SORU: Adetli iken oruç konusunu çok düşündüm; yazınızı okuduktan sonra ayetlerde ve hadislerde “kaza” kelimesinin anlamlarını inceledim. Söylediğiniz gibi çoğunlukla “eda” anlamına kullanılıyor. Ancak Muvatta, Salatü’l-Leyl, 32 ve yine Muvatta, Sıyam 50′de vaktinde yapılmayan bir ibadetin (birisinde namaz, diğerinde oruç zikrediliyor) sonradan yerine getirilmesi “kaza” kelimesi ile ifade edilmiş. Bu bilgiler doğrultusunda düşündüklerimi sizinle paylaşmak istedim: İslam’da sadece “eda” vardır “kaza” yoktur. Bizim “kaza” olarak bildiğimiz şeyler de aslında “eda”dır. Hz. Peygamber, “kaçırılan namazın vakti, hatırladığın zamandır”, buyurduğuna göre kişi o namazı (zaten özürsüz olarak kılmama gibi bir durum söz konusu olmadığı için) ne zaman kılarsa kılsın “eda” olarak kılar. Oruçta da önemli olanın sayının tamamlanması olduğu için o ay içerisinde tutamayacak olanların vakti tutacağı zamandır. Bende “kaza” ile alakalı son oluşan kanaat bu oldu. Öncelikle sizinle paylaşmak ve düşüncelerinizi öğrenmek istedim. Rabbim hepimize doğruyu en doğru şekilde anlayıp uygulamayı nasip etsin. Dualarınızdan eksik etmeyin. Allah’a emanet olun.
CEVAP: قضى kelimesinin ibadetlerle ilgili sözlük anlamı “o ibadeti yapmak”tır. Bu, eski-yeni bütün sözlüklerde de görülebilir. Sorunuzu iki bölüme ayırarak cevaplamaya çalışalım.
1- NAMAZLA İLGİLİ RİVAYET
Muvatta, Salatü’l-Leyl, 32′de geçen hadis şöyledir:
عن مالك انه بلغه أن عبد الله بن عمر فاتته ركعتا الفجر فقضاهما بعد ان طلعت الشمس.
“İmam Malik’e ulaşan bilgiye göre Abdullah b. Ömer, sabah namazının iki rekâtını kaçırmış ve onları güneş doğduktan sonra kaza etmiştir.”
Benzer ifadeler, Peygamberimizden rivayet edilen şu hadiste de vardır:
من نام عن ركعتي الفجر فقضاهما بعد ما طلعت الشمس
“Kim uyuya kalarak sabah namazının iki rekâtını kılamazsa onları güneş doğduktan sonra kaza eder.”1
Tahavî, Peygamberimizin uygulamasını da şu şekilde rivayet eder:
كان النبي عليه السلام إذا فاتته ركعتا الفجر صلاهما إذا طلعت الشمس
“Peygamberimiz sabah namazının iki rekâtını kaçırırsa onları güneş doğduktan sonra kılardı.”2
Tahavî, Abdullah b. Ömer ile ilgili rivayeti de şu ifadelerle nakleder:
ثم انتظر حتى إذا طلعت الشمس و حلت الصلاة صلاهما
“… Sonra Abdullah b. Ömer bekledi, nihayet güneş doğdu, namaz kılmak helal oldu; o zaman o iki rekâtı kıldı.”3
Görüldüğü gibi şu iki ifade aynı anlamdadır:
صلاهما إذا طلعت الشمس
فقضاهما بعد ما طلعت الشمس
İkisi de “güneş doğduktan sonra onları kıldı” demektir.
2- ORUÇLA İLGİLİ RİVAYET
Muvatta, Sıyâm 50′deki rivayete göre Peygamberimizin eşleri Hafsa ile Aişe validelerimiz, nafile oruç tuttukları sırada getirilen bir yemeği yiyip oruçlarını bozmuşlar. Durumu Peygamberimize bildirdiklerinde onlara şöyle demiş:
اقضيا مكانه يوما آخر
“Yerine bir başka gün kaza edin.”
Aynı olayla ilgili olarak Ebû Davûd’da geçen ifade şöyledir:
صوما مكانه يوما آخر
“Onun yerine bir başka gün oruç tutun”4
Görüldüğü gibi her iki rivayetteki قضى kelimesi, ibadeti yerine getirme yani eda anlamındadır. Öyleyse Aişe hadisini buna göre anlamak icabeder.
Muâze dedi ki, Aişe’ye sordum, dedim ki:
ما بال الحائض تقضي الصوم ولا تقضي الصََلاة ؟ فَقَالَتْ: أحَرُورِيَّةٌ أنْتِ؟ قلت لست بحرورية ولكني أسأل. قالت كان يصيـبنا ذلك فَنُؤْمَرُ بقَضَاءِ الصَّوْمِ وََلا نُؤمَرُ بِقَضَاءِ الصََّلاةِ.
“Neden adetli kadın oruç tutuyor da namaz kılmıyor?”
“Sen Harûriyye5) misin?” dedi. “Hayır, Harûriyye değilim ama soru soruyorum” deyince şöyle dedi:”Bizim başımıza bu olay gelince orucu tutmamız emredilirdi ama namazı kılmamız emredilmezdi.”6
Aişe’ye adet görmekte olan kadınla ilgili soru sorulduğundan onun kaza edeceği ibadet, adetli iken yerine getireceği ibadettir. Soruyu soran, adetlinin oruç tuttuğunu biliyor, onun için soruyu şöyle soruyor?
ما بال الحائض تقضي الصوم ولا تقضي الصََلاة ؟
“Neden hayızlı kadın, oruç tutuyor da namaz kılmıyor?”
Verilen cevap da bunun, adetliye verilen bir emir olduğunu şöyle ifade ediyor:
كان يصيـبنا ذلك فَنُؤْمَرُ بقَضَاءِ الصَّوْمِ وََلا نُؤمَرُ بِقَضَاءِ الصََّلاةِ.
“Bizim başımıza bu olay gelince orucu tutmamız emredilirdi ama namazı kılmamız emredilmezdi.”
Kaza kelimesine fakihlerin sonradan verdiği anlam kafaları karıştırmasaydı, Aişe validemizin sözünü, adetlinin adetten temizlenmesinden sonrasıyla ilgilendirmek mümkün olmazdı.
Etiketler: kaza kelimesi, oruç tutmak
| Sıra     | Yazı Başlığı | Tarih    | Okunma     |
|---|---|---|---|
| 1 | Fırsatlar Ayı Ramazan | 30.09.09 | 13043 |
| 2 | Oruçla İlgili Genel Bilgiler | 29.09.09 | 29326 |
| 3 | Hilalin Görülmesi | 29.09.09 | 20131 |
| 4 | Ramazan ve Kur’an | 10.11.09 | 8029 |
| 5 | Teravih Namazı | 10.11.09 | 18370 |
| 6 | Ramazan ve Dualarımız | 10.11.09 | 11187 |
| 7 | Fıtır Sadakası (Fitre) | 10.11.09 | 11013 |
| 8 | Kadir Gecesi | 30.09.09 | 6149 |
| 9 | Oruca Başlama ve Takvimlerimiz | 29.09.09 | 24038 |
| 10 | Kadir Gecesi ve İtikâf | 29.09.09 | 18052 |
| 11 | Adetli Kadının Orucu İle İlgili Şüpheler (Kazâ Kelimesi) | 30.09.09 | 23494 |
| 12 | Oruç Fidyesi | 30.09.09 | 8391 |
| 13 | Adetli Kadının Orucu ve Namazı | 29.09.09 | 57564 |
| 14 | Adetli Kadının Orucu İle İlgili Şüpheler | 30.09.09 | 21072 |