebilecek,
- Giydiklerimizden giyebilecek düzeye çıkarmak yönelmemiz gereken ihsanın Peygamberimiz tarafından arzulanan şeklidir.(4)
d) Sağlık şartlarına uygun ve namaz, oruç gibi ibâdetlerini yapmasına vasat (ortam) hazırlayan bir iş düzeni içersinde işçilerini çalıştırmak da mümin işverenin vazifesidir.
İslâm başkalarına zarar verecek her düşünce ve davranışı yasaklamış ve büyük günahlardan saymıştır. Peygamberimiz “Her ızdırab veren kişi Cehennem’dedir.” buyururlar.(5) İşçinin sağlık şartlarına uygun olmayan yerlerde çalıştırılması, pek tabiidir ki ızdırab vermektir ve dolayısıyla Cehennem’e yoldur.
Allah’a ibâdet olunmasına engel olandan daha zalim kim olabilir ki? İşveren iş yerinde mutlaka küçük de olsa bir mescit açmalı veya namaz kılınabilir bir yer tahsis etmelidir.İş akışını düzenleyerek cemaat namazı kılınmasına da özen göstermelidir.
e) İşveren olmanın avantajlarını bir baskı unsuru olarak kullanıp sözleşme hükümlerine aykırı şekilde işçilerini çalıştırmaktan veya bu anlamda bir talepte bulunmaktan özenle sakınmak da mümin işverenin görevidir.
Anlaşma sınırlarını aşan farklı ve de fazla bir çalışma teklif edilir, bu teklif de işçi tarafından kabul olunursa yapılan fazla çalışmaya ilâve ücret ödenmesi zarurîdir, ödenmezse işçiye zulmedilmiş olur. Kur’ân-ı Kerim’in açıklamasına göre ise:
["... Allah zalimleri sevmez." "... Zalimler için Allah katında samimî bir dost ve aracılığı kabul edilir bir şefaatçi de yoktur."] (6)
f) Sözlü veya yazılı anlaşma ile belirli bir ödeme şekli tesbit olunmamışsa, işçi ücretini geciktirmeksizin ödemek mümin işverenin görevidir.
Peygamberimiz bu mevzuda şöyle buyurmuşlardır:
“İşçiye ücretini teri kurumadan veriniz.”(7)
Gerek borçlarımızı ödemede ve gerekse işçi ücretlerini vermede imkân varken erteleme cihetine gitmek büyük bir günahtır. Zira peygamberimiz “Ödeme gücü olanın ertelemesi zulümdür.”(8) buyurmuşlardır.
g) Mümin işverenin mühim bir mükellefiyeti de çalıştırdığı işçilerine işveren oluşundan ötürü bir üstünlüğü olmadığını bilmek, işçilerine mümin kardeş, arkadaş ve komşu gibi davranmaktır.
İşveren işçisinin bir anlamda arkadaşı, bir anlamda ise komşusu olduğunuda bilmelidir. Allah komşuya ve arkadaşa ikram edilmesini ve yardımda onların tercih edilmesini emir buyurmuştur. İşveren Rabbinin rızasını kazanmak için en yakın komşusu ve arkadaşı durumunda olan işçilerine yakından ilgi göstermelidir. Dertleriyle dertlenmeli, sevinçlerine iştirak etmelidir. İman kardeşi, komşusu ve arkadaşı aynı zamanda işçisi olan insanlara yardımcı olmayan, şefkat duymayan, mütevâzi davranmayan işverende mümin olarak da işveren olarak da hayır yoktur.
h) İşçinin değil de işverenin hatalı olduğu iş kazalarında işçiye tazminat ödemek de mümin işverenin vazifesidir.
k) Mümin işverenin işçilerine karşı bir yükümlülüğü de onları Hakk’a çağırmak Batıl’dan sakındırmaktır. Bu sebeple işçiler arzulu olmasalar da işveren mümin olarak görevini yapmış olmak için aşağıda değindiğimiz hizmetleri ve benzerlerini yapmakla görevlidir:
1) İşçileri Cuma namazı ve beş vakit namaz kılmaya teşvik etmek. Cami uzaksa ve fabrika çevresinde mescit açılamıyorsa vasıta temin ederek topluca cuma namazına götürmek,
2) Kandiller ve bayramlar gibi önemli gün ve gecelerde dinî ve ahlakî kitaplar hediye etmek,
3) Öğle tatillerinde canlı veya banttan 5-10 dakikalık konuşmalar yaptırıp dinletmek. Bu mümkün olmazsa yetenekli bir işçiye muteber dini bir kitaptan 5-10 dakika okutturup dinletmek,
4) Haftada veya onbeş günde bir ya da ayda bir ilim adamı getirtip dinletmek…
Yukarıda özetlediğimiz işveren görevlerini yapan mümin işverenlere müjdeler olsun.
Zira yapılan iş meşru olur, işçiye karşı görevler de yapılırsa kazanılan paralar helâl, yapılan çalışmalar Âhiret saadeti için yatırım olur.
Mesajımızı bir âyetle bitirelim:
“Ey iman edenler, sözleşmelerinizin gereğini yerine getirin…”
“… Allah’ın sözleşmeler konusundaki emrine aykırı gitmeden korunun. Zira Allah’ın azabı çetindir.”] (9)
KAYNAK: Ali Rıza Demircan, İslâm Nizâmı, Beyan Yayınları, İstanbul, 2008, s: 630-634.
Yazıya aşağıdaki linkten de ulaşabilirsiniz:
(1) R. Salihin B. Kaza-i Havaicil Müslimin Hn. 1.
(2) Ücret malum olmak şarttır (Mecelle, Madde 450).
(3) Sünen-ü İbn-ü Mace, Hadis No: 2442. Kurtubî, 5/190.
(4) Peygamberimiz bir olay üzerine şöyle buyurmuştur: “Ya Eba Zer Harp esirleri olan köleleriniz Allah’ın yönetiminiz altına koyduğu kardeşlerinizdir. Onları yediklerinizden yediriniz. Giydiklerinizden giydiriniz. Yapamayacakları işleri onlara teklif etmeyiniz. Eğer ederseniz onlara yardım ediniz.”
(5) El-Camius-Sağîr “Küllü” bölümü 2/94.
(6) Al-i İmran 57; Mü’min 18.
(7) Sünen-ü İbn-ü Mâce, Hadis No: 2443.
(8) Keşfül-Hafâ, Hadis No: 2315.
(9) Mâide 1-2.
| Sıra     | Yazı Başlığı | Tarih    | Okunma     |
|---|---|---|---|
| 1 | İslam Fıkhı Açısından Borçlanmalarda Enflasyon Farkı | 29.09.09 | 13956 |
| 2 | Ödemeyi Geciktiren Borçluya Maddi Ceza | 29.09.09 | 11655 |
| 3 | Kredi Kartının Taksitlendirilmesi | 29.09.09 | 13885 |
| 4 | Kur’an’da Piyasa ve İnsan Hürriyeti | 11.12.09 | 3097 |
| 5 | İslâm’da İşveren Vazifeleri | 13.09.11 | 1584 |
| 6 | Dâru’l-Harp’ta Faiz | 29.09.09 | 17356 |
| 7 | Borsa | 29.09.09 | 14966 |
| 8 | İslam Hukukunda Yeni Metod Arayışları ve Faiz Örneği | 29.09.09 | 15017 |
Yapılması gereken, düşünülmesi gereken bir konu. Güzel açıklanmış.
Çok güzel anlatmışsınız Allah razı olsun.
“Ben de iman ettim.” diyen, beş vakit namaz kılan, derneklerde aktif insanlar olan avukatların yanında çalıştım. Başta onların tevhidi konuşmalarıyla hak yemeden helal insanlar olduğunu sanıyordum; fakat gördüm ki eşekler gibi üç kuruşa çalıştırıp yorgunluğumu, izin günümü hatta fazla mesai ve bunu sanki görevim gibi görmeye başladılar. Yani onlar için ben 3 kuruşa çalışacak, gel git, yap et anlamında bir köle idim…
Sözde yardım için paralar veriyorlardı sağa sola. Nefislerini ve müslüman hatta müminlik belgeleri için; fakat benim hak ettiğim ücreti istemem, hak görünmüyordu gözlerine! İşte insanoğlu bir avuç toprağın altına gireceklerini düşünemiyorlar.
İşi bırakacağımı dediğimde her şeye boyun eğen, helalinden 3 kuruş kazanan işçilerine gitme diye yalvardılar; fakat bana Kur’an’ın emrettiği adil olmayanın yanında durmamaktı. Öyle de yaptım. Benim için o gün özgürlük günüm oldu; onlar için çok üzüldükleri gün… Çünkü köle yoktu hem de bugünkü günde o paraya satın aldıkları, sabah 8-akşam 7 saatlerinde koşturtacakları, yap, götür, getir, bak, düzenle… Köle yok!!!!
İnanın bu insanlar adaletsizlikleri yüzünden çok şey kaybediyorlar. Kazandıkları ve hak edene vermedikleri para yine de ceplerinden çıkıyor hem de ağlattıkları, kırdıkları, üzdükleri işçilerinin ahlarıyla…
Keşke gerçekten mümince davranan patronlara sahip olsaydık.